Eğer Erdoğan'ı azıcık seviyorsanız...

Eğer Erdoğan'ı azıcık seviyorsanız...

İktidara yakın bazı köşe yazarları CHP içerisindeki FETÖ’cüleri işaretlemeye merak sardılar. 

Pokemon Go oynar gibi, yönlerini CHP’ye dönüyorlar. Kim, nerede, ne zaman FETÖ’ye yazılmış hikâye ediyorlar.

Bence hiç sakıncası yok.

Saydıkları CHP’li isimler arasında kuşkusuz ki FETÖ’cü vardır, FETÖ’cü olmadığı halde Gülen’in CHP üzerindeki gücünden yararlanmak isteyen vardır.

Sadece, tüm saflığıyla Pensilvanya’ya turistik gezi niyetiyle gitmiş olan da vardır.

Bunların hiç biri olmayıp, sırf köşe yazarının kişisel kini nedeniyle araya karıştırılmış isimler de vardır.

Elbette CHP içindeki FETÖ’cüleri ortaya sermeye ben de en az o köşe yazarları kadar hevesliyim de.

CHP’de FETÖ’cü avına çıkmış yazarlarla aramızda bir fark var:

Ben kendi evimin önünü temizleme derdindeyken onlar, kendi evlerindeki halı altına, kapı ardına tıkıştırılmış çöpler dururken bizim evin önüne süpürge sallıyorlar.

İçlerinde geçmişte FETÖ karşısında el pençe divan durmuşlar olan bu köşe yazarlarını uyarmak gerekiyor:

Eğer ki Recep Tayyip Erdoğan’ı birazcık seviyor, önem veriyorsanız ona yapacağınız en büyük iyilik kendi mahallenizde yapacağınız temizliktir.

Çünkü FETÖ ile mücadele, Türkiye için olduğundan çok daha fazla biçimde Erdoğan için varlık yokluk mücadelesidir.

CHP’de FETÖ’cü olsa ne olur olmazsa ne olur…

İktidar yanlısı köşe yazarlarına bu gerçeği bir kez daha hatırlatmak lazım gibi.


KENDİ OKURUMA NOT:

Tarihi kişilikler için düzenlenen anma törenlerini gündeme oturtmanın, kripto FETÖ’cülerin gündemi değiştirme hilesi olduğu konusunda Soner Yalçın’ın uyarısı dikkate değer.

 
MERAL AKŞENER’İN FİKRİ DOĞRU, UYGULAMASI YANLIŞ

Meral Akşener Cumhurbaşkanına faks çekerek, bizim siyasal iletişim derslerindeki “strateji” başlığı için müthiş bir örnek vermiş oldu. 

Genelde öğrenciler “fikir” ve “uygulama” konusunu anlamakta zorluk çekerler. Onlara göre “fikir” iyiyse bir şekilde tutar. 

Bize göre, “iyi fikir” alt dayanaklarla beslenerek uygulanmazsa tarihin çöplüğünü boylar.

Meral Akşener örneğine gelelim.

Elinde iyi bir fikir varmış: MHP’li muhaliflerin gözaltına alınmasına itiraz etmek için “Onları değil beni gözaltına alın” meydan okuması.

Bu güçlü fikri, çıkıp kamuoyu önünde dillendirmek yerine, gayet de naif biçimde Cumhurbaşkanına faks çekerek harcamış.

Akşener gibi deneyimli bir siyasetçi, iletişimin öneminin farkında olan biri böyle bir hatayı nasıl yapabilir?

Nasıl oluyorsa oluyor, bu ülkede siyasette tırmanışa geçen isimler şaka gibi uygulamalarla kendi ayaklarına kendileri dolanıyor.

PROTESTO KÜLTÜRÜ

Oldum olası ülkemin protesto kültürünü yüzeysel bulurum. Bir o kadar da özensiz.

Oysa iyi bir protesto etkisini katlar.

(Mesela, “şortlu kadına tekme” konusunda en anlamlı protesto önerisi Beşiktaş kongre üyesi Hasan Cansızoğlu’ndan geldi. Erkekleri şort giyip kartal heykeli önünde toplanmaya çağırdı.)

Diyorum ki, protesto ederken “sana ne” gibi sokak ağzı kullanmasak.

Protestocuları CHP’li kadınlar diye kategorize etmesek.

Gıcık edici değil, ikna edici bir dil kullansak.

Öküz hareketlere, yaratıcı hamlelerle yanıt versek.

CHP’Lİ BELEDİYELERDE İŞ VAR, SES YOK

Genel denklem şöyledir; biri çok yapar az satar, biri az yapar çok satar.

CHP’li belediyeler genelde çok yapıp az satarlar.

Mütevazıdırlar.

Yaptıklarının göze sokulacak bir şey değil, bir görev olduğunu düşünürler.

Halkın görü, yaşayıp anlayacağına inanırlar.

Naiftirler, çocuksu bir iyimserlikleri vardır.

Her yumurtlamadan sonra tavuk gibi gıdaklamazlar. Melih Gökçek gibi Twitter’a sarılmazlar.

Siz hiç Milas Belediye Başkanı Muhammet Tokat ismini duydunuz mu?

Bodrum’un gölgesinde kalan komşusu Milas’ı ve Türkiye’nin en güzel sahillerine sahip Ören’i, muhteşem manzarasıyla Güllük’ü gezin.

Muhammet Tokat, dünyanın en güzel koylarından Ören’i, Avrupa klasında bir tatil beldesi yapmış.

Yol boyu palmiyeleriyle, belediye görevlilerinin tutumu, yaklaşımı, yüzlerce şezlongun halkın hizmetine sunumu, “çimlere basmayınız” uyarısı yerini “çimlere havlu atıp güneşlenin”e bırakmış.

Özeti şu: Siz plajında kitap tezgâhı açan kaç belediye biliyorsunuz?

Harikalar yaratan Muhammet Tokat adını bir kenara yazın.

Sesim oraya geliyor mu CHP yönetimi?

BOZULMA

Her şeyi anlıyorum, anlamaya çalışıyorum da…

Eğitiminin üzerine titrenen, halkının yemeyip yedirerek okuttuğu bu ülkenin pırıl pırıl subaylarının eğitimi şaibeli, dünyası sınırlı, çay ocağı bile işletemeyecek “Hava Kuvvetleri imamı”ndan emir almasını anlayamıyorum.

AKLIMDA KALAN

Sözü var, yeri dar adam Ban Ki-Moon: Son yılların en yerinde, en şık çıkışını yaptı BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon. “Suriye’deki katliamları fonlayan, planlayan ve gerçekleştiren hükümetlerin temsilcileri bugün bu salonda bulunuyor” dedi. Aynı hükümetlerin, kendi örgütünü de fonlayanlar olduğunu bile bile şamar gibi sözler. Ama Ban Ki ne yapsın ki, birincisi o hükümetler teflon gibi, söylenen üzerlerine yapışmıyor. İkincisi, BM’nin katliamları durduracak hiçbir yetkisi ve gücü, sözden başka aracı olmadığından laf pazarında ağız yoruyor.