Özür dilerim...
Doktorum, “öfkeliyken klavyenin başına oturma” demişti dinlemedim…
ADNAN BERK OKAN
Tamam…
Kabul ediyorum…
Bazı yerlerde kullandığım DİL, ÜSLÛP kötüydü…
Kabaydı…
Hatta kimilerinize göre “Küfür”dü…
Daha sakin olmalıydım…
Olamadım…
Hem de…
“Öfke kontrolü eğitimi” aldığım halde olamadım…
Neden olamadığımı biliyorum…
Doktorum, “öfkeliyken klavyenin başına oturma” demişti dinlemedim…
Aksine…
Sinirlerim tepeme çıkmışken geçtim klavyenin başına…
Ve…
Düşünmeden…
Dokuz kere yutkunmadan başladım yazmaya…
O anda beynimden geçen tuşlara değil, kalbimden akan tuşlara bastım…
Yazı bittiğinde ikinci kez okumadım bile…
Hemen yayımlamalı…
Hemen bildirmeliydim hadlerini…
Peki…
Kimin ya da kimlerin hadlerini bildireceğimi biliyor uydum?..
Yoooo…
Devlet bile bilmiyordu da ben mi bilecektim?..
Benim günah keçim belliydi…
Beni o kasetin varlığından haberdar eden…
Tamamını dinlemem için tahrik eden Sözcü idi günah keçim…
O halde ben de onların üzerinden kusacaktım öfkemi…
Öyle yaptım…
Kabalık ettim…
Yok, hayır…
Sözcü’ye değildi kabalığım…
Söz konusu mevkute, Akit’le birlikte mesleğimizin en kabalarından biriydi…
Kabalığım gazeteciler.com okurlarınaydı…
Nobranlığım; aynı yazıyı internethaber.com’da okuyan yüz bini aşkın okuraydı…
Özür dilerim…
Kırdığım, incittiğim okurlarımın hepsinden özür dilerim…
Kabalığımı savunacak değilim…
Aslında…
Ben okurlarıyla dertleşirken küfürleşen de değilim…
Ama…
Oldu bir kere…
Sonradan baktım…
“Ulan” yazan yerleri çıkarsam da makalem anlam değiştirmiyordu…
“Bağırsaklarda gaz olarak dolanan” benzetmem hiç de zekâ ürünü sayılacak cinsten değildi…
Aksine…
Yazıyı sıradanlaştırıyordu…
Yani ey güzel insanlar…
Özürüm o yazıda kullandığım üslûbum için…
Yazının içeriğinden asla pişmanlık duymadım, duymuyorum, duymayacağım…
Kimilerinin “sen de mi yasakçı oldun? Ne biçim liberalistsin?” deyişine itiraz etmeden de duramayacağım…
Birincisi “Liberalist” değil, “Liberalim”…
Çünkü…
Liberallerin ideolojileri olmaz…
“…izm” veya “…ist” kalıplarına sığmaz liberaller…
Ama…
Liberallik devlet düşmanlığı da değildir…
Bir liberal olarak hükümetleri sevmek zorunluluğum yok…
Hükümetleri sevmeden de takdir edebileceğim gibi severek eleştirebilirim de…
Ama…
Hükümeti eleştirmek demek Devlet’e karşı olmak demek te değildir…
Devlet; kötü yönleri de olsa sevmek zorunda olduğumuz bir “Aile” gibidir…
Devlet’i sevmek, onu korumak komünist olmayı da gerektirmez ayrıca…
Son kaseti kaydedenlere ve yayınlayanlara olan öfkem; aileme (Devletime) yaptıkları saygısızlığa, sorumsuzluğadır…
Ailemi (Devletimi) cümle âleme rezil edişlerinedir…
Hükümeti rezil etseler umurumda bile olmazdı…
Nihayet ailemin hizmetinde olan kurumlardan biri…
Ama…
Devlet yani ailem benim her şeyim…
“Kol kırılır yen içinde kalır” diyerek sırlarını yüreğime gömdüğüm…
Bilmem anlatabildim mi?..
[email protected]