POLEMİK

Fehmi Koru: Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır

Fehmi Koru, Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda iyi olmadığını belirterek, 70 yaş üzeri gazetecilerin tutuklu yargılanmalarını eleştirdi.

Fehmi Koru: Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır

Gazeteci yazar Fehmi koru kendi internet sitesinde basın özgürlüğüne dikkat çekti..

Fehmi Koru, Murat Yetkin'in yazısından referans aldığını belirterek Türkiye'nin basın özgürlüğü konusunda iyi olmadığını söyledi.

Fehmi Koru "Cezaevinde tutulan bu insanların bir bölümü 70 yaşın üzerinde, bazılarının sağlık sorunları var. İyi bir görüntü mü bu? "sorusunu yöneltti.

İşte Fehmi Koru'nun bugünkü yazısından bir bölüm:

Ülkemizde yaşanan rahatsız edici bazı gelişmeler var; bunlardan ikisi güncellik taşıdığı için önemli.

İlki mesleğimle ilgili.

Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır

Demokrasi yazı-çizi işleriyle uğraşanların kendilerini güvdende hissettikleri sistemin adıdır. En aykırı fikirlerin ifade edilmesine, en rahatsız edici görüntülerin karikatürleştirilmesine imkân sağlanır.

Bu da 'tahammül' sözcüğü kullanılarak yapılmaz, bu bir imkân –hatta üstünlük–olarak görülür; basın özgürlüğü fikir ve ifade özgürlüklerinin doğal uzantısı sayılır.

Olağanüstü hal (OHAL) uygulaması gibi kural-dışılığa müsaade edildiği bilinen dönemlerde bile basının özgürlük alanı açık tutulur.

Fransa'da terör eylemleri OHAL uygulaması getirdi, ama her kafadan farklı sesin yükseldiği ülkede basın mensuplarına yönelik olağandışılıklar yaşanmadı, yaşanmıyor. Hapiste gazeteci yok Fransa'da.

Türkiye'nin görüntüsü bu alanda hiç iyi değil.

Çoğunu mesleki meşgalelerimiz sırasında yakından tanıdığımız gibi, önemli bölümüyle sosyal tanışıklığımız da bulunan isimler uzun süreli hapis cezalarına çarptırılabilecekleri davalardan yargılanıyorlar.

Hem de tutuklu olarak.

Murat Yetkin'in bugünkü yazısından çıkardığım güncel tablo şu:

Şahin Alpay ve Ali Bulaç 500, Nazlı Ilıcak, Ahmet Altan ve Mehmet Altan 450, Murat Sabuncu ile Akın Atalay 408, Ahmet Şık 347, Deniz Yücel 300, Emre İper 250 gündür cezaevinde ikamet ediyor.

Enis Berberoğlu bir gazeteye haber malzemesi sağladığı için müebbet hapse mahkum edildi; milletvekili sıfatı taşımasına rağmen o da cezaevinde.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'ne göre 146 gazeteci cezaevinde tutulmakta.

İsimleri verilenlerle aynı kaderi paylaşan Ahmet Turan Alkan, Mümtaz'er Türköne gibi başka tanıdıklar da var.

Bu insanların bir bölümü 70 yaşın üzerinde, bazılarının sağlık sorunları var.

İyi bir görüntü mü bu?

Yakın tarihimizde 15 Temmuz gibi hain bir darbe girişimi yaşandı ve gazetecilerin çoğu o girişimde fiilen yer aldıkları bilinen isimlerin bağlı olduğuna inanılan örgütün birer elemanı oldukları iddiasıyla yargılanıyorlar.

Basın mensupları, tarih konusunda cahil olanları bile, basın tarihini bilir. Her yıl belli bir gün (24 Temmuz) 'basın özgürlüğü günü' olarak kutlanır ve o vesileyle geçmişte yaşanmışlıklar hatırlanır da ondan.

Geçmişte hayli yakışıksız olaylar yaşanmıştır: İstiklal mahkemelerinde yargılanan.. kalemi kırılan ve uzun yıllar meslek-dışı bırakılan.. Meslek jargonunda 'Ankara Hilton' diye de anılan Ulucanlar Cezaevi'nin ikinci adres haline geldiği..

Böyle bir basın tarihimiz var.

O günlerle bugün mukayese edilmek herhalde hoş bir şey olmasa gerek.

“Yargı ne yapsın?” sorusu geçerli elbette; bu konuda anlayışlı olmayı yargıya bırakmamak siyasetin işi. Basın özgürlüğünün tam anlamıyla yaşandığı döneme geçilene kadar, gazetecilerin tutuksuz yargılanmaları bir yasal düzenlemeyle sağlanabilir. Yeter ki istenilsin.

Yorumlar