Tebdil-i kıyafet, Özlem Gürses’e küfür ve döneklik üzerine

Hadi Özışık hadi.ozisik@internethaber.com

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her fırsatta AK Parti yönetici ve milletvekillerine. “Sahaya inin, halka dokunun” talimatı veriyor. Erdoğan’ın bu talimatı sonrası sahaya baktığımızda karşımızda AK Partililer’den çok muhalefetin olduğunu görüyoruz. 

İYİ Parti lideri Meral Akşener uzun zamandan beri sahada. Karış karış Türkiye’yi geziyor, ayak basmadık il, ilçe kalmadı neredeyse. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ittifak ortağına ayak uyduramasa da, milletvekillerini halkın ayağına gönderiyor.

Ali Babacan bile halktan kopuk değil aldığı tepkilere rağmen. Ahmet Davutoğlu da medyada kendine yer bulamasa da, sahadan ayrılmıyor…

AK Parti yöneticileri ve milletvekilleri ne yapıyor peki?
Onlar da sokakta…
Tebdil-i kıyafetli halde…
Yani tanınmayacak şekilde milletin arasına karışıyorlar. Sıradan bir vatandaş gibi, halkın sorunlarını dinledikten sora, rapor edip Erdoğan’a sunuyorlar!
AK Parti’nin teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcısı Erkan Kandemir söylüyor bunları.

Niye tebdil-i kıyafet peki?
Bilen varsa beri gelsin!

Tebdil-i kıyafet giymeyenler de var; Hüsniye Erdoğan gibiler. Onlar da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zamları göğsünde nasıl yumuşattığını anlatıyor halka:

- Zamlar mini mini yapılıyor!

Sahada değil ama ekranda!

Biz bunları dile getirdiğimizde “dönek” oluyoruz.
Gerçekleri anlatmak, doğru yolu göstermek döneklik ise eğer… evet ben döneğim kardeşim. Sen bir kadın gazeteciye ağıza alınmayacak küfürler edeceksin, bu ülkenin savcıları senin ettiğin küfürleri eleştiri olarak kabul edecek. Ben buna isyan edince de senin nazarında dönek olacağım…

Ben döneğim kardeşim!

Senin gibi birinin davasıyla, diniyle, imanıyla benim işim olmaz.
Kibir sende, riyakarlık sende, haram lokma yemek sende, küfür sende, hakaret sende… Kul hakkına giren sen, cebini dolduran sen… Ama ben haksızlık karşısında susmayınca oluyorum dönek öyle mi?

Vay efendim ben Özlem Gürses’i nasıl savunurmuşum!

Özlem Gürses’in Özışık kardeşlere yaptığı haksızlığın haddi hesabı yok.  Haksızlık da etse, o bir anne… Bir anneye sanal kabadayılık yaparak edilen haksızlığı burada dile getirdim diye beyefendi bana “dönek” diyor…

Kendi gibi benim de  Özlem’e edilen o küfür için “OH” dememi bekliyor! Demiyorum kardeşim; çünkü aynısı bana yapıldı, yapılıyor. Ölmüş babama, yaşlı anneme, körpe torunuma edilen küfürleri… bana aileme yapılan hakaretleri yaşayan biri olarak Özlem’e yapılanınalçaklık olduğunu söylemem döneklik ise ben döneğim kardeşim.

Yeter artık!

Herkes ali kıran başkesen olmuş!
Herkes racon kesiyor…
Herkes kibir abidesi olmuş!

Yeter artık!

Dönekmişim!

Biz burada bu mücadeleyi verirken, sen küfürden hakaretten başka bir şey yapmıyorsun. Sen iyi ben kötü öyle mi? Sen bizim ne yaşadığımızı biliyor musun? Bize yapılan kahpeliklere karşı ne mücadeleler verdiğimizi biliyor musun? Uğradığımız haksızlıkları biliyor musun? Rızkımızın kibir abideleri tarafından nasıl kesildiğini biliyor musun? “Küçük dağları ben yarattım” havasındaki büyük biraderlerin bizi nasıl boğmak istediğini, 60 kişinin çalıştığı bu kurumu batırmak istediklerini biliyor musun? Dört koldan bir mücadeleyi biz verelim, sen klavye başında delikanlılık yap ve bizi döneklikle suçla…

Hadi oradan ahlaksız herif!