ANALİZ

Ergenekon tahliyeleri, Medya ve Dava...

Tıpkı odatv davalarının şüphelilerine söylenmediği gibi ona da suçu ve niçin tutuklandığı söylenmez…

Ergenekon tahliyeleri, Medya ve Dava...

ADNAN BERK OKAN

 

Kendimi Kafka’ya benzetirim…

(Kendimce) Hep doğru konularda doğru romanlar yazmışımdır…

Ama…

(Kendimce) Okur bunun farkında değildir…

Ya da (Kendimce) yayın evleri kıymetimi bilmemektedirler(!)..

Nereden mi çıktı?..

Kısaca anlatmaya çalışacağım.

Medyamızın “İktidara ait” olanındaki köşe yazarlarıyla Cemaat’in medyasındaki köşe yazarları, Ergenekon tahliyeleri konusunda da birbirlerine karşı cephe aldılar…

Dikkat ediyorum; tartışmaların içinde “İNSAN” yok…

 

Ya ne var?..

Orada bile karşılıklı olarak birbirlerini alt etme, itibarsızlaştırma, taraftarları önünde karşıdakileri “mat” etme amacı var…

Oysa tahliye edilenler önce “İNSAN”…

Sonra da hemen hepsi (Çok azı hariç) kamuoyuna “saygınlıkları” ile tanınan insanlar…

Hemen hepsinin aileleri var…

Geçmişleri var…

Ve…

Kendilerine karşı olmasa bile aile yakınlarının geleceğine ilişkin sorumlulukları var…

Ama…

Ne iktidar medyasındaki köşe sahipleri…

Ne de Cemaat’in medyalarındakilerin umurlarında bile değil bütün bunlar…

Onların aralarındaki bu “bencil çıkar” kavgalarını izlerken her seferinde Kafka’yı ve “Dava” isimli romanını hatırlarım…

Roman kahramanı Musevi asıllı Joseph K.’yı…

Tıpkı Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Sarıkız, Poyrazköy, Casusluk davaları gibi soruşturmalarda sabahın köründe evlerinden alınıp giden “Şüpheliler”(!) gibi alınır o da bir gün sabahın köründe evinden…

 

Tıpkı Ergenekon…

Tıpkı Balyoz…

Tıpkı Ayışığı…

Tıpkı Sarıkız…

Tıpkı Poyrazköy,…

Tıpkı Casusluk…

Tıpkı odatv davalarının şüphelilerine söylenmediği gibi ona da suçu ve niçin tutuklandığı söylenmez…

Kendisini tutuklayanlara “Benden ne istiyorsunuz?.. Beni niçin tutukladınız?” diye sorduğunda aldığı cevap (Mealen) şudur:

“Seni niçin tutukladığımızı söylemek değil bizim vazifemiz… Bizim vazifemiz seninle ilgili soruşturma başlatmaktır. Vakti gelince neden tutuklandığını da öğreneceksin tabii ki”…

Biz; buna benzer diyalogları son altı yıldır ezberlemedik mi?..

Ergenekon tutukluları Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ile odatv tutukluları Soner Yalçın, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Müyesser Yıldız, Ahmet Şık ve Nedim Şener de tahliye oldukları güne kadar neden tutuklandıklarını…

Niçin, hangi suçtan mahkum olduklarını öğrenebildiler mi?..

Öğrenemediler…

 

Ama…

Şimdi; mahkemenin, yargıçların onlara söylemediği tutuklanma sebebini; 6 yıldır susan o şüphelileri aşağılayan, “darbeci” diyen, hakaretler savuran iktidar medyası açıklıyor:

“Sizi tutuklayanlar da yargılayıp yıllarca cezaevinde yatmanıza sebep olacak cezayı verenler de paralel yapının yargıç ve savcıları…”

Evet…

Aynen böyle…

Ülkenin medyasının neredeyse yarısı;

masum insanları yıllarca cezaevinde tutanların…

Ailelerini perişan edenlerin…

Çocuklarını babalarına hasret bırakanların kimler olduğunu ayrıca bir mahkeme kararına gerek bile görmeden açıklıyor ”Paralel Örgütün savcı ve yargıçları”…

 

İyi ya…

İktidar sizden yana…

Başbakan medya olarak sadece sizi muhatap alıyor…

Sadece sizin sorularınızı cevaplıyor…

Sadece sizi taşıyor bir el çantası gibi bütün seyahatlerinde…

Onca masum insanı yıllarca cezaevinde tutma suçunu işleyenler madem ki “Paralel yapı” adını verdiğiniz çete/örgütün savcı ve yargıçları; ne duruyorsunuz?..

Hemen manşetten suç duyurusu yapsanız ya…

Hemen savcılarınızı (Artık HSYK da sizin emrinizde) harekete geçirseniz ya…

Derhal suç duyurusunda bulunup tek tek isimlerini de gazetelerinizin birinci sayfalarında yayımlayıp; televizyonlarınızda “afişe” etseniz ya…

Ve böylece o çetenin zalim savcı ve yargıçları tutuklatıp yargılatsanız ya…

Ama hayır…

Bunu yapmıyorsunuz…

30 Mart’tan sonraya erteliyorsunuz…

İyi ama sevgili meslektaşlarım…

Ya bu süreçte başkalarının da başını yakarlarsa o zalimler?...

Yaaaa….

Bunu hiç mi düşünmüyorsunuz?..

Yoksa aklınız o kadarına eriyor da ortada örgüt, çete, savcı ve yargıç mı yok?..

Seçime kadar taraftarlarınızı “Hayali öcüefendi” ile korkutup sandıktan yandaşlarınızı çıkarmak mı istiyorsunuz?..

Eğer öyleyse kartvizitlerinizde (Eğer varsa) yazan “Gazeteci” kimliğini silin…

Yerine “Ak Partisi üyesi” diye yazın…

İnanın öylesi çok daha ahlâklı olur…

[email protected]

ÇOK OKUNANLAR