RÖPORTAJ

Göksel: 'Müziğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var'

Sayım Çınar, 15. Frankfurt Film Festivali’nin açılışında Avrupa’daki Türk hayranlarına konser veren Göksel’le, sonbaharın büyüleyici manzaraları eşliğinde Yeşilçam filmleri tadında bir söyleşi yaptı.

Göksel: 'Müziğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var'

GAZETECİLER.COM - ÖZEL RÖPORTAJ
SAYIM ÇINAR sayimc@superonline.com

Göksel, siyaz beyaz film tadındaki şarkıları, kendine has ses tonu ve yorumunun yanı sıra Türk müzik piyasasında farklı duruşuyla özel bir yeri olan özgün bir sanatçı. Sayım Çınar, 15. Frankfurt Film Festivali’nin açılışında Avrupa’daki Türk hayranlarına konser veren Göksel’le, sonbaharın büyüleyici manzaraları eşliğinde Yeşilçam filmleri tadında bir söyleşi yaptı.

Şarkılarınla genelde dile getirilmemiş şeyleri anlatıyorsun. Bir ara, “Aslında tek eşlilik olmasaydı çok eşlilik olurdu. Erkekler tek eşli olamıyor, aldatılmayan kadın yoktur” demiştin…

‘Aldatılmayan kadın yoktur’ dediğimi hatırlamıyorum ama erkekler doğası gereği tek eşli kalmakta zorlanıyor. Sadece erkekler değil, kadınlar da tek eşli değil artık. Tabii, hayvani taraflarını terbiye edebilmiş insanlar da var.

Bir insanın hayatta sahip olması gereken en kıymetli şeyin özgürlüğü olduğunu düşünüyorum. ‘Aldatılmak’ kelimesi çok rahatsız edici... Bir kere işin işine yalan girmiş oluyor. Ama başka bir insanın bedeninden biz sorumlu değiliz. O kişi sevgilimiz, kocamız veya eşimiz de olsa, bu durumla baş etmek çok zor bir şey ama herkesin bedeni kendine ait. Bizim başka insanları yargılamaya hakkımız yok. Sadece verilen sözlerle, yalanlarla ilgili şikayet edebiliriz. Ben böyle düşünüyorum ama sevgilimin beni aldatmasına tahammül edebilir miyim, tabii ki hayır.

Tezer Özlü de diyor ki, “Dünyanın en büyük acısı aşk acısı değildir, insanların dramıdır.” Aşk acılarını çok güzel dile getiren bir sanatçı olarak, sence dünyanın en büyük acısı aşk acısı mıdır?

Değil ama yaşarken ‘öyleymiş’ gibi hissediyoruz. Belki de daha önce yaşadığımız bütün acıları tetikliyor, bize bir sürü şey hatırlatıyor. Aşk acısı içinde bizi en çok yaralayan duygu sevilmeme ve istenmediğini hissetmek aslında. Niye insan acı çeker? Ya kabul görmemiştir, ya aldatılmıştır ya da kavuşamıyordur. Sonuçta istediği olmadığı için acı çekiyor.

ÇOCUKLUĞUMDA İÇİME KAPANIKTIM

Ses tonunun çok değişik bir tarafı var. Kendine özgü bir sanatçısın. Sanki içinde katledilmiş bir duygu var gibi… Bu şarkı sözlerini nasıl yazıyorsun?

(Gülüyor) Bir kere biz sanatçılar hassas insanlarız. Sahneye çıkan insanların, özellikle şarkı yazanların hepsi hassastır. Mesleğimiz bizi daha da hassaslaştırıyor, hep çocuk kalıyoruz. Sürekli alkışlanmak, beğenilmek istiyoruz. O yüzden bir takım duyguları abartılı yaşıyoruz. Sizden daha fazla acı çektiğim için değil, sadece onları ifade etme ihtiyacı duyduğum için böyleyim. Herkesin başına gelebilecek şeyler benim de başıma gelmiştir ama ben biraz daha fazla etkilenmişimdir, o kadar. Yoksa hayatımda Allah’a şükür çok çok büyük dramlar yok.

Çocukluğumda içine kapanıktım, hatta asosyal bile sayılabilirdim. O dönemlerin bugün yazdığım şarkı sözlerine çok büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Sanki o şarkı sözlerini hala o kız çocuğu yazıyor...

Bazı insanların aşk konusunda ahkam kesmelerine rağmen bunu hayatına yansıtamamaları çok görülen bir şey. Sence aşk tarif edilmesi gereken duygu mu?

