GÜNDEM

Türkiye'yi kuşatan riskler ve fırsatlar

Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, tarihsel hatırlatmalara yer veren 'Türkiye'yi kuşatan riskler ve fırsatlar' başlığıyla dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Türkiye'yi kuşatan riskler ve fırsatlar

Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. “Yarınki Türkiye”yi düşünmeliyiz" diyen Dilipak, "Bunun için   bugün, 3 kıtaya yayılmış bir imparatorluğun varisleri olarak çoğulculuğu içimize sindirmemiz, katılımcı, çoğulcu ve şeffaf, adaletten, barıştan, hürriyetten yana, herkesin malı, canı, namusu, aklı, inancı ve neslinin güvende olduğu, insan haklarına saygılı bir hukuk devletini inşa edebilmemiz için, önce farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşama iradesine sahip çıkmamız gerek." ifadelerini kullandı.

İşte o yazı:

Her risk ve kriz, aslında beraberinde bir fırsatı da getirir. O risk ve krizi doğru yönetirseniz, orada zafer, başarı ve erdemli bir hayatın sırları vardır. Bu anlamda şu sıkıştığımız bir avuç toprak muhteşem imkanlara sahiptir.

Düşünün Hz. Adem’den beri meskun bir toprakta yaşıyorsunuz. Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Lut, Hz. Yakup, Hz. Eyyub, Hz. Yusuf’un hayatı bu coğrafya ile ilgilidir. Bu coğrafya vahyin coğrafyasıdır. Daha eski bir uygarlık yok. Bu anlamda her insan bir şekilde ata toprağı olarak biraz Anadoluludur.

Bizimkiler hâlâ kendilerini bu toprakların işgalcisi olarak görüyor sanki. Çünkü öyle uydurma bir tarih bilgisi ile eğitiliyorlar. Fatih’in Ermeni patrikliğinin kurucusu olduğunu bilmezler mesela, anlatsanız da anlayamazlar. Fatih’in (Kahbe) Bizansı (!) yıktığını zannederler. Mesela Fatih’in Bizans’taki, bölgedeki Ortodoksların da desteği ile işgalci Latinlere ve onların işbirlikçisi darbeci siyaset ve sermaye grublarının elinden Bizans’ı kurtarıp kendisinin Doğu Roma Bizans’ın imparatoru olduğunu da bilmezler. Kur’an-ı Kerim’de “Rum suresi” vardır, mesela, bu kişiler “Ahiyan-ı Rum, Baciyan-ı Rum, Gaziyan-ı Rum” ne demek bilmezler. Mevlana neden “Rumi”dir bilmezler. Bilmediklerini de bilmezler.

Dünyadaki 200 ülkeden 110 tanesinin Hilafete bağlı topraklar olduğunu da bilmez. Bırakın Hilafete bağlı toprakları, benim babam doğduğunda tek devlet olduğumuz sınır komşumuz Suriye ve Irak tarihini bile bilmiyoruz. Benim doğduğum toprak (Osmaniye / Haruniye), babam doğduğunda (Maraş) Haleb’e bağlı idi. Onu da bilmezler. “Onların burada, bizim orada ne işimiz var” derler. O sınırları İngilizler-Fransızlar çizdi, onların orada ne işi vardı. Amerikalıların, Rusların orada ne işi var?

Yazının tamamını okumak için tıklayın...

Yorumlar