GÜNDEM

'Sayı hızla azaltılmalı' deyip olacakları yazdı! Habertürk yazarına göre durum vahim!

Serdar Turgut'un bugünkü gündemi ne medya ne de siyaset. Habertürk yazarı üniversiteler ve üniversitedeki eğitimler konusuna değindi. Turgut'a göre üniversite sayısı azaltılmalıymış. Bunun nedeni de...

'Sayı hızla azaltılmalı' deyip olacakları yazdı! Habertürk yazarına göre durum vahim!

Üniversitenin sadece binadan ve sınıftan oluşan bir kavram olmadığını söyleyen Serdar Turgut, artan sayının kaliteceği düşüreceğini belirtti. 20 sene öncesini hatırlatan yazar üniversite açmanın bina inşaatı yapmaktan ibaret olduğunu sanmanın yüksek öğretime darbe vurduğunu söyledi ve üniversitelerin sayısını azaltmak gerektiğini ifade etti. Yazar bunun nedenini de şu sözlerle açıkladı:

Yoksa sadece şu anda üniversite okuduğunu sanmakta olan bir kuşağı değil gelecek kuşakları da kaybetmenin eşiğindeyiz. Türkiye elinde diploma olan cahiller ülkesi olmaktan çıkmalı. Yoksa yakın gelecekte bizi mahkemede temsil edecek iyi avukat ve tedavi edebilecek doktorlar bulmakta bile zorlanmaya başlayacağız gibi geliyor.

Üniversite sayısı hızla azaltılmalı

Yönetimler "Yüksek öğrenimi halka açtık" diyebilmek için hemen her şehirde birçok üniversite inşa ettiler.

Bunun çalışmayacağı baştan belliydi. Çünkü üniversite sadece binadan sınıflardan oluşabilen bir kavram değildir ve olmamalıdır da. 

Üniversite seküler bir hayat tarzı, bir kültürdür.Bu hayat tarzı ve özgün kültür sadece kampus içinde de yaşayamaz üniversitenin bulunduğu şehir de bu kültüre yaşam tarzına uyum sağlamaya uygun ve hazır olmalıdır. Bu yoksa o kampus öğrenciler için bir açık hava cezaevine bile dönüşebilir.

Ayrıca sayının artması eğitim kalitesini de düşürür. Bu basit bir mantık kuralı çünkü  bu kadar fazla sayıda üniversitede kaliteli eğitim verebilecek kaliteli hoca sayısı da yok.

Çok değil 20 yıl öncesine gidin o döneme göre bile üniversite eğitiminde kalite ciddi biçimde düşmüş durumda, öğrenci bazen karşılaştığı kalitesiz hocalar nedeniyle çaresiz durumda.

*

Birkaç yıl önce Kadıköy'den vapurla karşıya geçtikten sonra servis aracıyla bir de iki saat gittikten sonra varabildiğim bir üniversitede medya üzerine ders verme girişimim oldu. Giderken"Şehirden bu kadar uzak üniversite de olmamalı diye düşündüğümü hatırlıyorum. Binaya ilk girdiğimde "Burada ilkokul bile zor olabilir" diye düşünmüştüm. Kendisine kampus denilen o alanda bir üniversite ruhu, bir özgün kültür gelişmemişti, gelişemezdi de zaten. 

Derslerde arada sohbet ettiğim öğrenciler de pek mutsuzdular orada öğrenci olarak bulunmaktan. 

Geleceğe yönelik hiç umutları yoktu. Oradan mezun olunca sadece eğitimli işsiz olabileceklerini biliyor gibiydiler. Bu ruh hali kampusta zaten var olan karamsarlık havasını daha da ağırlaştırıyordu.

*

Bugünlerde dünyadaki belli başlı üniversiteleri inceliyorum da hemen hepsi güçlü eğitimlerinin yanı sıra pozitif bir hayat tarzını ve özgün kültürünü de anlatıyor sitelerinde. Bu belki eğitimin kalitesinden bile önemli çünkü üniversite kampusunun içinde yaşam coşkusu, hayata bağlanma ve başarma duygusu hakim olmadığında ve ayrıca üniversitenin bulunduğu bölge de üniversitenin hayat kalitesi arayışını destekleyecek düzeye sahip değilse o zaman eğitimin de başarılı olabilmesi mümkün değil.

*

Üniversite açmanın bina inşaatı yapmaktan ibaret olduğunu sanmak yüksek öğrenimimize darbe vurmakta. Bu tür okullarda binlerce yüzbinlerce geç insanın gelecekleri yok edilmekte. 

Eski Türkiye’den daima çok şikayet ediliyor ya o eski Türkiye’de devreye sokulmuş olan bir İTÜ, bir ODTÜ bir HACETTEPE olmasa eğitim kalitesi açısından dünyaya daha da rezil olacaktık. İyi ki varlar da biraz durumu kurtarır gibi yapabiliyoruz.

*

Ama bu yetmez. Bir defa her şehirde neredeyse her kasabada adına üniversite denilen binalar yapmaktan vazgeçilmeli ve İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir dışındaki tüm üniversiteleri tek tek ele alıp yaşam kalitesi ve eğitim düzeyi açısından değerlendirilmeli ve sonra da öğrencilerine bazı transfer imkanları sağlanarak bu tür yerlerin kapatılmasına gidilmelidir.

Yoksa sadece şu anda üniversite okuduğunu sanmakta olan bir kuşağı değil gelecek kuşakları da kaybetmenin eşiğindeyiz.

Türkiye elinde diploma olan cahiller ülkesi olmaktan çıkmalı.

Yoksa yakın gelecekte bizi mahkemede temsil edecek iyi avukat ve tedavi edebilecek doktorlar bulmakta bile zorlanmaya başlayacağız gibi geliyor.Bu mesleklerde kaliteyi hala daha ayakta tutanlar 50’li yaşlarda, eski dönemlerde mezun olmuş arkadaşlar. Yenilerin bir çoğu hiç bir işe yaramıyorlarmış. Bunu mesleklerin içinde olanlar söylüyorlar.

Diplomalı cahil yetiştirmek acaba bir amaç mıdır bilemiyorum ama bu böyleyse bundan da ülkemizin geleceği düşünülerek bir an önce vazgeçilmeli.

ÇOK OKUNANLAR
Yorumlar