Ben rahatlatmayı tercih ediyorum, insanlara güzel duygular hissettirmek istiyorum. Belki de bazı duyguları unutmalarını engellemek istiyorum. Mesela, çok fazla acıdan bahsetmesine rağmen şarkı sözlerim insanları rahatlatıyor. Pek çok söyledi. Bu çok hoşuma gidiyor. Belki dertleşiyor gibi hissediyorlar ya da sesimin tonundan çıkan enerji ile ilgili olabilir. Bu bana kendimi çok iyi hissettiriyor.

Sen sahnede dans da edebiliyorsun, dans ederken de düşündürebiliyorsun. Bu önemli bir özellik. İçinde birden fazla kişilik var. Bu da sahneye yansıyor. İkiye bölünen kız gibisin bazen…

Evet, evet. Günlük hayatımda da öyleyim.

TÜRK FİLMLERİ FESTİVALLERİNİN ARANILAN SANATÇISI OLDUM

Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgede konser verdin. Bugünkü konserde sinema konseptli şarkılar da vardı. Neler hissettin?

Frankfurt’tayız ve Türk Filmleri Festivali’ndeyiz. Üstelik her sene tekrar edilen bir festival. Böyle bir festivalin yapılıyor olması beni çok mutlu etti. Bu gerçekten olağanüstü… Her film festivali beni çok heyecanlandırıyor. Birkaç defa Antalya Film Festivali’nde de sahneye çıktım. Antalya’yı Datça Film Festivali, Altın Koza Film Festivali takip etti. Nedense Türk film festivalleri yapıldığında akla ilk ben geliyorum. Şarkılarımın yarattığı duygu ile birlikte oluşan bir süreç. Alışkın olduğum bir şey, çok büyük keyif alıyorum.

SEZEN AKSU'UNU SAHNESİNDEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM

Müzik kariyerin Sezen Aksu ile başlıyor. Aşkın Nur Yengi gibi bir dönem vokalistliğini yaptın. Sezen Aksu ile çalışmak sana neleri hatırlatıyor?

Çok güzel günlerdi. Sezen Aksu kadar büyük bir sanatçının sahnesinde vokalistlik yapmak da enteresan bir deneyim oldu. O zamana kadar öyle büyük sahnelerde yer almamıştım, çok şey öğrendim Sezen’in sahnesinden. Onno Tunç, Garo Mafyan, Atilla Özdemiroğlu gibi Türkiye’nin çok değerli müzisyenleri ile çalışma fırsatım oldu. Henüz kendimi öğrenci gibi hissettiğim bir dönemde bu isimlerin gelişimime çok büyük katkısı oldu.

Seni Türkiye’de herkes “Depresyondayım” şarkısıyla özdeşleştirdi. Aynı zamanda şair bir tarafın da var. “Depresyondayım” gibi şiirlerini neden bir kitap haline getirmiyorsun?


Yeni yeni aklıma gelmeye başladı. Ama benden önce annemin şiir kitabı çıktı. Kendimiz bastırdık, herhangi bir yayınevinde basılmadı.

Şiir Türkiye’de en az değerini bulan edebi bir tür ama Göksel’in şiirleri bence okunur…

Genelde ben sözle melodiyi bir arada yazıyorum, doğaçlama gibi çıkıyor. Son dönemde daha çok yazmaya başladım. Sonra ister istemez onları bir şarkı formuna sokmak gerekiyor. Bu sözleri şarkı formuna sokmasam, şiir olarak kalsa fena olmazdı, bir kitap mı yapsam diye hissettiğim bir dönemde bu soruyu sordun. İleride böyle bir şey yapmak isterim.

DEPRESYONDAYIM VE Bİ' SENİ KONUŞURUM GERÇEK HAYATTAN ÇIKTI

Sanatçılar, oyuncular ve aydın kişilerden oluşan bir çevre içindesin. Onların hayatları seni mutlaka etkiliyordur. Arkadaşlarına şiirler yazıp, onları şarkı yaptığın oldu mu hiç?

Evet. “Depresyondayım” ve “Bi Seni Konuşurum” şarkıları ilk aklıma gelenler… Çok yakın arkadaşlarıma yazdığım şiirlerden ortay çıktı. Gerçekten hayatımda oldukça renkli karakterler var. İki şarkı da ironik. Biraz kendime de benzettiğim için o duyguları ti’ye aldım.

Türk sinemasını mutlaka çok yakından takip ediyorsundur. Yaptığın şarkıları filmlerinde kullanan yönetmenler var mı?

Mustafa Altıoklar, Banyo filminde “Sadece İnsanım” şarkımı kullanmıştı.

Yazdığın şarkı sözleri felsefi soruşturma gibi. Şair ruhlu bir sanatçısın. Hayatını etkileyen şairler kimler?

Ümit Yaşar Oğuzcan’ı, Orhan Veli Kanık’ı ve Cemal Süreyya’yı seviyorum. Bazı insanlar ben şiirden anlamam der, ben her zaman şiiri çok sevdim, hala da seviyorum. Günümüzde şiir biraz hafife alınıyor. Sanki şiir sevmek aşırı duygusallıkmış gibi görülüyor.

