Dört Bir Taraf'ta taşlar yerine otururken...
Nazlı Ilıcak yakın zamana kadar Nagehan Alçı ile birlikte programdaki Hükümet tarafındaki tartışmacıydı…
ADNAN BERK OKAN
Dört Bir Taraf beğenseniz de beğenmeseniz de haber kanalları içinde yayınlanan "en düzeyli" tartışma programlarından biri; belki de “birincisi”...
Fikrilerine katılsanız da katılmasanız da Altan Öymen, bir ekran tartışmacısının agresif olmadan da kendi görüşlerini olgunlukla ve tepki çekmeden açıklayabileceğinin "en somut" örneği...
Kadri Gürsel; bazen kantarın topuzunu hafifçe kaçırıp Nagehan’a “kaba” davranır gibi olsa da, programın ilk muhalif tartışmacısı Enver Aysever gibi “kırıcı” değil…
Hatta Kadri Gürsel için; “Her tartışma programına lâzım, tam bir ekran beyefendisi” bile diyebilirim…
Ve gerektiğinde en inanmadığı görüşün bile tutarlıysa, samimiyse eğer hakkını verebiliyor…
Karşıt görüş sahibine “haklısın, doğru söylüyorsun” diyebiliyor…
Biliyor musunuz?..
Bizim halkımız için en kötü tartışmacı, karşıt görüşüne saygılı olan, yeri geldiğinde “Haklısın” diyebilendir…
Kadri Gürsel halkın bu huyunu bildiği halde riske girip karşıt görü sahibine “Haklısın” diyebilecek kadar demokrat olduğu için benim ekran favorilerimden…
Nazlı Ilıcak yakın zamana kadar Nagehan Alçı ile birlikte programdaki Hükümet tarafındaki tartışmacıydı…
Ne Hükümet'e ne de Başbakan'a toz konduruyordu...
Nagehan Alçı da önceleri Ilıcak’la birlikte programın iktidardan yana taraf olan ikilisinden biriydi…
Yine öyle…
Yine öyle ama bilhassa son beş - altı programdır, Başbakan'ın bazı yanlışları olduğunu sesinin volümünü de pek kısmadan söylüyor...
Hatta o kadar ki...
Öymen ve Gürsel sadece Hükümet'e ve Başbakan'a ılımlı muhalefet; Ilıcak tam ve keskin muhalefet, Selvi ise tam yandaşlık yaptığı için; makul izleyicilerin favorisi olmaya başlamıştı.
Son programıyla ise o favoriliği (Makul izleyiciler için, fanatikler için değil) tam pekişti...
Alçı ortaya, ya da merkeze doğru gelirken Ilıcak ise tam da Hükümet muhalifi oldu…
Hatta üçüncü gurubu oluşturdu…
Yani Hizmet Hareketi müdafiliğini…
Hatta hükümet muhalifi görüşlere ağırlık veren Öymen ve Gürsel'i de solladı o konuda...
Nazlı Ilıcak muhalefete geçince Hükümet tarafında Alçı yalnız kaldı…
Bu defa da Ilıcak’tan boşalan iktidar tarafı koltuğuna Abdulkadir Selvi’ oturtuldu…
Çok hızlı bir başlangıç yaptı Selvi…
O kadar ki…
Onu uzun zamandır tanıyanlar; gazeteciliğinden övgü ile söz edenler bile birden öylesine taraftar bir hal almasını eleştirmeye başladılar…
Ben de o eleştirenlerden biriydim…
Ama dün gece bambaşka bir Selvi vardı ekranda…
Hükümet'e ve Başbakan'a söz söylemeyen ve söz söyletmeyen Selvi gitmiş yerine; Başbakan’ı da Hükümet’i de savunan ama bu arada yanlışları olabileceğini de kabullenen bir gazeteci…
Öylesine ortaya konuştu, öylesine umut dolu bir gelecek perspektifi çizdi…
Ve hatta…
Her daim savunduğu Ak Parti Hükümeti ve Başbakan'a öylesine haklı bir yıl göstericilik yaptı ki; makul izleyiciler ilk defa takdir ettiler Selvi'yi...
Takdir edenlerden biri de bendim…
Eğer ekran tartışmacıları “reyting” veya fanatik izleyicileri/okurları için değil de makul yurttaşlar için makul tarzda konuşurlarsa bu sadece siyasetin değil medyanın güvenilirliği için de umut verici olacaktır…