RÖPORTAJ

Ruşen Çakır: 'Siyasetin kendine hayrı yok ki kulüplere olsun!'

Gazeteci Ruşen Çakır, cezaevinde nasıl Galatasaraylı olduğunu, tribünlerin sosyolojik durumunu ve siyasilerin futbolla ilişkilerini Fourfourtwo dergisinden Hilal Gülyurt'a anlattı.

Ruşen Çakır: 'Siyasetin kendine hayrı yok ki kulüplere olsun!'
GAZETECİLER.COM -

Gazeteci Ruşen Çakır, cezaevinde nasıl Galatasaraylı olduğunu, tribünlerin sosyolojik durumunu ve siyasilerin futbolla ilişkilerini Fourfourtwo dergisinden Hilal Gülyurt'a anlattı.

İşte yıllarca Fenerbahçe uğruna dayak yerken cezaevinden çıktıktan sonra Galatasaraylı olan Ruşen Çakır'ın tribün, futbol ve siyaset üzerine anlattıklarından bir bölüm:

Seçim sonuçlarını takip etmek mi, Dünya Kupası finali izlemek mi daha heyecanlı?
Tabii ki Dünya Kupası maçlarını izlemek daha heyecanlı ama mitingleri takip etmeyi de çok severim. Mümkün olduğunca yerinde izlerim. Tribünde maç izlemek de bana aynı keyfi veriyor. Statta izlediğiniz maçta golü kaçırsanız bile sosyal hareketin içinde bulunuyorsunuz. Siyaset daha kuru bir şey.
(...)

Galatasaray Lisesi’nde okurken futbol da oynuyor muydunuz?
Kaleciydim ama çok iyi değildim. Bir de o dönem babamdan dolayı Fenerbahçeliydim. Galatasaray Lisesi’nde Fenerbahçeli olmak çok zordu. Derbiyi Fenerbahçe kazanmışsa okuldaki abilerden dayak yerdik! Daha sonra 1970’li yıllarda siyasi oldum, cezaevinde yattım ve  Galatasaraylı oldum.

Uğruna o kadar dayak yemişken neden?
Doğru yolu bulmak… Cezaevi döneminde futbol gündemimde hiç yoktu, çıkınca sıfırdan başladım. Çok param olmamasına rağmen evime maç yayını aldım. O yıllarda Galatasaray’ı yeniden keşfettim ve hiç pişman değilim.

Solculukla Galatasaraylılığın örtüşen tarafları var mı?
Galatasaray dışardan elitist görülür ama okul öyle değildir. Okulun çok ciddi oranda parasız yatılı öğrencisi vardır. Ben de orta halli bir ailenin çocuğuydum. Okulun eğitimi elitist olduğundan mezunları iyi yerlere geliyor. Oysa yatılı okul şartları solculuğa çok uygun bir ortam hazırlıyordu.

Futbol kulüplerinin siyasilerle ve siyasi partilerle ilişkisinden kim kârlı çıkıyor?
İkisi de kaybediyor! Siyasetin kendine hayrı yok ki kulüplere olsun! Ancak malum Türkiye’de her şey devletten geçmek zorunda. Stadın, yolun, vergin… Devletle hep bir al gülüm ver gülüm ilişkisi var. Kulüpler de siyasetçiler de denge kurmayı beceremiyor.

Kulüplerin taraftar kitlelerini kıyasladığınızda nasıl bir sosyolojik analiz yaparsınız?
Galatasaray’ın tribün kitlesini çok sevmiyorum. Gezi döneminde Galatasaray tribünleri nal topladı, hatta tam tersine çalıştı. Bu garip muhafazakarlık dili rahatsız edici. Gezi’yle başlayan taraftar inisiyatiflerinin çok gerisinde, bir tür dalgakıran gibi çalışıyorlar. Her maçta acayip acayip pankartlar açıyorlar. Kendimi onlarla bir tutmuyorum ama aynı takımı tutmak gibi bir kadersizliğim var.

Siyasetin durumu mu daha karışık, yoksa futbolun mu?
An itibarıyla siyasetin durumu. Transferler futbolu bir süre götürür. Nani’yi, Quaresma’yı izleyeceğim için heyecanlıyım ama erken seçimin heyecanlanacak bir tarafı yok.

Siyasi konuların sonuçlarını tahmin etmekte mi başarılısınız, maçların mı?
İddaa oynayıp maç sonuçlarını tutturuyorum ama siyasette tabii ki daha iyiyim. HDP’nin barajı aşacağını, partiye yönelik saldırıların olacağını, IŞİD’ın ve El Kaide’nin saldırılarını aylar öncesinden söylemiştim. Futbol daha değişken. Mesela geçen sezon şampiyon olacağımıza asla inanmıyordum.

Fırsat buldukça futbol konuştuğunuz siyasetçiler var mı?
Buna çok imkan olmuyor ama Tayyip Erdoğan bizim stadın açılışında yuhalandığında yanına gitmiştim. Bir de Abdullah Gül’le Baltık gezisine gittiğimizde büyükelçilikte Real Madrid-Galatasaray maçını izleyelim dedik, bir güzel yenildik!

Sizce Galatasaray tribünleri nasıl böyle bir dönüşüme uğradı?
Stat açılışındaki yuhalama örgütsüzdü ama şimdi yapılanlar örgütlü. Bazı tribün liderleri Galatasaray tribünlerini belli bir konumda tutmaya çalışıyor. Bu bir yerde sorun çıkarabilir. Bunun tersine Çarşı’nın yaptıkları takdire şayan, kıskanıyorum. Fenerbahçe taraftarının da özellikle Ali İsmail’in kaybından sonra ve 3 Temmuz’da duruşu çok ilginçti. Gülen cemaatinin ali kıran baş kesen olduğu dönemde çok riskli bir şey yaptılar ve başardılar. Teslim olmadılar. Trabzonspor taraftarının agresifliği Karadenizli olmama rağmen beni rahatsız ediyor.