GÜNDEM

Tehlikeye dikkat çeken Nagehan Alçı emin konuştu!

Herkesin bir bahane ile karşısındakini bitirme derdinde olduğunu medyada da siyasette de durumun değişmediğini söyleyen Nagehan Alçı, FETÖ’nün esas hedefi olan ve örgütü bizzat bitiren bir lideri FETÖ’nün siyasi ayağı olarak gösterme çabasının adaletten uzak olduğunu belirtti ve "Üstelik tartışmayı yanlış ve Türkiye’yi korkutucu bir girdaba sürükleyecek bir noktaya götürüyor. " diye yazdı.

Tehlikeye dikkat çeken Nagehan Alçı emin konuştu!

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, FETÖ'nün siyasi ayağı tartışmalarının iki tarafın birbirine silah olarak kullanacağı bir malzeme olmaktan başka bir işe yaramayacağından ve bundan muhalefetin zararlı çıkacağından emin olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu'nun bunun kendisine, partisine ve Türkiye'ye zarar olarak döneceğini fark etmemesini aklının almadığını söyleyen Alçı, "Tartışma bu minvalde ilerledikçe Türkiye adım adım kötüye doğru gidiyor..." ifadelerini kullandı.

FETÖ’nün siyasi ayağı ve tehlikeli gidişat

“Ben demiştim” demek pek sevdiğim bir şey değildir ama bugün bunu yapmaya mecburum.

15 Temmuz’un birinci ayından beri haykırdığım bir tehlike adım adım ete kemiğe bürünüyor.

Maalesef haklı çıkıyorum. Haklı çıktığım için çok üzülüyorum.

FETÖ’nün omurgasını teşkil ettiği o korkunç darbe teşebbüsünden sonraki ilk 1 ay Türk siyasetinin olgun göründüğü bir dönemdi.

Ancak 2016 Ağustos ortalarından itibaren başta CHP olmak üzere hem anaakım muhalefet partileri hem de neredeyse tüm muhalif kalemler “FETÖ’nün siyasi ayağı”, “FETÖ’nün siyasi ayağı” diyerek Başkan Erdoğan’ın ve AK Parti’nin önde gelen isimlerinin tutuklanması gerektiğini söylemeye başladılar.

Türkiye’yi uçuruma sürükleyecek ve iktidarı daha çok sertleşmeye zorlayacak şuursuzlukta bir kampanyayı ateşledi anaakım muhalefet.

Oysa 15 Temmuz askeri darbe teşebbüsünden hemen sonra Meclis’te gerçekten güzel bir ortam vardı.

Bekir Bozdağ ile Özgür Özel arasında bir tartışma hatırlıyorum. Bekir Bey “Valla 2013 öncesi yaptıklarımızdan ötürü biz sizin yüzünüze bakamayız. Siz de 2013 sonrası yaptıklarınızdan ötürü bizim yüzümüze bakamazsınız” demişti. Hem CHP hem diğer muhalefet sıralarından “Haklısın” diye gülüşmeler olmuştu.

Çünkü çok açık ki 2013 öncesi iktidar, sonrasında da TBMM’deki muhalefet ve muhalif aydınlar da açık ve seçik şekilde Fetullahçılarla işbirliği içinde olmuştu.

DEMOKRATSIZ DEMOKRASİ

Türk siyasetinde prensipler değil sadece karşı tarafı mağlup etme motivasyonu galip geldiği için bu ülkede gerçek bir demokrasi bir türlü oturmuyor.

Herkes bir bahaneyle karşısındakini bitirme derdinde. Hem medyada hem de siyasette durum bu.

Ülkemizde demokrat sayısı o kadar az ki… “Demokratsız demokrasi” ne kadar olursa, Türkiye’de de o kadar demokrasi oluyor.

Açıkçası ben zaten seçimsel demokrasi ya da rekabetçi otoriterlik denilen rejimden bir adım öteye gideceğimize artık inanmıyorum. Yani en azından yakın vadede bu mümkün görünmüyor.

Çünkü “Türkiye’de rekabetçi otoriterlik var” diyenlerin çoğunluğu da asla demokrat değil. Onlar da kendileri için özgürlük ve sevmedikleri için tutsaklık istiyorlar.

Yani intikamcı olmak noktasında sadece ulusalcıları vs suçlamak çok yanlış. Yok ülkemizde ne özgürlükçü ne demokrat bir ruh! Bunu böyle kabul etmek zorundayız.

EN ÖZGÜRLÜKÇÜSÜ DE AYNI DÖNGÜDE

Kendine özgürlükçü-sol diyen kimi dijital medya platformlarına da bakıyorum. Onlar da kimyaları bozulmuş şekilde “Tayyip Erdoğan FETÖ geçmişinden ürküyor. En nihayet FETÖ’den cezasını çekecek” gibi yorumlar yapıyorlar.

Bu sözleri şuursuzca ve akılsızca söyleyenler 2014-15-16’da “Erdoğan devrilsin” diye Fetullahçılara tam destek verenler. Ya yarın bu isimler de bu işbirliği yüzünden tutuklanırsa ne olacak?

Ben yüksek sesle hayır diye haykıracağım. Sözcü gibi Cumhuriyet gibi tüm operasyonlarda da öyle haykırdım. Fakat bu şuursuzluğu görüyorum ve korkuyorum…

HAKSIZ VE AKILSIZ BİR İTHAM

Yönelttikleri itham hem haksız hem de akılsızca… FETÖ’nün esas hedefi olan ve örgütü bizzat bitiren bir lideri FETÖ’nün siyasi ayağı olarak gösterme çabası adaletten uzak.

Üstelik tartışmayı yanlış ve Türkiye’yi korkutucu bir girdaba sürükleyecek bir noktaya götürüyor.

Öyle olunca da iktidar “Esas siz 17-25 Aralık sonrası üstelik bizim gibi değil bile isteye FETÖ ile ittifak kurdunuz” söylemini güçlendiriyor.

Ben bu minvalde giden “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmalarının, iki tarafın birbirine karşı silah olarak kullanacağı bir malzeme olmaktan başka bir işe yaramayacağından ve bundan da muhalefet cephesinin zararlı çıkacağından maalesef eminim…

Bakın 12 Ekim 2016’da o dönem çalıştığım Milliyet gazetesinde ne yazmıştım…

24 Haziran 2017’de ise bu kez Habertürk’te, bu köşede “Maalesef korktuğum gibi oluyor” başlığıyla aynı tehlikeye yine dikkat çekmiştim…

CHP BU RİSKİ GÖRMÜYOR MU?

Şöyle bitiyor yazı: “CHP’nin açtığı yanlış yolda kendi silahı boomerang gibi kendini vuracak diye endişeliyim.”

Başkan Erdoğan’ın bugün FETÖ’nün siyasi ayağı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nu işaret etmesi söylediklerimin maalesef adım adım gerçekleştiğini gösteriyor.

Sayın Kılıçdaroğlu bu gidişi görmüyor mu, bunun kendisine, partisine ve Türkiye’ye zarar olarak döneceğini fark etmiyor mu anlamış değilim…

Tartışma bu minvalde ilerledikçe Türkiye adım adım kötüye doğru gidiyor...

 

Yorumlar 4 yorum