YAZARLAR

Başak Demirtaş'a yapılanı kınayan ezikler!

Başak Demirtaş'a karşı yapılan o paylaşımı kınamak, bir kadına yapılan cinsiyetçi ve ahlaksız bir paylaşımı kınamanın ötesinde bir anlam ifade etmez.

İki gündür Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ve muhafazakar camiadan bazı siyasetçiler Başak Demirtaş'a sosyal medya üzerinden yapılan çirkin paylaşımı kınadı diye yemedikleri dayak kalmadı. Ne özür dilemedikleri kaldı, ne ezik olmadıkları ne de yalaka. 

Başak Demirtaş'a karşı yapılan o paylaşımı kınamak, bir kadına yapılan cinsiyetçi ve ahlaksız bir paylaşımı kınamanın ötesinde bir anlam ifade etmeyeceği gibi bir ezikliği de ifade etmez. 

Niye bilmiyorum ama muhafazakar camiada böyle bir algı var.

Bu tarz kınama mesajlarını muhafazakar camia dışında pek göremediğimiz için olsa gerek bu arkadaşların gücüne gidiyor yapılanı kınamak. Ona da "eziklik" diye bir kılıf bulmuşlar, biri duyarlılık gösterdiğinde hemen "eziklik, duyar kasmak" gibi küçümseyici etiketleri  yapıştırıveriyorlar. 

Bu tavır maalesef kronikleşti artık.

Bunu Sevda Noyan meselesinde de görmüştük. Haber 7 özür diledi diye linç edilmişti. 

Bu hastalık malesef  dindar insanları da bir virüs gibi sarmış durumda. Kendi dinlerinin telkin ettiği ahlak üzere değil de karşı mahallenin edepsizliği ve yüzsüzlüğü üzere hareket etmeyi övüyor, göklere çıkarıyorlar. Üstüne bir de aksini yapanlara "ezik" falan diyorlar.

Bu ayar nasıl bu kadar kaçtı, kriterleri ne zamandan beri düşman gördüklerinin ahlak/sızlığı belirliyor vallahi ben şaşıyorum.

Söylediklerim size fazla nahif gelebilir, kendinizi bir savaşta da görebilirsiniz ama savaş bile olsa ahlaki duruşundan ödün vermek çok net ifade edeyim ki bana müslümanca gelmiyor. 

Şayet bir yerde kompleks aranacaksa asıl bu tavırda aranmalı. Daha önce de yazdım "Onlar yapmıyor biz de yapmayalım" tavrıdır kompleks olan. Yoksa insan neden kendi duruşu, ilkeleri ve değerleri dururken karşıdakine göre şekillensin ki? 

Buna çok itiraz edeniniz olacak biliyorum ama benim şahsi kanaatim de tavrım da budur.

İnsanın düşmanı da olsa bazı durumlara karşı yapılanı tasvip etmediğini belirtmesini önemsiyorum ve bu konuda "düşmanıma benzememenin" asla bir eziklik olduğunu düşünmüyorum. 

AHKAM KESİYORLAR DA NE OLUYOR?

Evet, Canan Kaftancıoğlu dahil sol ve laik kesimden belki sayısız insan Sayın Cumhurbaşkanımızın annesine, eşine, kızına yapılan hakaret ve küfürleri bırakın kınamayı ortak olmuşlardır.

Muhafazakar kesimden birçok kadın hergün sosyal medyada ne hakaretlere küfürlere maruz kalıyor.

Bir kere kınadıklarını ya da geçmişte yaptıkları nedeniyle özeleştiri verdiklerini görmedik. Görmediğimiz gibi bir de kendileri dışında herkesten duyarlılık bekleyip, utanmadan çağrıda falan bulunuyorlar.

Şimdi bu onları daha mı vicdanlı, duyarlı, insani yaptı? Elbette hayır.

Herkes kendi ahlakını koyuyor ortaya işte.

Bir de sorsanız kadın hakları konusunda da en başı çekerler, bir tek onlar kadınların haklarını savunur... Ne ahkamlar ne ahkamlar...

Ama olmuyor işte, bu tek taraflı duyarlılıkları ve riyakarlıklarıyla kabak gibi ortadalar. Herkes görüyor bu samimiyetsizliği. 

Ve fakat yineliyorum; Bu ahlak benim ahlakım değil. Beğenen alsın tepe tepe kullansın.

