GÜNDEM

Yusuf Kaplan: "Eğitim" bir araç olarak yerini medyaya kaptırdı

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan'a göre "Eğitim, toplumu modernleştirici, dönüştürücü, ruhköklerini sökücü bir araç olma özelliğini medyaya kaptırdı. Öte yandan medya "popüler kültürün estetize ederek kolonize edici, zihinlerimizi işgal edici saldırısının yegâne vasıtasına dönüştü.

Yusuf Kaplan: "Eğitim" bir araç olarak yerini medyaya kaptırdı

Yeni Şafak gazetesi yazarı Yusuf Kaplan, bugünkü köşesinde "Toplumun ruhunu kurtaracak köklü reformlar yapılmazsa, toplumun çöküşünü durdurmak zorlaşır!" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Kaplan, burada "Katı laiklik biçimlerinin yerini yumuşak sekülarizme bıraktığını" söyleyerek bu noktada "Eğitimin, toplumu modernleştirici, dönüştürücü, ruhköklerini sökücü bir araç olma özelliğini medyaya kaptırdığını; medyanın aynı zamanda "popüler kültürün estetize ederek kolonize edici, zihinlerimizi işgal edici saldırısının yegâne vasıtasına dönüştüğünü söyledi:

KATI LAİKLİKTEN YUMUŞAK SEKÜLARİZME

Dünyanın sosyal yapısı, anlam haritaları, değerleri en güçlü, en sağlam, en sarsılmaz toplumu biziz; daha doğrusu 1980’li yıllara kadar bizdik. 1980’lerdeki ekonomik liberalleşme, Cumhuriyet tarihi boyunca uygulanan katı laikleşme biçimlerini buharlaştırdı, yerine yumuşak sekülarizm biçimlerini yerleştirdi. Katı laikleşme biçimleri, dışardan, tepeden, yukarıdan bir sosyal ve kültürel mühendislik projesiydi: Toplumu zorla belli bir kalıba, İslâm’dan arındırılmış bir yola, çıkmaz sokağa sokma girişimiydi.

Bu tepeden inmeci, katı laiklik projesi, tutmadı, geri tepti; toplumun derinlerde köksalan, diri olan, yaşayan, dışarı fırlayacağı zamanı kollayan genetik kültürel kodlarının, anlam haritalarının suyüzüne çıkmasını kışkırttı...

Modernitenin katı laiklik biçimleri, yerini postmodernitenin ayartıcı, her şeyi çözücü yumuşak sekülarizm biçimlerine terketti.

MEDYANIN "MERKEZİLİĞİ"

Ne olduysa bundan sonra oldu işte: Eğitim, toplumu modernleştirici, dönüştürücü, ruhkökleirni sökücü bir araç olma özelliğini medyaya kaptırdı. Kültür de, değerler de, zevkler ve beğeniler de popüler kültürün estetize ederek kolonize edici, zihinlerimizi işgal edici saldırısının yegâne vasıtasına dönüşen medya tarafından şekillendirilmeye, daha doğrusu her şeyin ruhu çalınmaya, içi boşaltılmaya başlandı.

TOPLUMUN RUHUNU KURTARMAK VE YENİ BİR DÜNYA KURMAK

Toplum, ayartıcı postmodern medyatik kültürün saldırısı altında... Bütün dayanak ve tutamak noktaları tuzla buz olma tehlikesiyle karşı karşıya. Direnç noktaları yerle bir olma tehlikesiyle karşı karşıya... Tanzimat’la yönünü, Cumhuriyet’le yörüngesini yitiren toplum Özal’lı yıllardan bu yana, özellikle de AB Uyum Yasaları denen bizim değerlerimize, toplum yapımıza, kültürel genlerimize yukarıdan müdahale anlamına gelen lanet olası yasaların hızla uygulamaya konulmasıyla toplum ruhunu yitirme tehlikesiyle karşı karşıya...

Toplumun ruhunu kurtarmak ve yeni bir dünya kurmak gerekiyor...

Eğitim, hukuk ve ekonomide yapılacak reformlar toplumun ruhunu kurtarma, taze ve diriltici bir ruhla donanma atılımlarına dönüşmez de, sadece maddî, ekonomik endeksler açısından gerçekleştirilmeye çalışılırsa, toplum bu son toparlanma şansını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir...

Yazının tamamı için tıklayınız

Yorumlar