GÜNDEM

FETÖ'yü destekleyen tweetleri çıkmıştı! O haberi iki gün önce kaldırmış

FETÖ'yü destekleyen tweetleri ile gündem olan ve Yavuz Donat'ın istifasına neden olan Küresel Gazeteciler Konseyi Başkanı Mehmet Ali Dim'in sahibi olduğu sitede yayınladığı 'skandal ses kaydı' haberinin iki gün önce kaldırıldığı ortaya çıktı.

FETÖ'yü destekleyen tweetleri çıkmıştı! O haberi iki gün önce kaldırmış

FETÖ lehine tweetler attığı ortaya çıkan Küresel Gazeteciler Konseyi Başkanı  Mehmet Ali Dim'in sahibi olduğu sitede yayınladığı 'Skandal ses kaydı' başlığı ile yayınlanan ve "Büyük rüşvet operasyonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hakkında fezleke hazırlayarak Adalet Bakanlığı'na gönderdiğ eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar dosyasından 'Ataköy tapeleri' çıktı" ifadelerinin yer aldığı haberi iki gün önce de siteden kaldırdığı ortaya çıktı.

 Haberin detaylarını okumak için tıklayanlar 404 kodu ile karşı karşıya kalıyor.

Yavuz Donat'ın istifa etmesine neden oldu?

Dim'in FETÖ ile olan bağının ortaya çıkması, Yavuz Donat'ın Onursal Başkanlık görevinden istifa etmesine neden olmuştu.

Alanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı'nın skandal FETÖ ilişkisi

28.10.2015 Yılında Alanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Olan Mehmet Ali Dim’in Fetöcü medyaya sahip çıkan açıklamaları aşağıda yer almaktadır. Bu açıklamayı FETÖ'nün yayın organı Cihan Haber Ajansına bizzat yapmış ve tüm site ve gazetelerde çıkmıştır.

İŞTE O AÇIKLAMALAR:

“HÜKÜMET BASIN KARTINA KAN BULAŞTIRDI"

Alanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mehmet Ali Dim, Bugün gazetesi ve Kanaltürk Televizyonunun da içinde bulunduğu Koza İpek Medya Grubu'na bu sabah polis zoruyla girilerek el konulmasına sert tepki göstererek "Basın kartına kan bulaştı." dedi. Anayasa'nın basın araçlarının korunmasına dair 30. maddesinin açık ve net olarak ortada olduğunu kaydeden Mehmet Ali Dim, sıkıyönetim ve askeri darbeler zamanında bile böyle bir uygulamanın olmadığını ifade etti. Alanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Anayasa'nın 30. maddesi açık ve net. Kaldı ki Anayasa'nın o maddesi ta 1961 Anayasası'nda askeri darbe döneminde yapılan 1982 Anayasası'nda da korunan bir madde. Burada 'Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz.' diyor. “Bugün yaşadığımız tablo sıkıyönetim dönemlerinde, o idarelerin yaptığı ve halka onaylattırdığı Anayasa'da yer alan bir madde olmasına rağmen, bugün halkın oylarıyla iş başına demokrasiyle gelmiş bir iktidarın antidemokratik bir yaklaşımla, devlet eliyle ve hukuk adına '2 TV kanalı ve 2 gazeteye kayyum atadım' diye el koyması, bunun yanı sıra da yayın kumanda merkezlerine, haber merkezlerine oturarak çalışan gazeteci arkadaşlarımızı uzaklaştırması, binaya sokmayarak yayın politikalarını belirlemesi kabul edilebilir bir davranış şekli değildir.”

“AFRİKA ÜLKELERİNDE BİLE BU BASKI YOKTUR…”

Hiçbir demokraside böyle bir uygulama olamaz. Ancak bu; demokrasisi gelişmemiş üçüncü dünya ülkelerinde, Afrika ülkelerinde, Güney Amerika ülkelerinde olabilecek uygulamadır. Belki oralarda da yoktur.

“MUTLAKA HESAP VERECEKLER”

Bunu Atatürk Türkiyesine, yarın kutlayacağımız Cumhuriyetimizin 92. kuruluş yıl dönümü ile değerlendirirsek 2015'teki 92 yaşında bir demokrasiye sahip Türkiye'ye bunu reva görmek mümkün değildir ve bunun sorumluları kısa sürede mutlak surette hesap vermek zorundadır." Mehmet Ali Dim, polis zoruyla yayın kuruluşlarına girilirken gazetecilerin arkadan kelepçelenmesini, darp edilmesini, basın kartlarına kan bulaşmasını kabul edemeyeceklerini vurgulayarak, "Çalışan gazeteci arkadaşların, emekçi arkadaşlarımızın, çocuğuna, ailesine ekmek parası kazanma peşinde koşan arkadaşlarımızın bir terörist gibi polisler tarafından muamele görmesi içimizi, yüreğimizi karartmaktadır ve kesinlikle kabul edilebilir davranış şekli değildir. Basın kartına kan bulaştı, bir gazeteci arkadaş arkadan kelepçelendi. Bunlar yüreğimizi sızlatıyor." diye konuştu. Dim, yapılanların halkın gözü önünde yaşandığına da değinerek "İnanıyorum ki halk olanları görüyor, yaşıyor. Mutlak surette tepkisini gösterecektir." diyerek sözlerini tamamladı.

“ABDULHAMİT DÖNEMİNDE BAŞLAYAN SANSÜR GÜNÜMÜZDEDE DEVAM EDİYOR”

Mehmet Ali Dim 22.07.2011 yılında yayınladığı bir mesajda Abdulhamit Han’ı sansürcü ilan etmiş ve onun yolundan giden hükümet döneminde de sansürün devam ettiğini söyleyerek Cumhurbaşkanımız ve hükümeti suçlamıştır. İşte o açıklamaları : "Bugünü anlamlı kılan olay, Abdülhamit'in 30 yıllık baskı rejiminin son bulduğu 1908 yılında, o dönemin aydın gazetecilerinin, padişahın adamlarına baskı kalıplarını vermeyi reddederek, sansüre ilk direnişi gerçekleştirmeleridir. Ancak üzülerek ifade etmeliyiz ki gelişen demokrasimize rağmen, sansürün değişik biçimleri Türk basınında varlığını sürdürmektedir. Geçen 103 yıl içinde, birçok imparatorluklar, diktatörlükler ve baskı rejimleri tarihe karışırken, Türk medyasının örtülü de olsa hala sansür baskısı altında tutulması utanç vericidir. "

“SÜLEYMANCILAR BİZİ KULLANDI “DİYOR…

“Süleyman Efendinin torunlarından Ahmet Deniz Olgun adına kitap yayınlamıştır. Burada bu cemaatin eski büyüğü adına yayınlanan kitap tamamen ticari amaçlı yayınlanmış olup cemaatin tepkisine neden olmuştur. Süleyman Efendi Cemaati yöneticileri cemaatimiz kullanılmıştır. Yarım A 4 büyüklüğünde Kötü baskılı bu kitap Türkiye’de 35 TL yurt dışında 68 TL satılmıştır. Bu cemat mensupları üzülerek ticari meta olarak kullanıldıklarını ifade etmişlerdir.”

Yorumlar