GÜNDEM

Tunca Bengin: Sözün bittiği yerdeyiz

Milliyet yazarı Tunca Bengin, Türkiye'de herkesin deprem uzmanı olduğunu fakat depremi umursamadığını söyledi.

Tunca Bengin: Sözün bittiği yerdeyiz

Milliyet gazetesi yazarı Tunca Bengin, bugünkü köşesini deprme gerçeğine ayırdı. Türkiye'de depremin "umursanmadığını" söyleyen Bengin, "Türkiye’de deprem sorununun nasıl çözümleneceğine değil, neden kolay kolay çözümlenemediğine odaklanmak daha doğru olur" diyerek şunları kaydetti:

Şöyle ki; 485 aktif fayın olduğu 81 ilin 68’inden bir şekilde aktif fay geçtiği bir ülkede normalde ne yapılır? Riskin büyüklüğü, nasıl azaltılacağı, binaların güvenliği, alınacak önlemler, deprem anında yapılacaklar, destek olanakları araştırılıp öğrenilir ve herkes evlerinde gönül rahatlığıyla uyur. Ama biz ne yaptık?

20 senedir sadece her sallantıdan sonra depremi konuştuk, konuşuyoruz. Fayların, adlarını yerlerini, boylarını deprem üretme özelliklerini, doğrultu ya da yatay atımlı olup olmadıklarını dahi hepimiz ezberledik. Bir başka deyişle herkes deprem uzmanı oldu ama evde, işyerinde binaların sağlamlığını önemsemedi, hiç kimse konutunda en basit önlemleri dahi almadı. Binası için “İyi görünüyor” diyene inandı ya da “çürük” diyene kızdı, “İyi” diyeni buldu. Deprem anında neler yapılması gerektiğini ise hiç bilmiyor. Bu parası olan için de geçerli, eğitimi olan ya da olmayan için de geçerli, ancak konuşuyoruz. İcraat yok yani...Hem de bu işin şakasının olmadığını bile bile. Çünkü herkesin bildiği ama umursamadığı gerçek net:

İzmir’i vuran, yarattığı tsunamiyle ürküten fayın kırılması gibi İstanbul’un korkusu olan fayın da tek ya da parçalı olarak kırılması kaçınılmaz. Zamanı da 1999’dan itibaren 30 yıl içinde (artı eksi 10-15 yıl) gibi periyot olarak belli ve felaket senaryosu açısından kum saati dolmak üzere, belki de doldu. O nedenle de artık her sallantıda sokağa dökülüp, ondan sonra bir şey yokmuş gibi hayata devam etmek yerine deprem gerçeğiyle yaşamaya odaklanmak daha doğru. Ki bu konuda neler yapılması gerektiği yapı stoku ve kentleşme için de belli, insanları bilinçlendirme açısından da belli. Ve bunlar uygulandığında, “Çatı üzerime çökmeyecek, okulda çocuğum, iş yerinde ben göçük altında kalmayacağım ya da olası bir felaket anında nasıl davranmam gerekiyor” gibisinden deprem korkularının aşılacağı da açık. Tıpkı Japonya örneğinde olduğu gibi... Açıkçası; sözün bittiği yerdeyiz.

Yazının tamamı için tıklayınız

Yorumlar