GÜNCEL

İtibar dergisi kapandı, kültür sermayenin emrine giriyor

Bir dergi daha kaydı yayın dünyasından. 97 sayıya kadar gelen İtibar dergisi gerisinde edebiyat dünyasına büyük bir hüzün bırakarak veda etti. Star yazarı Sibel Eraslan, köşesinde İtibar'ın vedasından bahsetti ve "Kültür, giderek sermayenin emrine giriyor" dedi.

İtibar dergisi kapandı, kültür sermayenin emrine giriyor

"Dergiler için ‘’hür tefekkürün kalesi’’ derdi rahmetli Cemil Meriç." sözüyle başladı Sibel Eraslan yazısına... Eraslan, İtibar dergisinin kapanmasının ardından hüzünlü bir edebiyat yazısı kaleme aldı. 

İtibar'ın gidişini "Biz yetişirken, dostluğun, dayanışmanın, arkadaşlığın da kalesiydi dergiler. Okuldu, mektepti, tarzdı, sanatta moda ve kamu kurucuydu dergiler. Varlık’çılar, Hisar’cılar, Büyük Doğu’cular, Türk Edebiyatçılar, Töre’ciler, Olgu’cular, Mavera’cılar, Dergah’cılar, Hece’ciler, Yedi İklim’ciler, Fayrap’çılar... Hepsi gözlerimin önünden geçip gittiler, bir tarzın, bir ruhun, bir biçimin peşinde güzel sözü aradılar... " sözleri ile karşıladı...

Kültürel iktidarın tartışıldığı günümüzde sermayenin kültürü nasıl tahakkümü altına aldığını şu sözlerle ifade etti:

Şairin de şiirin de değerini bilmelidir bir toplum. ‘’Kültürel iktidar’’ tartışmalarının bu kadar yoğun olarak yapıldığı bir eşikte, bir dergi için bağımsız kalabilmenin ne kadar zor olduğunu da gözler önüne serdi İtibar’ın kapanışı. Hem kağıt fiyatlarının feci artışı hem dağıtım şirketlerinin mali baskısı, bağımsız dergiciliği ne yazık ki öldürmüş durumda. Dergileri ya bankalar, ya holdingler, ya gazeteler çıkartıyor. Kültür giderek sermayenin emrine giriyor. 

Kalem, kelam ve sermaye derken, ‘’Kalem’’ suresindeki cimri bahçe sahipleri nasıl da bugünkü hallerimizi anımsatıyor. Onlar yoksullara hiç bir pay vermemek için daha gün doğmadan gideceklerdi hasada, ne ki bahçelerini yanmış yıkılmış buldular. Kalem ismi taşıyan bir surede, niçin cimri mal sahiplerinin kıssası anlatılır, hikmetini elbette Allah bilir. Fatma Barbarosoğlu’nun yönlendirmesiyle, içimiz sızlayarak okuduk bu ayetleri dün gece... 

Hem ‘’kültürel iktidar’’ diyorsunuz.. Hem de edebiyat öldü mü, şiir öldü mü, kitap öldü mü, roman öldü mü sorularını soruyorsunuz. Korkmayın kıyamete kadar, ne şiir biter ne kelimeler. Lakin, ayıptır, günahtır. Fotosentezle mi yaşayacak bu şairler, öykücüler, müzisyenler? 

Herkes her yere sığdı da bir ‘’İtibar’’ımızı sığdıramadık hiç bir yere. Ama bu yürüyüş kuşkusuz başka şekillerde devam edecektir. Zira  her şeye rağmen yurdunun kokusunu taşıyan kişidir şair. 

‘’Her günü sert olur, yüksek yerlerin/ Eskiden kalma yoksul bir halkla/ Severim seni ey güzel yurdum/ Bakmam dünyada huzur hakkına’’ (İbrahim Tenekeci)

Yorumlar