GÜNDEM

Şahin Mengü’nün neden vefat ettiği ortaya çıktı! ‘Beş dakika sonra doktorlar...’

Sözcü yazarı Emin Çölaşan, bugünkü köşe yazısında CHP eski milletvekili ve avukat Şahin Mengü'nün vefatıyla ilgili detayları yazdı.

Şahin Mengü’nün neden vefat ettiği ortaya çıktı! ‘Beş dakika sonra doktorlar...’

Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan, bugün kaleme aldığı yazısında ünlü sunucu Nevşin Mengü'nün de babası olan CHP eski milletvekili ve avukat Şahin Mengü'nün vefatıyla ilgili bilinmeyenleri yazdı. Çölaşan’ın aktardığına göre evde bir kaza geçiren Mengü'nün burnu kırıldı ve tedavi için hastaneye gitti ve tedavi için beklediği koltukta doktorlar tarafından ölü bulundu.

İşte Çölaşan'ın yazısı:

“Sevgili okurlarım, Şahin Mengü'yü belki tanırdınız, belki tanımazdınız…

Ama ismini mutlaka duymuşsunuzdur.


Türkiye'nin önde gelen avukatlarından biriydi. Kelimenin tam anlamıyla, yırtıcı bir hukuk adamıydı.

Özellikle bizim basın davalarında ismi çok sık geçer ve tuttuğunu koparırdı.

Çok sayıda muhalif gazetecinin avukatlığı ona ve bürosuna emanetti.

Geçmiş yıllarda benim hakkımda açılan nice davalara da avukatım olarak girmiş, çok önemli yargı kararlarına imzasını attırmıştı…

★★★

Dün sabahın erken saatlerinde acı haber geldi…

Şahin vefat etmişti.

Haberi gazetede iken aldık ve hepimiz şok olduk.

Çiğdem Toker'le birlikte hemen hastaneye koştuk.

Ne olmuştu, nasıl ölmüştü?

Olanları orada öğrendik.

Önceki gece evinde ayağı televizyon sehpasına takılıyor, kafa üstü yere düşüyor…

Ve burnu kırılıyor.

Dün sabah eşi Figen Mengü ile birlikte hastaneye geliyor. Aslında yüksek olan tansiyonu çok düşmüş…

Burun kırığı ortaya çıkınca doktorlar ameliyat edilmesine karar veriyorlar.

Hazırlıklar yapılıyor…

Ve beş dakika sonra odasına giren doktorlar koltuğun üzerinde oturur vaziyette ölmüş olduğunu görüyorlar.

★★★

Evet, Şahin geçmiş yıllarda benim de avukatımdı. O yıllarda hakkımda açılan bütün ceza ve tazminat davalarında beni hep savundu.

Ne akla ziyan davalar açılırdı! Önüne gelen dava ederdi.

Üstelik sadece açılan değil, açılmayan davalar da vardı.

İhbar üzerine savcılık çağrıları gelir.

Bir ifade vermek, ister mahkeme ve isterse savcılık olsun, en az yarım günümü alırdı…

Ama güvendiğim bir husus vardı ki, o da her adliye seferimde Şahin'in, ya da bürosundaki avukat arkadaşlardan birinin yanımda olmasıydı.

★★★

Dostluğumuzun önde gelen nedenlerinden ilki, onun da Ankara Koleji mezunu olmasıydı.

Okul yıllarından tanışmazdık zira benden beş yaş küçüktü…

İkincisi, siyasal bakış açısından yakınlığımızdı.

Sosyal demokrat, siyasetin içinde, dürüst ve namuslu bir hukukçu…

Tartışmalara katılır, hukukun vazgeçilmez ilkelerini savunurdu.

Günün birinde bana söylediği sözleri hiç unutmam.

“Abi kusura bakma ama sen bu davada haksızsın. Elimden geleni yaparım ama benim savunmam sana ancak biraz daha az ceza aldırır!..”

Aynen dediği gibi oldu…

Az bir cezayla kurtardık.

Yazının devamını okumak için tıklayın...

Yorumlar