POLEMİK

Küllenen kavga yeniden alevlendi! Ahmet Kekeç, Taşgetiren'e saydırdı

Star gazetesinde beraber çalıştıkları dönemde kavgaya tutuşmuşlardı. Öyle ki iki Ahmet fazla gelmişti ve Taşgetiren gazeteden ayrılmıştı. İşte küllenen kavga Taşgetiren'in "Pelikancılar" ile ilgili yazısı ile yeniden başladı. "Yeni paralel devlet Pelikancılar" diyen Ahmet Taşgetiren'e saydırmaya başladı Ahmet Kekeç. Hem de en üst perdeden; sulu zırtlak liberal, derviş rolleri kesen zat, sıkılmaz adam ve daha neler neler...

Küllenen kavga yeniden alevlendi! Ahmet Kekeç, Taşgetiren'e saydırdı

Çok değil birkaç yıl öncesine gidelim ve Star gazetesinin arşivlerini karıştıralım derseniz orada aynı isimde iki yazarın sert kavgasına şahit olursunuz. Ahmet Kekeç ve Ahmet Taşgetiren, bir dönem aynı gazetenin köşelerinden kavga etmişti. Star'ın diğer yazarlarının sağduyu çağrısı fayda etmemiş ve en niheyetinde Taşgetiren gazeteden ayrılmıştı. 

Taşgetiren'in yeni adresi de Karar gazetesi olmuştu. İşte yıllar sonra Karar'daki bir köşe yazısı yine bu iki ismi karşı karşıya getirdi.

Taşgetiren, yeni paralel devlet olarak gördüğü Pelikancıları yazmıştı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyaretini eleştirmişti. Ardından da üstü kapalı medya yapılanmasından bahsederek Adalet Bakanı Gül'ün "maklube" çıkışını Pelikancılara yormuştu.

İşte ne olduysa bu yazıda sonra oldu ve halen Star'da köşe yazılarına devam eden Ahmet Kekeç, küllenen kavganın fitilini yeniden ateşledi. 

Öyle bir yazı yazdı; derviş kılıklı olarak nitelediği Taşgetiren'e saydırdı durdu. Hatta başlığını da yazının "Utanmaz derviş" koydu. 

İşte kavganın yeniden başladığının habercisi o yazı:

Bir çuval sakalı var, kadrosuzluktan “derviş” rolleri kesiyor, sonra da sıkılmadan “Pelikan terör örgütü” diye yazılar yazıyor. 

Derviş rollerine aldanmayın, FETÖ’nün en sulu zırtlak liberallerinden daha “liberal” bir zattır... Ve vicdansız. 

Öyle bir vicdansız ki, FETÖ’cü Hüseyin Korkmaz’ın hazırlayıp Meclis’e yolladığı fezlekeyle dört bakanın yargılanmasını savunmuştu. (O sıralarda Yüce Divan’ın FETÖ’cülerin kontrolünde olduğu bilgisine sahip olduğu halde...)

Hüseyin Korkmaz kim mi? 

Hemen hatırlatalım: 

Hüseyin Korkmaz, ABD’deki Zarrab davasına delil (!) teşkil eden belgeleri kaçırıp, 50 bin dolara FBI’ya okutan ve Hakan Atilla’nın mağduriyetine yol açan şerefsizdir. 

İşin daha vahim boyutu şu: 

Derviş rolleri kesen sulu zırtlak liberal dâhil, dönemin Başbakanı Davutoğlu ve kimi milletvekilleri, işbu fezlekenin FETÖ’cüler tarafından kaleme alındığı, “bir numaralı sanık” olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaret edildiği bilgisine sahiptiler. 

Kaçtır içinde “Pelikan” geçen yazılar yazıyor, soramıyoruz. 

Kimmiş şu Pelikancılar, yazsa da öğrensek. 

Bu çok tehlikeli terör örgütünün “medya ayağındaki” gazetelerin ismi nedir, açıklasa da merakımızı gidersek. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu çok tehlikeli terör örgütünün karargâhını (!) ziyaret ederek muhaliflere hangi mesajı vermiştir, çıtlatsa da bilgi sahibi olsak. 

Bu “yeni paralel devlet yapılanması”nın (kendisi öyle diyor) lider kadrosunu kim işgal ediyor (Erdoğan olabilir mi? İpucu verse de sayıyla kendimize gelsek. Bu paralel örgütün lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’sa, “Erdoğan Davutoğlu’na sızmıştır!” diyebilir miyiz?)

Davutoğlu’nun “partiden istifa etmesi” de bir Pelikan tasarrufu mudur, ipucu verse de aydınlansak. 

Derviş imitasyonuna söylenecek söz şudur: 

Paralel devlet yapılanması görmek istiyorsan, AK Parti’nin tapulu arazisi üzerine gecekondu dikmeye uğraşan ve partinin “oy tabanına” göz diken Ahmet Davutoğlu’na bakacaksın. 

Sadece vicdansız mı? 

Bir de kurnaz... 

Hazır istim üzerindeyken, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül üzerinden “fitne tohumları” ekmeye çalışıyor sıkılmaz şey... Adalet Bakanı diyesi imiş ki, “Aynı maklubeye kaşık sallayanlar...”

Bu ifadeyi, “Pelikancılar” diye yargıladığı gazetecileri töhmet altında bırakmak için kullanıyor. 

Kim aynı maklubeye kaşık sallıyordu bilmiyorum ama bu derviş kılıklı “şey”in kursağından Fetullah’ın lokmaları eksik olmazdı. 

Üstelik, Zaman ve Bugün gazetelerinde Fetullah’ın kılıcını sallardı. 

Maklubeye kaç kez kaşık salladığı ise muamma. 

Ben diyeyim yüzlerce, siz deyin binlerce kez. 

İşbu sıkılmaz adam, şimdi kalkmış, elindeki “kara”yı çalacak ortaklar arıyor. 

Yorumlar