ANALİZ

Selvi'ninki kulis benimki ise...

Abdülkadir Selvi bugünkü yazısında Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanlığından istifa edip seçimlere CHP cumhurbaşkanı adayı olarak gireceğine ilişkin kulisleri yazmış…

Selvi'ninki kulis benimki ise...

Yok vallahi kırgın da küskün de kızgın da değilim…
Her zaman olduğu gibi benden sonra yazıp söylesinler…
Olsun varsın, onların yorumları öncelensin medyamızda…
“İlk yazan” olmanın onuru bana yeter…

*

Ne demek istediğimi kısaca açayım.
Abdülkadir Selvi bugünkü yazısında Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanlığından
istifa edip seçimlere CHP cumhurbaşkanı adayı olarak gireceğine ilişkin kulisleri
yazmış…

*

Ben ise ünlü “adalet yürüyüş” devam ederken Kılıçdaroğlu’nun ilk defa “akılcı
siyaset” yapmaya başladığına dikkat çektikten sonra:
“430 km yolu boşa yürümüyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce ‘ben
partili cumhurbaşkanlığına karşıyım’ deyip cumhurbaşkanlığına aday olacak”
demiştim…

*

Ve…
Benimkisi Selvi’ninki gibi “kulis” falan değil “öngörü”ydü…

“KOV ŞUNU!”…

Tıp beden hastalıklarını iyileştirebiliyor ama zihni hasta olanları henüz tam olarak
iyileştiremiyor.

*

Tahminim o ki…
Cumhurbaşkanı’nın “Benim adıma racon kesmeyin” diyerek adeta fırça attığı az
sayıdaki köşe yazarı, hasta zihinleriyle yine ona buna saldıracak…
Onu bunu tehdit edecek…
Medya patronlarına hayasızca; “kov şunu yoksa…” diye parmak sallayacak…

*

Ama…
Muhalif yazarlar “insan” gibi muhalefet yapar…
Küfür ve hakaret etmeden sadece eleştirirlerse…
Medya patronları o birkaç utanmazı ciddiye almaktan vazgeçerse…

*

Hep birlikte doya doya yaşayabileceğiz basın özgürlüğünü…
Ve…
Bu arada…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, medya kurumları, muhalefet partileri, muhalif yazarlar
ve en çok da ülkemiz kazanacak…

HEPSİ HARİÇTEN GAZEL OKUYOR…

Teşekkürler Sayın Cumhurbaşkanım...
Bundan sonra meslektaşlarımın iş güvencelerinin teminatı sizsiniz…
Bundan sonra medya patronları da bilecekler ki…
Sizin adınıza “ahkâm” kesip, işine gelmeyen yazar için “kov şunu” diye baskı
yapanlar birer palavracı…

*

Ve Sayın Cumhurbaşkanım…
Bundan sonra bir şeyden daha emin olacağız…
“Size ve iktidara yakınlık” havası basanların hiçbir etkinlikleri yok…
Hepsi “Hariçten gazel okuyan” birer “yalan çetesi”…


İLİŞKİLERİMİZİ KİRLETMEK ZORUNDA MIYIZ?..

Dünyada:
Siyaset kirlenmiş...
Ticaret kirlenmiş...
Medya kirlenmiş...
Yargı kirlenmiş…
Güvenlik kirlenmiş…
Sanat kirlenmiş...
Spor kirlenmiş...
Hasılı...
Dünya kirlenmiş...

*

İyi ama...
Bütün bu kirlenmişlikler var diye biz sıradan insanlar (Halklar) da birbirimizle olan
ilişkilerimizi kirletmek zorunda mıyız?..

*

Bizler:
Neden temiz kalmayalım?..
Neden yiyelim birbirimizi?..
Niçin kirletelim onurlarımızı…
Niye çürütelim şereflerimizi?..
Niye ayaklar altına alalım haysiyetlerimizi?..

*

Neden?..
Niçin?..
Niye?..

YATTIĞIN YER DE IŞIKLARLA DOLSUN…

Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Genelkurmay Başkanı olan Semih Sancar'ın
madalyaları, plaketleri, bröveleri, şeritleri ve rozetleri gibi maddi değeri çok düşük
ancak manevi değeri ölçülemeyecek kadar yüksek değerleri bitpazarına düşmüş...

*

Bir büyük askerin böylesine değerli olan özel eşyası neden satılır?..
Yokluğun, fukaralığın, geride servet bırakmamış olmanın çaresizliğinden tabii..

*

Bir de 1980 sonrası genelkurmay başkanlarını düşünün…
Yedikleri önlerinde yemedikleri zaten yok…

*

Ruhun şad olsun Paşam…
Yattığın yer de ışıklarla dolsun…

Yorumlar