Benim için tarafına, mahallesine bakmadan bir kadına yapılan çirkinliği kınamak/kınayabilmek ahlaki bir ayrışmadır. Ben bunu yapmayanlardan ayrışmadığım gün kendimi kötü hissederim, yaptığım gün ezik değil. 

Onun için Sayın Adalet Bakanı'nın kınama mesajını da yerinde buluyorum. Bu mesaj üzerinden Abdulhamit Gül'ü dövmeye kalkanların bunu özellikle "özür diledi" şeklinde gösterme çabalarının da ayrıca art niyetli durduğunu belirtmek istiyorum. 

Haaa ama derseniz ki "iyi de kardeşim niye bu duyarlılık hep karşı mahalleden biri mağdur olunca ortaya çıkıyor"

İşte orada duralım!

Sorgulanacak bir yer varsa tam da burasıdır. 

MUHAFAZAKAR CAMİANIN KADINLARI NEDEN HEP SAHİPSİZ?

Maalesef muhafazakar camia; buna medyacısı, siyasetçisi, vatandaşı da dahil, kendi mahallesinden kadınların mağduriyetlerine son derece duyarsızdır.

"Evin kızı" olunca kıymetiniz de olmuyor bu cenahta maalesef. 

Kıymetli olabilmeniz için güçlü bir erkeğin "bir şeyi" olmanız gerekiyor.
Eşi, annesi, kızı vs...

Ancak o zaman size yapılan bir haksızlık ya da hakaret varsa ses çıkarıyor mahalle sakinleri. O da işte ne kadar çıkarsa...

Onun dışında çok üzgünüm ama muhafazakar camianın kadınları sahipsizdir, kimsesizdir...

Hep kendi kendilerine ayakta kaldılar, kalıyorlar; bu AK Parti iktidar olmadan önce de böyleydi, 18 yıllık AK Parti sürecinde ve bugün de böyle. 

Onun içindir ki Başak Demirtaş için verilen kınama mesajlarının ardından özellikle  de kadınlardan adeta bir feryad yükseldi.

Sosyal medyada kendilerine gönderilen küfür ve hakaretleri paylaşmak zorunda kaldılar. Ve haklı olarak isyan ettiler. "Neden kimse bizim için sesini çıkarmadı, çıkarmıyor?" diye.

Sonuna kadar da haklılar bu konuda. 

Çünkü karşı mahallede bir kadın mağdur olduğunda hem kendi mahallesi hem de muhafazakar mahallenin sakinleri tepkisini ortaya koyuyor. "Ama'lı ya da ama'sız" farketmez, neticede bir ses yükseliyor. ( Farketmez diyorum çünkü onu bulamayanlar da var! )

Fakat muhafazakar camianın kadınlarına kendi mahallesi sahip çıkmıyor ki karşı mahalle sahip çıksın. 

Özeleştiri ve kınama bağlamında illaki bir eleştiri yapılacaksa belki de buradan başlanmalı!

Neden kendi mahallesinin kadınlarına karşı "evin kızı" muamelesinden bir adım öteye gidemeyen bir yaklaşıma saplanıp kaldı bu mahallenin abileri acaba?

İLLA CHP/HDP TAYFAYI ÖRNEK ALACAKSANIZ BİR DE BURDAN BAKIN! 

Son olarak kendini sürekli karşı gördüğü tarafın tavır ve söylemine göre şekillendiren arkadaşlara bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Madem sürekli kıyaslama yaparak ilerlemekten yanalar o zaman arada bir olumlu örnekler üzerinden de kıyaslama yapsalar fena olmayacak.

Hatırlarsınız İstanbul seçimlerinde Binali Yıldırım'ın eşi Semiha Yıldırım'a özellikle başörtüsü ve giyim tarzı nedeniyle hakaretler edilmiş, linç girişiminde bulunulmuştu. O dönem Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu çıkıp yapılanı kınamış ve Semiha Yıldırım'ın yanında olduğunu belirtmişti. 

Belki içlerinde başörtüsü düşmanı olan, Semiha Yıldırım'ın giyim tarzını asla tasvip etmeyen insanların da olduğu CHP seçmeni; medyasıyla, sosyal medyasıyla  Dilek İmamoğlu'na dönüp de parmak sallamadı. 
Aksine bu duruşu "ne kadar özgürlükçü, demokratik, duyarlı vs" diyerek göklere çıkardı, alkışladı da alkışladı. 

Bilmem anlatabildim mi?

twitter.com/Htckubra 

Facebook Hatice Kübra 

Instagram Hatice Kübra

Yorumlar 3 yorum