GÜNÜN KÖŞE YAZARI

Günün köşe yazarı Murat Bardakçı

Habertürk yazarı Murat Bardakçı, koronavirüs ile ilgili haberleri okuyup yayınları izledikten sonra tedbir listesi hazırladı. Bardakçı, köşesinde paylaştığı bu tedbir listesi ile günün yazarı olmayı hak ediyor.

Günün köşe yazarı Murat Bardakçı

Koronavirüsün Türkiye'de görülmesinin ardından resmi makamların uyulması gereken kuralları anlattığını, basında ve sosyal medyada yapılması gerekenlere yönelik listeler yayınlandığını belirten Murat Bardakçı, beş maddelik tedbir listesi hazırladı ve bunu okuyucuları ile paylaştı.

Koronavirüs gibi âfetlerin yaşandığı günlerde karşılaşılabilecek en büyük belâlardan birinin ortalığa atılan yalan iddialar olduğunu ifade eden Bardakçı, "Bu iş bizde maaşallah gayet mükemmel şekilde yapılmaktadır." diye yazdı. Bardakçı, kanal kanal dolaşanlar için de uyardı.

Murat Bardakçı bu listesi ile günün yazarı olmayı hak ediyor.

İşte o liste:

Koronavirüs’e karşı benim tedbir listem

Koronavirüs belâsı geldi geleli resmî makamlar uyulması gereken kuralları anlatıyorlar, basında ve sosyal medyada “Şunu yapın, bunu yapmayın, şöyle davranın, böyle hareket edin” diye madde madde listeler yayınlanıyor.

Bu yayınları görüp salgınla ilgili haberleri de okuduktan sonra maddeler halinde kendi tedbir listemi hazırladım:

1. Siyasî partilerin il ve ilçe yöneticileri: Umre dönüşü karantinaya alınan hemşehrilerinizi ziyaret etmeyin!¬ Kutsal topraklardan gelen kişi partinizin ister il, isterse ilçe idare kurullarında bulunsun; yahut beldenizin en önemli kişisi olsun, “Hoş geldin, Allah kabul etsin” demek için yanına gidip hem kendinizin hem de milletin sağlığını tehlikeye atmayın. Hani “telefon” diye bir âlet vardır ya, “Hoşgeldiniz” diyecekseniz onu kullanın! Yaptığınız böyle akıl dışı ziyaretlerde çekilen fotoğrafları sosyal medya hesaplarınızda kullandıktan sonra Sağlık Bakanlığı’nın uyarılarını, özellikle de karantina duyurularını retweet etmek, “Bu ne perhiz, bu ne lâhana turşusu” dedirtir ve bunları yapanlarda ciddî akıl noksanı olduğunu gösterir.

2. Okulların salgın sebebi ile kapatılması, tatil edilmiş olmaları demek değildir. Kapatma kararı öğrencileri evlerinde virüsten uzak tutmak maksadıyla alınmıştır. Dolayısı ile aileler, çocuklarının tatil dönemine girildiğini zannedip sokaklara dökülerek kapı kapı dolaşmalarına engel olmalıdırlar.

3. Memlekette ahlâksız, seciyesiz, seviyesiz ve sahtekâr tükenir mi? Salgının ardından dezenfektanlara hücum edilmesi üzerine bu maddelerin temininde sıkıntılar başgösterince bazı herifler merdiven altlarında sahte dezenfaktan imal etmeye başladılar ve bunları pazarlamaya çalışıyorlar! Şimdiye kadar ismi cismi işitilmemiş ve vârolmamış sahte üreticiler eczanelere her gün telefon üstüne telefon edip ellerinde bol miktarda dezenfektan bulunduğunu ve bunları düşük fiyattan vereceklerini söylüyorlar. Böyle sahtekârlar zaten ciddiye alınmıyorlar ama bulunup tepelenmeleri de şarttır!

4. Salgın çıktı, komplo teorisyenlerine gün doğdu! Koronavirüs derdinin üzerine mal bulmuş magribî gibi atlayıp kanal kanal dolaşıyor, fırsat bu fırsattır deyip kendilerini bir matahmış gibi göstermek ve etrafı etkileyebilmek için biyolojik felâketi “yüksek akıl”, “hâkim güçler” yahut “virüs savaşı” gibisinden hayalî soslara bulayıp pazarlamaya çalışıyorlar. Kaynaklarını sadece uydurdukları palavraların teşkil ettiği ve hava atabilmek için sık sık kullandıkları yabancı kelimeleri doğru dürüst telâffuzdan bile âciz böyle komplo pazarlamacılarını ciddiye almayın, söylediklerine inanmayın ve olur a, onlardan biri ile karşılaştığınız takdirde de sakın ha yüz vermeyin, nezaket falan göstermeyin!

5. Koronavirüs gibi âfetlerin yaşandığı günlerde karşılaşılabilecek en büyük belâlardan biri, ortalığı yalan söylentilerin sarmasıdır ve bu iş bizde maaşallah gayet mükemmel şekilde yapılmaktadır. Sosyal medyada milleti paniğe sevkedecek uydurmalardan tutun Sağlık Bakanlığı antetli kâğıtlarla sahte belge imâline kadar her türlü yalan, dolan ve palavra etrafı sarmış vaziyettedir. Paniğe sebep olan böyle işlere kalkışanlar öyle gözaltına alınıp sonradan serbest bırakılmak yahut ikametgâha rapten evlerine gönderilmek gibi nazik şekilde muamele görmemeli, eski kanunlarımıza, meselâ İkinci Bayezid’in Umumi Kanunnâmesi’nin yirmi altıncı, Kanunî Sultan Süleyman’ın Kanunnâmesi’nin de beşinci maddelerinde yazılı olan cezalara çarptırılmalıdırlar!

Yorumlar