GÜNDEM

Rasim Ozan Kütahyalı’dan Fatih Altaylı ile ilgili bomba iddialar

Güneş yazarı Rasim Ozan Kütahyalı, Hürriyet Gazetesi’nde bir kişinin 'paraşütle iner gibi' yazar yapılmasını itiraf etmesinin ardından kendisi hakkında yazan kişilere cevaben yazdığı bugünkü köşesinde; geçmişle yüzleşmenin önemine değindi. Kütahyalı, kendisi hakkında isim vermeden yazı yazan Fatih Altaylı ile ilgili pişmanlık duyduğunu belirttiği, gündeme bomba gibi düşecek iddialarda bulundu. 

Rasim Ozan Kütahyalı’dan Fatih Altaylı ile ilgili bomba iddialar

Rasim Ozan Kütahyalı, geçtiğimiz günlerde yazmış olduğu köşesinde Adalet Ağaoğlu'nun ölümünün ardından en içten ve sahici yazıyı Cansu Çamlıbel'in kaleme aldığını belirtip Hürriyet gazetesinde bir kişinin nasıl 'paraşütle iner gibi'  yazar yapıldığını açıklamıştı. Fatih Altaylı da dün yazdığı köşesinde Kütahyalı’nın, ismini vermeden yapılan ayıbın marifet gibi anlatılmasına tepki gösterip iki tip gazetecinin olduğunu ifade etmişti.

Kütahyalı da bugün yazdığı köşesinde Altaylı hakkında Serap Çil’i golf sopasıyla dövdüğü, Altaylı’nın Çil’in susması için büyük paralar verdiği ve dönemin FETÖ’cü polisleriyle birlikte olayın üzerini örttüğü iddialarını köşesine taşıdı.

İşte Rasim Ozan Kütahyalı’nın o yazısı:

Son yazım epey gürültü kopardı. Kimi kamuoyuna açık yazan kimi doğrudan bana yazan epey tepki aldım. Bugün hepsine cevap vereceğim.

Benim o yazım özünde büyük yazar Adalet Ağaoğlu’nun vefatının ardından duygulu bir yazıydı. Ağaoğlu’na sırf 2010 referandumuna evet dedi ve askeri vesayete karşı demokratik siyaset kurumunu destekledi diye sol camia tarafından yapılan haksızlıkları ifade eden bir yazıydı.

Adalet Hanım’ın ardından Türk medyasında çıkan yazıların hemen tamamını okudum ve en çok Cansu’nun yazısını beğendim. Cansu da Ağaoğlu’na dair çok duygulu ve içten yazmıştı.

Bu yazıyı kaleme aldığım sırada Cansu’dan bahsederken otomatik olarak zihnim bana göre haksızlık olan o süreci hatırladı. Hiç hesap kitap yapmadan bunu yazdım.

Elbette bana bizzat gelen tepkilerin ifade ettiği gibi o arkadaşımızın yazar olması Cansu’nun da köşe yazarı yapılmasına engel değildi.

Yani Çamlıbel tam yazar yapılacakken o süreci durdurup ayağını kaydırma ve yerine başkasını geçirme diye bir olay yoktu. Zaten Aydın Doğan’ın gündeminde Cansu’yu yazar yapmak hiç yoktu.

O süreçte kimsenin aklından “Cansu’yu engellemek” diye operasyonel bir hedef geçmiyordu.

Ama birazdan anlatacağım gibi dolaylı sonucun öyle olduğunu ben sonradan anladığım için bunun mesuliyetini ve üzüntüsünü hep hissettim.

Doğrudan amaç öyle olmasa da bilvasıta netice Cansu’ya sinir krizi geçirtmişti. Ben bu sebeple üzülmüştüm. Dolayısıyla o dönem yazar olan kişiyi de dedektif gibi aramak, suçlamak, dövmeye çalışmak gibi tavırlar da çok haksızlık olur. Birine kızacaksanız bana kızın.

O arkadaşım “Cansu’ya kumpas kuralım da yerine ben yazar olayım” düşüncesinde asla değildi. Ben öyle bir kötü niyetini görmedim açıkçası. Eğer benim bilmediğim şekilde Cansu’ya nispet etmişse, Çamlıbel’i daha da çıldırtmaya çalışmışsa o zaman işler değişir. Varsa öyle bir durum Cansu açıklasın. Adaletli olmak lazım.

Benim son derece duygulu ve samimi şekilde sansürsüz yazdığım, bana Adalet Ağaoğlu kitabı hediye eden ve benim kendisine Friedrich Hayek kitabı hediye ettiğim çocukluk arkadaşım Aylin Kuryel’den ve Cansu’ya yaptığımı düşündüğüm haksızlıktan bahsettiğim “Adalet Ağaoğlu’na vefasızlık ve benim yaptığım bir haksızlık” başlıklı yazımdan “Birini yazar yaptığını övünç ile anlatan yazı” çıkartmayı ancak Fatih Altaylı zihniyeti tasavvur edebilirdi herhalde.

Beyni güç savaşlarıyla tamamen kaplanmış kötü niyetli bir zihne sahip Altaylı. 58 yaşında olmasına rağmen gençlik komplekslerinden de kurtulamıyor. Sanırım tedavisi mümkün değil. O yazının son “yavşaklar” bölümünde de Ertuğrul Özkök ve Zafer Mutlu’ya yönelik bitmeyen kompleksini ifade ediyor.

Fakat ben de tam da bu vesileyle Fatih Altaylı ile alakalı yaptığım ve pişman olduğum bir davranışı da dürüstçe paylaşacağım bugün sizlerle.

Yazının tamamı için tıklayınız

Yorumlar