Cenk Açık’ın kimliğini açıklıyorum

Cenk Açık’ın kimliğini açıklıyorum

Uzun zamandır bu köşede Cenk Açık imzasıyla yazılar kaleme alıyorum.

Bu ismin müstear olduğunu bilmeyen sanırım çok az kişi vardır. Hatta birçok kişi, kim olduğumu da biliyordur. Çünkü bugüne kadar beni arayıp ta ‘Cenk Açık sen misin’ diye soran herkese ‘evet benim’ dedim. Bugün bu ismi neden kullanma ihtiyacı hissettiğimi, niçin artık kullanmaktan vazgeçtiğimi, ne yapmaya çalıştığımı madde madde açıklayıp yoluma kaldığım yerden devam etmek niyetindeyim.

 1- Cenk Açık olarak yazıyordum gerçekte Levent Gültekin'im.

2- Medyada iyi, esaslı, itibarlı, klas işler yapmak için yıllardır bir çaba sarf ediyorum. Bunun, içinde bulunduğum çevreyle artık mümkün olmadığını anlayınca kişisel bir uğraş içerisine girmeye karar verdim.

3- Yazı yazmaya başladığım sırada, medyada üst düzey yönetici pozisyonundaydım. Bir nüfuz transferi yapmayayım, söyleyeceklerim önyargılara feda edilmesin; konumum, kimliğim değil, sözümün tesiri ortaya çıksın istediğimden, gerçek adımı kullanmama kararı aldım.

4- Köşe yazarı olma hevesinde de değildim. Türkiye’de olup bitene dair söyleyecek sözüm vardı. Birkaç cümle söyleyip çekilmek geçiyordu aklımdan. Gelgelelim yazdıkça yazılması gereken yeni konular doğdu. Günümüz medyasının interaktifliği de, yazmayı bir tür söyleşi niteliğine büründürdü. Ve devam ettik.

5- Eleştirilerime, itirazlarıma, önerilerime makul bir karşılık veremeyenler; ‘cesaret’ ve ‘cüretimin’ müstearla yazmamdan kaynaklandığı yaygarası kopardılar. Halbuki “gündüz adam, gece kurt” olmadım. Bir tür Dr. Jeykll -  Mr. Hyde durumu yoktu. Ne yaptığımın bilincinde, Ne dediğimin farkındaydım.

6- Yazdığım yazıların hepsine bir de bu gözle bakabilirsiniz. Bilerek, isteyerek kimseye haksızlık etmedim. Bilmeden, istemeden kırdıklarımdan da, efendice özür diledim.

7- Niçin gazeteciler.com’da yazıyorum? İnternethaber yayın grubunun, medyanın açıkça kamplaştığı bir ortamda alternatif olarak görülen internet medyasının bağımsız, istikrarlı, hesapsız, tarafgirlikten uzak en önemli portalı olduğunu düşündüğüm için.

8- Şu da var: Muhalif yazarların bariz bir biçimde susturulduğu şu günlerde, yazmayı sürdürmek aynı zamanda şahsiyet sahibi olmanın bir gereği gibi görünüyor bana.

9- Bir şey olmak için değil, bir şey yapmak için başladım bu işe.

Şimdi, Cenk Açık gömleğimi çıkarıyorum. Levent Gültekin olarak yazmaya devam ediyorum.

 

Kur’an-ı Kerim sadece Afganlara mı  indi?

 
Afganistan’daki NATO üssünde bulunan ABD askerleri geçtiğimiz hafta Kur’an-ı Kerim yaktı. Sanırım bundan haberdarsınız.

Her ne hikmetse bu olaya Türkiye’de gerekli tepki verilmedi. Sadece Afganistan'da halk şiddetli bir tepki koydu ortaya.

Türkiye'de ise genelde medyada, özel olarak da dini kimlikle varlık göstermeye çalışan kesimlerde ABD’nin bu eylemi karşısında bir sessizlik hakim.

Muhafazakar medya bu aralar MİT tartışması  üzerinden bir ayrışma yaşıyor. AK Parti’ye politik destek veren gazeteler ile Gülen cemaatine yakın gazetelerin arasına MİT girdi. Türkiye içi meselelere artık farklı bir gözle bakıyorlar.

İşte son günlerde birçok konuda ayrışma yaşayan ‘yeni medya’, NATO’nun şemsiyesi altındaki bu skandal karşısında sessiz kalmak konusunda birleşti.

Meseleleri dini argümanlarla ele alan  Zaman gazetesinde şöyle esaslı bir tepki göremedik.

Zaman meseleye girmedi ama diğer taraftan Yeni Şafak ve Star’da da kayda değer bir tepki görmedik. Niçin? Ne oluyor?

Bu tuhaf sessizlik sadece gazetelerde, TV’lerde değil. Dindar yazarlarda da bir suskunluk hakim.

Kimse doğru düzgün bu konuya girmedi. Ne oldu? Hassasiyetler iyice köreldi mi?

Yoksa NATO veyahut ABD’nin Türkiye’de bizim bilmediğimiz bir dokunulmazlığı mı var?

Niçin Türkiye’de her meselede din kozunu masaya koyanlar, ABD’ye bu konuda adam gibi bir söz söylemediler.

Nedir bu sessizliğin altında yatan?

Nasıl bir hesap içerisinde bu arkadaşlar?

Din konusunda mangalda kül bırakmayanların Kur’an’a yapılan bu saldırı karşısında gömüldükleri sessizliğe dikkatinizi çekmek istiyorum.

Çünkü Türkiye’de medya istediği zaman habere yorum katıp bir tutum belirleyebiliyor. Meselenin içinde ABD olunca, bu defa sessizlik oldu.

Türk medyası böyle bir olayda tutum belirlemeyecekse ne zaman belirleyecek ki?

Sadece medya mı suskun? Ya dışişleri bakanımız? Siz Ahmet Davutoğlu’ndan bu çirkeflik karşısında şöyle sağlam bir söz duydunuz mu?

Görünen o ki iç meselelerde yaşanan tartışmalarda arkayı sağlama alma yarışı var. Kimse ABD’yi küstürmek istemiyor. ABD iktidar savaşı üzerinden dindar kesimi rehin aldı. İçeride MİT üzerinden başlayan iktidar savaşının  verdiği asıl zarar burada kendini gösteriyor.

Türkiye’de hem dinin savunucusu, koruyucusu, 'kullanıcısı' pozisyonunda olup hem de Kur’an’a yapılan saldırıya, hakarete  ses çıkarmamak gerçekten anlaşılır gibi değil.

Eskiden böyle değildi. Bu tür hakaretler karşısında esaslı tepki koyuluyordu.

Fakat bu sefer ilginç hal var medyada.

Yok, ben hamaset yapmalarını bekliyor değilim. Kendi konumlarını sağlama almak için dini kullandıkları kadar, dinin kaynağına yapılan saldırıda da hassasiyet göstermelerini bekliyorum. Hepsi bu.

www.twitter.com/acikcenk