Aman kızım yazma!

Aman kızım yazma!

Benim anne 75'ine merdiven dayamış bir köylü kadını...
Ömrü Sivas'ta geçmiş...
Memleketi dışında çıkıp gördüğü tek kent İstanbul...
Her kış gelir...
Bahar güneşini gördümü "ben evime gideyim" diye tutturur...
Kışları bizim evde 'annemin kahkaha attıran' TV yorumları meşhurdur...
Akşama kadar TV izler...
Ajansı hiç kaçırmaz...
Akşamları da sanki kızı gazeteci değilmiş, hiç birşeyden haberi yokmuş gibi Türkiye'de ne olmuş ne bitmiş anlatır...
Geçen haftaya kadar en büyük derdi Libya'ydı...
Bir gün akşam eve vardım başladım geyiğe:
-"Eee anne bugün Libya'da ne oldu?"
-"Aman kızım kapattım televizyonu buralara da gelir bu isyancılar neme lazım"...
Önce anlamadım sonra koptum...
Bizimki başa çıkamamış Libya endişesi ile çareyi haberleri izlememekte bulmuş...
İzlemeyince "sorun" kalmayacak ona göre...
***
Anadolu insanı...
Bir ana...
"Evhamlıdır"...
Akşam "şuna çaktık" diyecek olayım...
-"Aman kızım yazma başına bir iş gelir..." der...
"Benzine yine zam gelmiş yuh artık" diyecek olayım...
-"Aman kızım küfretme, başına bir iş gelir" der...
Bende:
-"Aman anne ya ben gazeteciyim doğruyu yazınca insanın başına niye bir iş gelsin. Niye hep kötü düşünüyorsun" der hafiften de ifrit olurum...
"Evhamı" bana komik gelirdi.
Ama şimdi komik gelmiyor...
Hem de hiç...
Cuma akşamı kapıdan girdim annem başladığı ajansı vermeye:
-"Kızım gazetecileri almışlar gördün mü? Vah! Vah! Birinin de karısı hastaymış, bayılmış... Ergenekon mu neymiş ondanmış onlarda..."
Lafın devamını biliyorum...
-"Aman kızım sen yazma neyse o... Zengin arabasını dağdan aşırır fukara düz yolda şaşırır... "
Bu kez diyemedim...
-"Aman anne bana ne olacak... Ben haberciyim..." diyemedim...
İlk kez sustum...
Çünkü bu ülkede suçlu olmak için illa suç işlemek gerekmiyor...
Annemin yılların deneyimiyle gördüğünü...
Ben yeni gördüm...
-"Haklısın anne" deyip sustum...