Son dönemde çok gergin günler yaşadık. Türkiye terörle içiçe yaşayan bir ülke oldu. Türkiye’nin siyasi karmaşasının yaptığın müziğe etkisi var mı?

Ben altı siyasi sözlerle çizili şarkılar söylemiyorum. Yaratılışımda öyle bir şey yok. Gündemi çok sıkı takip ediyorum, ne olup ne bittiğini çok iyi biliyorum ama hadi gidelim, direnelim gibi söylemlerin öncülüğünü yapabilecek bir kişi değilim. Olayları dışarıdan seyrediyorum, çok üzülüyorum olanlara ama yaptığım müzikte bunu ön plana çıkarmak bana doğru gelmiyor. Hala içimden aşk şarkıları söylemek geliyor. Aşk şarkıları söylerken de ister istemez sokaktaki isyan şarkılarıma ve sesime yansıyor. Bundan kaçmak mümkün değil!

Bu festivale iyi ki geldim dedin mi? Tam olarak ne hissettin Frankfurt’a geldiğinde?

Dedim. Kesinlikle. Ben de bir şeyin ucundan tutuyormuş gibi hissettim, çok hoşuma gitti bu duygu.  Türk sinemasının emekçilerine çok büyük saygı duyuyorum.

Kültür Bakanlığı’nın bu tür festivallere destek vermesi konusunda ne düşünüyorsun?

Frankfurt Film Festivali devletin de katkı sağladığı bir festival. Devletin bu tür festivallere daha çok destek vermesi gerekiyor. Sponsorların desteği yeterli olmuyor. Bu festival aynı zamanda Alman Hükümeti’nin de sanata ne kadar değer verdiğini gösteriyor. Frankfurt Belediyesi festivale büyük destek veriyor. Böyle festivallerin daha fazla olmasını istiyorum. Ben de sanatçı olarak her festivale elimden geldiğince destek vermek istiyorum.

ACIYLA BESLENEN BİR TOPLUMUZ

Türkiye’nin yaşadığı gerilim nedeniyle konserler iptal oluyor. CD satışları eskisi gibi değil, bir de üstüne konserler iptal olunca bu siz sanatçıları nasıl etkiliyor?

Bugün Frankfurt’un her yerinde konserler vardı, yarın festival var. Çevreyi dolaşırken Türkiye’de böyle bir şey yapmanın ne kadar çok zor, ne kadar imkansız olduğunu düşündüm ve üzüldüm. Keşke bizim ülkemizde de böyle şeyler olsa… Sanat ve müzik duygularımızı ifade etmemizi sağlıyor, bizi kendimize yaklaştırıyor, başka insanlara yaklaştırıyor. İçimizdeki sevgiyi büyütüyor. Özellikle öfkeli ve üzüntülü olduğumuz zamanlarda müziğe ve sanata her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Olaya bir müzisyen olarak baktığımda ise bizim hayatımız müzik ve işimizi yapamaz hale gelmek gerçekten çok can sıkıcı. Bu durumun geçici olduğunu düşünüyorum, öyle hissediyorum, inanmak istiyorum. Bizler bir şekilde işimizi yapmaya devam ediyoruz. Evde yaratıyoruz, stüdyoda yaratıyoruz ama sahneye çıkmak bambaşka bir şey.

Amerika’da Bruce Springsteen, 11 Eylül’le ilgili şarkılar yaptı, konserler verdi. Toplumun acılarını paylaştı, ölen insanların aileleri için şarkılar söyledi. Keşke sizler de şehitler için konserler verseniz?

Kötü bir olay olduğunda Türkiye’de her şey iptal oluyor. Biraz acıyla beslenen bir toplum olduğumuz için o acıyı daha da büyütüyoruz. Bir ölüm yaşandığında da öyle... Avrupalılar için öyle değil. Ölüm başka türlü yaşanır ve daha kolay atlatılır.

ALMANYA GÜNEŞLİYKEN ÇOK GÜZELMİŞ

Birkaç gündür Frankfurt’tasın. Burada en çok neler ilgini çekti? Bu şehir hakkında söyleyebileceğin özel bir şey var mı?

Benim Almanya’da geçirdiğim en güzel iki gündü diyebilirim. Meğer daha önce hep hava çok soğukken gelmişim. Almanya’yı çok karanlık bir ülke olarak biliyordum, halbuki güneşliyken çok güzelmiş. Hava olağanüstüydü. Çok huzurlu, çok güvenli. Çevrenin çok yeşil olması ve şehrin düzenine hayran oldum. Baharda tekrar gezmeye geleceğim.