GÜNDEM

Muharrem Sarıkaya, Çin ve Doğu Türkistan gezisini yazdı!

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, Çin'in Uygur Özerk Bölgesi'ne gerçekleştirdiği geziyi kaleme aldı. Sarıkaya, Çin'in eğitim adı altında yaptığı asimile çalışmalarını Çinli yetkililerin dilinden aktarırken Uygurlara uygulanan sistematik zulüm ve asimilasyona neredeyse hiç değinmedi.

Muharrem Sarıkaya, Çin ve Doğu Türkistan gezisini yazdı!

Çin'in Uygur Özerk Bölgesi'ne ziyarette bulunan Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, izlenimlerini kaleme aldı. 

Eğitim merkezleri adı altında toplama kampları kuran Çin'in uyguladığı sistematik zulüm ve asimilasyon faaliyetleri BM'nin bile gündemine gelirken Sarıkaya bu zulme neredeyse hiç değinmedi.

Çinli yetkililerle görüşen Sarıkaya, onların "Teknolojimiz kadar sesimiz yüksek değil" sitemlerini de dile getirdi.

İşte Sarıkaya'nın Uygur yazısı:

Bir yanımızda göz alabildiğince yükselen 7 bin metrelik Tanrı Dağları’nın (Tien-Şan) ihtişamı…

Hemen altında renginin şavkı göğü kızıllaştıran Alev Dağları (Yanan Dağ)…

Diğer yanımız ise ufka doğru uzanan Gobi Çölü’nün yalnızlığı…

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Urumçi, Turfan ve Kaşgar’a yıllar önce de gelmiş ve 5 gün geçirmiştim.

Bir grup gazeteci arkadaşımla buraya gelişimizin nedeni dünyada dikkatlerini üzerine çeken, terörün önüne geçilmesi amacıyla kurulan ve adına Mesleki Eğitim Merkezleri verilen yerleri gezmek ve halkla temas etmek.


Bölgeye hareketimizden önce Pekin’de Sosyal Bilimler Akademisi’nin Sincan Enstitüsü’nde bir toplantıya katılıp bilgi aldık.

Akademi’den Prof. Dr. Xu Jianying’in aktardığına göre Sincan Bölgesi’nin kalkınması için Çin’in kalkınmış 19 eyaleti yardım yapma kararı almış.

Hepsine de bir kent ve bölgesi bağlanmış.

Bölge bu sayede farklılaşmış ve geçen yıl 107 milyon turisti ağırlamış.

Sincan Bölgesinin büyüklüğü 1 milyon 600 bin kilometrekare ve toplam 24 milyon nüfusa sahip.

Bölgede 56 etnik grupla birlikte en ağırlıklı nüfusu %51 ile Uygurlar oluşturuyor.

Tahmini olarak 11 milyon civarında Uygur nüfusunun bulunduğu varsayılıyor.

Uygurların akrabalık bağları bulunduğu Türkiye’deki nüfusu ise 50 bin civarında…

Terör örgütlerinin destek bulduğu yer ise Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Pakistan ile çevrili bu bölgenin dağlık kesimlerindeki Doğu Türkistan bölgesi…

Suriye’deki DAEŞ hareketi ile 2011 sonrası yükselen Sincan Bölgesi’ndeki terör eylemlerini durdurmak için hükümet özel bir güvenlik önlemi almış.

Bununla birlikte ekonomik kalkınmayı da başlatmış ve Kuşak ve Yol Projesinin önemli merkezlerinden 9’unu Sincan bölgesine yerleştirmiş.

Bunların iki büyük yerleşimi ise Urumçi ve Kaşgar…

Bugün bile Urumçi’den trenle günde hareket eden konteyner sayısı 5 bin…

Kaşgar ve Turfan ise ülkenin başta üzüm olmak üzere tüm kuru gıdasını karşılıyor.

HALK SAVAŞI MODELİ

Prof. Dr. Xu Jianying, gelişmenin ve kalkınmanın en büyük engeli terörle mücadele için üç yöntem uyguladıklarını bildirdi.

Birincisi doğrudan polisiye tedbirle mücadele, ikincisi geniş ıslah ve sonuncusu ise yaşam koşullarını iyileştirme.

Şurası kesin ki Sincan bölgesi terörden çok çekmiş; bunu Urumçi’de boyun kesme dahil tüm çıplaklığıyla yapılan terör eylemlerinin gösterildiği Terör Müzesi’nde bulmak olası.


Yetkililere DAEŞ’in de insanlara yaptığı eziyeti gösterme çabasında olduğunu belirtip, neden bunu bütün çıplaklığı ile kendilerinin de gösterdiğini sordum.

“Biz terörün ne denli acımasız olduğunu dostlarımıza göstermek için bunu sergiliyoruz” yanıtını aldım.

Terörle mücadele için geliştirilen modele, “Halk Savaşı” adı verilmiş ve uygulamaya başlandığı son üç yılda da terör olayıyla karşılaşılmamış.

Bu amaçla BM kayıtlarında “Toplama Kampı” diye geçen Çin hükümetinin ise bu yakıştırmayı reddedip ve Mesleki Eğitim Merkezleri dediği yerler geliştirmişler.

Sayısı ve içinde kaç kişinin eğitim aldığına ilişkin herhangi bir veri aktarılmadı.

Ancak buralarda bir milyon kişinin kaldığına ilişkin iddialar da kesin dille yalanlandı.

Yazının devamı için tıklayın...

Yorumlar