MEDYA KÖŞESİ

Fatih Altaylı: Eritsek de mi saklasak, eritmesek de mi saklasak!

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Cemal Kaşıkçı'nın cesedinin eritilerek yol edildiği iddialarında ısrar edenlere bugünkü köşesinden çeşitli örnek ve bilgilerle cevap verdi.

Fatih Altaylı: Eritsek de mi saklasak, eritmesek de mi saklasak!

Cemal Kaşıkçı'nın cesedinin hala bulunamaması nedeni ile çeşitli iddialar ortaya atılıyor. Kaşıkçı'nın cesedi bazılarına göre parçalanarak, bazılarına göre asitle eritilerek yok edildi.

Kriminoloji tarihinde asitle ceset ortadan kaldırmanın bilinmeyen veya uygulanmamış bir yöntem olmadığını söyleyen Fatih Altaylı çeşitli bilgi ve örnekler vererek, "Kaşıkçı’nın Konsolosluk binasında eritilip eritilmediğine siz karar verin." ifadelerini kullandı.

Eritsek de mi saklasak, eritmesek de mi saklasak!
Cemal Kaşıkçı’nın asitte eritilmiş olması ihtimali bazılarına çok ilginç gelmiş olmalı ki, bunu yazıp yazıp duruyorlar.

Daha önce de yazdığım gibi ilk günlerde bu ihtimal benim de aklıma gelmedi değil.

Ama sorup soruşturunca bunun kolay olmadığını Adli Tıp uzmanlarından öğrenmiştim.

Ancak hâlâ ısrar edenler var.

Gizli bilgi ve belgelere haiz değilim.

Ama mesele ile ilgili literatürü aktarabilirim.

Kriminoloji tarihinde asitle ceset ortadan kaldırma bilinmeyen veya uygulanmamış bir yöntem değil.

Modern zamanlar külliyatına girmiş ilk örnek 1897 yılında Chicago’dan. Chicago’lu bir et ürünleri üreticisi, Adolph Lungert, eşini öldürdükten sonra cesetten kimyasal yollarla kurtulmak istiyor. Ancak kullandığı malzeme asit değil. Tam tersine bazik. “Lye” diye bilinen potasyum hidroksit içinde cesedi eritiyor. Ancak yine de gövde tamamen yok olmuyor.

İkinci en bilinen vaka 1940’lardan. İngiliz seri katil John George Haigh, 6 kurbanın cesetlerini asitte eritiyor. Tek bir ceset için yaklaşık 200 litre sülfürik asit kullanıyor. Ceset bu asit içinde 4 günde eriyor. Ancak bu sırada Haigh evde duramıyor çünkü asitten yükselen gazlar nedeniyle vücudunda 3. derece yanıklar oluşuyor. Yine de cesetlerin tamamı erimiyor.

1980’de ünlü Gambino Ailesi de öldürdükleri bir kişinin cesedini 250 litre asitte eritiyor. Tam erime gerçekleşmiyor.

Bir başka asitte yok etme çabası Amerikalı biyokimyacı Larissa Schuster’in öldürdüğü kocasının cesedini ortadan kaldırmaya çalışması.

2003 yılında Schuster kocasını asit dolu bir bidona koyup kapağını sıkıca kapattıktan sonra bir depoya koyuyor.

Günler sonra polis depodaki varili buluyor. Kocaya ait kalıntılar asidin içinden çıkarılıyor. Kalıntılar kimlik tespiti yapmaya yetecek miktarda. Schuster ömür boyu hapse mahkum oluyor.

İşin ilginci, insan bedenini ortadan kaldırmak için bazlar, asitten daha etkili.

Yani 1897 yılında kullanılan yöntem.

Lye adı verilen sodium veya potasyum hidroksitler ya da türevi metal hidroksitler asitten daha etkili.

Aslında temizlik ürünleri hammeddesi olan bu hidroksitlerde asitte erimeyen parçalar da eriyor.

Ancak yine de tam erime gerçekleşmiyor.

Suyla karıştırılmış bu hidroksitlerin basınç altında 300 dereceye kadar ısıtılması tam bir erime sağlayabiliyor ancak bu denli yüksek sıcaklığa ulaşmak için hem gövdeyi içine alacak kadar hem de yüzlerce litre sıvıyı barındıracak kadar büyük basınç kazanları gerekiyor. Bu işlem sırasında da zehirli gazlar yayılıyor. Hidroksitlerin suya karıştırılması bile bir ev ortamında yapılamayacak kadar tehlikeli bir iş çünkü anında çok tehlikeli bir buhar salınmasına neden oluyor.

Bu bilgiler ışığında Kaşıkçı’nın Konsolosluk binasında eritilip eritilmediğine siz karar verin.

Yorumlar