GÜNÜN KÖŞE YAZARI

Günün köşe yazarı Hüseyin Besli

Hüseyin Besli Erol Olçok'un doğum gününü unutmamıştı.

Günün köşe yazarı Hüseyin Besli

31 Mart yerel seçimlerine giderken partilerin seçim kampanyaları medyada yer alıyor. Bu seçim kampanyalarına bakınca insanın aklına gelen ilk isim rahmetli Erol Olçok. 

AK Parti'nin kurulduğu günden itibaren seçim kampanyalarını yapan Erol Olçok'un hazırladığı kampanyalar nerdeee, şimdi ki kampanyalar nerdeee. Bunu sadece AK Parti özelinde değil sektörel anlamda söylüyorum. 

Erol Olçok oğluyla birlikte kahramanca mücadele ederek 15 Temmuz'da şehit oldu. Geçtiğimiz Salı günü rahmetli Erol Olçok'un doğum günüydü. 

Bunu bize hatırlatansa Akşam Gazetesi'nden Hüseyin Besli oldu. Hüseyin Besli Erol Olçok'un doğum gününü unutmamıştı. 

Hüseyin Besli yazısında Erol Olçok ve oğlu Abdullah için şunları yazıyordu: 

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığına ve milletin bekasına kast etmeye kalkışanlara karşı yiğitçe bir direniş ortaya koyarken, sahiden birlikte öldü baba ile oğul, Erol ile Abdullah birlikte yolculuğa çıktı öbür aleme…

Allahualem onların kaderine, onların biricikliği ve varlığı üzerinden bir millet için bir destan yazılması derç edilmişti."

Hüseyin Besli'yi günün yazarı seçerken yazısının tamamını da sizlerle paylaşıyoruz: 


Geçtiğimiz Salı günü Erol’un doğum günüydü, bu vesileyle…

1- Derler ki; üzerine yemin edeceği kutsalı olmayan kişiden korkacaksın.

Yine denir ki; hiçbir topluluk/devlet/medeniyet yoktur ki; var olabilmek ve tarih sahnesinde yer alabilmek için metafizik bir temele dayanmasın.

Ve de bilinir ki; bazı şeyler zamanla yerine oturur.

2- Her medeniyetin/milletin başlangıcında, kutsal metinlerde dahil olmak üzere mesel/hikaye/destan diye isimlendirdiğimiz kurucu bir veya birkaç metin vardır.

Geriye doğru rasyonel bir bakış attığımızda, imanımız gereği tartışmasız inandıklarımız dışında bu kurucu metinlerin çoğu kez, bir aidiyet inşa etmek için kurgulandığına inanmışızdır.

Oysa…

3- Bugün için yeterince anlaşılıp anlaşılmadığında bağımsız olarak;

‘15 Temmuz’ eminim ki yıllar ve asırlar sonra bile bir mesel, bir hikaye, bir destan olarak hatırlanacaktır.

En çokta baba-oğul, Erol ve Abdullah üzerinden oluşturulmuş bir metin üzerinden dillendirilecektir.

Mümkündür ki; o gün de ‘rasyonel bir bakış’la tarihe bakanlar.

Erol ve Abdullah’ın hikayesinin, biraz da şehadetin gerçekleştiği mekandan hareketle 15 Temmuz’u güçlendirmek için kurgulandığını söyleyeceklerdir.

Oysa!

Her şey biz yaşarken oldu.

Sahiden oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlığına ve milletin bekasına kast etmeye kalkışanlara karşı yiğitçe bir direniş ortaya koyarken, sahiden birlikte öldü baba ile oğul, Erol ile Abdullah birlikte yolculuğa çıktı öbür aleme…

Allahualem onların kaderine, onların biricikliği ve varlığı üzerinden bir millet için bir destan yazılması derç edilmişti.

Başta Erol ve Abdullah olmak üzere bütün şehitlerimizin ruhaniyetine selam olsun.

Yorumlar