ALKIŞ

Nedim Şener'in alkışladığı Aydınlık yazarı Onur Caymaz'a bir alkış da bizden

Nedim Şener'in alkışladığı Aydınlık yazarı Onur Caymaz'ın solcu geçinenlere solculuk dersi verdiği yazısına bir alkış da bizden diyoruz ve bu tür yazıların devamının gelmesini diliyoruz.

Nedim Şener'in alkışladığı Aydınlık yazarı Onur Caymaz'a bir alkış da bizden

Aydınlık yazarı Onur Caymaz, PKK'ya karşı direnen annelerin feryadına provokasyon diyen sözden solculara öyle bir yazı ile cevap verdi ki...

Nedim Şener'in de sosyal medyadan destek verdiği yazıya bir alkış da bizden diyoruz ve yazının en can alıcı noktalarını sizlerle paylaşıyoruz...

"Yirmili yaşlarım, Radikal gazetesi yılları, ağır abilerle solculuk öğreniyoruz; herkes vicdan diyor! Her ezilenle empati kurulmakta. Marcos’a kimliği sorulunca Avrupa’da Asyalı, İspanya’da anarşist, İsrail’de Filistinli, Almanya’da Yahudi der ya; öyle erdemli şey sol... İnsan hakkı, barış, demokrasi, özgürlük hep bu yakada. Kimse “öteki” değil. Her zalime karşı, her mazlumla yan yana!

Gün oluyor Emek Sineması yıktırılmıyor, Beyoğlu’nda yerlere iftar sofrası kurup herkes kucaklanıyor; gün oluyor ODTÜ’de kesilen ağaçlar için ortalık birbirine katılıyor (zaten ODTÜ epeydir sadece ağaçla ilgili ortalığı birbirine katmakta), bildiri suretiyle konu homofobiye bile vardırılıyor. Kaz Dağları’nda doğa katliamı olmuş, iki rap parçasıyla konu kapatılıyor. Bu kadar! Kimsenin hayatına internet dışında dokunamayan bir zümre. Ama hakkaniyetli, haysiyetli ve devrimci! Biraz Lenin, biraz Cihangir, az biraz Hardt ve Negri, tatlı olarak da eko-feminizm. Kahvemizi Guardian’da yayınlanan güzel gözlü terörist hanımla alabiliriz; aman dikkat, o militarist değil, militarist olan Mustafa Kemal’in askeri!

Sonra yol ayrımı. Mazlumla zalim yer değiştiriyor. Kızının yanında araçtan indirilip PKK tarafından kaçırılan Sedat’ın solunum hastası eşi Ünzile; 1995’te öldürülen astsubay Murat’ın eşi Yıldız; düğünden dönerken kaçırılan Vedat; depremde eşi ölünce Diyarbakır’a taşınan, oğlunun peşindeki Meryem; inşaat işçisi Celil; on aydır evladını arayan kanser hastası Ayşegül bu kez “öteki” olamıyor. Konu PKK olunca Bursa’da havlucu Recep’e, Karabük’te tesviyeci Hasan’a ve ezcümle hepimize düşman bir zalimlik...

Ağaç konusunda uzman bu zalimlik. En son İzmir’de PKK’lı bir grup orman yaktı. Grup, biz yaktık dedi; bizimkiler buna bile inanmadı. Kibarca dudak büzdüler. Sustular çünkü oraları PKK yakıyor diyerek başkaları otel dikiyordu; hem neredeydi PKK’nın oteli! Aslında bu işleri hep devlet yapıyordu.

İşlerine gelmeyen her şey provokasyondu. Her şeyi onlar biliyordu. Elli yıldır hikmetinden sual olunmayan bu zalimlik, her yere yetişirken Diyarbakır’daki yoksul kadınların sesi niye duyulmuyordu. Sakine Cansızlara selam gönderip İstanbul’u yeniden fetheden devrimci kadınlar, bu kadınları kadın yerine mi koymuyordu? Devrimcilik, insan edinmek değilse neydi? Diyelim kadınlar umudu kesti devletten, çocuklarını HDP’den soruyor, neden bu partinin kadın kolları, madem öyle gelin şu çocukları birlikte arayalım demiyordu?

Daima amasız sev diyenler, bu kadınlarda şaibe arıyordu. Doksanlarda, Türk askeri doğuda orman yakıyor demek kolaydı; şimdi, zamanında vekil kaçırmış PKK’ya adam kaçırmış demek zordu! Hem bu kadınlar nasıl öyle aniden ortaya çıkmıştı. Gerçi aynı isyan 2014’te de tekrarlanmıştı ama ne olacak, ormanda düşüp kimsenin görmediği ağaç, düşmemiş sayılırdı. Niye bu kadınların haberlerini AA veriyordu mesela?

Yorumlar