ANALİZ

Mustafa Karaalioğlu'dan özür dilemesini bekliyorum...

Sesler inkâr edilmesi veya “montaj” denilmesi imkânsız şekilde Başbakan ve Karaalioğlu’na aitti…

Mustafa Karaalioğlu'dan özür dilemesini bekliyorum...

ADNAN BERK OKAN

 

22 Ocak 2011 tarihli gazeteciler.com’da “Hidayet Şefkatli Tuksal, gerçek bir Hz. Ayşe kızı...” başlığı altında yayımlanan makalem aslında Hidayet Hanım’a açık bir mektuptu.

O mektupta; Tuksal’ın 21.01.2011 tarihli Gazete Star’da yayımlanan makalesini övüyor; yazılarını okuyunca içimin rahatladığını belirtiyordum…
Ne diyordu Hidayet Hanım?..

Bir kere daha hatırlatayım:

 

"Başbakanın her yaptığını alkışlamak, apaçık yanlışlara dahi konjonktürel, politik vs. gerekçeler üreterek destek olmak, sözümü hiç sakınmayacağım, bir tür yalakalıktır. Başbakanın hiddetinden çekinip, hem onu hem kendilerini hem de ülkenin selametini tehlikeye sokanları, herkesin hatırlaması geren bir dize ile uyarıyorum:

“Hak sillesinin sadası yoktur!

Bir vurdu mu, devası yoktur!”

İnşallah bu devasız duruma düşmeyiz!

 

Evet…

Aynen böyle yazıyordu Tuksal


Canım sağ olsun…

Başabakan
’ın ilk kovdurduğu (2004 Ekim ayı) “yazar” şerefini taşıyorum…

Hem de…

Siirt’te okuduğu şiir yüzünden yargılandığı dönemde kendisini savunduğum için bana teşekkür ettiği halde kovdurdu beni…

Hem de ekonomi politikalarına destek verdiğim halde kovdurdu beni…

Neden mi?..

Musevi Cemaati lideri Haleva’nın, Sinagog’un 2003’teki bombalanma olayının birinci yıldönümünde, yenilenmiş haldeki açılışını yaparken “Biz Türk Musevileri” dediğini, Başbakan’ın ise Türklere bile “Türk” diyemediğini; “Türkiyeli” dediğini yazdığım için kovdurdu…

Hiç büyütmedim kovulmamı…

Kapı kapı dolaşıp, “Başbakan beni kovdurdu” falan da demedim…

Aksine…

Sağlığımı bahane eden bir yazıyla Tercüman’daki (Ilıcakların) okurlarıma veda ettim…

Ve…

Ona rağmen; ta ki Gezi Parkı Protestolarındaki agresif tavır alışına kadar da desteğimi sürdürdüm…

Şimdi artık hemen herkes 2005 yılında bir TV kanalındaki canlı yayında söylediklerimde ne kadar haklı olduğumu kabul ediyor…

Benim tek suçum; bu konuları meslektaşlarımdan yaklaşık 10 yıl önce görmüş olmam ve korkmadan da açıklamam…

Canım sağ olsun…

Ama…

Medyamız bu (Karaalioğlu) tip yöneticiler tarafından daha uzun süre yönetilemez…

Yönetilmemeli…

Ve...

Ben işte o uyarısının haklı olduğunu ama bir tür "intihar girişimi" olduğuna dikkat çekiyor; başına bir iş gelebileceğini hatırlatıyordum...

Nitekim…

Birkaç gün sonra Hidayet Hanım, Star’dan kovuldu…

Bu defa da Tuksal’ın Başbakan’ın emriyle kovulduğunu yazdım…

Mustafa Karaalioğlu telefon edip beni kınadı…

Gerçi her zamanki gibi çok nazikti…

“Yalan” demedi...

Fakat...

“Yanlış” yazdığımı söyledi.

Şefkati Hanım’ın kovulmasının söz konusu olmadığını, kendi isteğiyle ayrıldığını belirtti.

Gazetenin yayın politikasıyla ters düşmüştü…

Ve o şartlarda çalışmak istemiyordu.

 

Ne yapabilirdim?..

Gazetenin genel yayın yönetmeni Tuksal’ın bırakın Başbakan’ın emriyle kovulmak bir yana; kovulmadığını, kendi isteğiyle ayrıldığını açıklıyordu…

Yalan söyleyecek değildi ya…

O açıklamasını da yayımladım…

Ama…

Bugün, şu anda Mustafa Karaalioğlu’na çok kırgınım…

Kendisine olan güvenimi istismar ettiği için kırgınım…

Beni okurlarıma mahcup ettiği için kırgınım…

Oysa ben doğruyu yazmışım…

Hidayet Hanım’ı gerçekten de bizzat Başbakan Erdoğan kovdurmuş…

Hem de Karaalioğlu’na telefon edip, Tuksal’ın kovulmasını emretmiş…

 

Nereden biliyorum?..

Az önce dinlediğim bir konuşmadan öğrendim…

Sesler inkâr edilmesi veya “montaj” denilmesi imkânsız şekilde Başbakan ve Karaalioğlu’na aitti…

Ve…

Başbakan, Hidayet Hanım için çok ağır sözler ediyor; Karaalioğlu da “Haklısınız efendim; yanlış yaptık; gereğini yerine getireceğim” diyerek Başbakan’dan özür diliyordu…

Ve…

O konuşmadan sadece birkaç gün sonra “gereğini” yerine getirip Tuksal’ı kovuyordu…

Tuksal’ı, Başbakan’ın emriyle kovduğunu yazdığım için beni yalanlıyor; haber/analizimi düzeltmemi istiyordu…

Şimdi Mustafa Karaalioğlu’nun telefon edip benden özür dilemesini istiyorum…

Aksi halde…

Ona olan kırgınlığım ölünceye kadar geçmeyecek…

 

[email protected]

ÇOK OKUNANLAR