GÜNDEM

Deniz Zeyrek'ten "Türk soluna" eleştiri: Gündüz Vassaf gerçekten haklı

Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, Psikolog-Yazar Gündüz Vassaf'ın açıklamalarını bugünkü köşesinde değerlendirdi. Zeyrek,

Deniz Zeyrek'ten "Türk soluna" eleştiri: Gündüz Vassaf gerçekten haklı

Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Kürşad Oğuz'un sorularını yanıtlayan Psikolog-Yazar Gündüz Vassaf'ın açıklamalarını bugünkü köşesine taşındı. Söyleşi için "Bazı işler vardır ki insana 'arada kaynamasın, tartışılsın' hissi yaşatır" diyen Zeyrek, "Ne yalan söyleyeyim, söyleşiyi izlerken Türkiye'de siyasetin ne kadar çok sığlaştığını, entelektüel ve akılcı alt yapısını, sosyolojik zeminini nasıl kaybettiğini biraz daha anladım" değerlendirmesinde bulundu.

Vassaf'ın "Sol nasıl öldü? Sağ olarak öldü" ifadelerine vurgu yapan Zeyrek, Türk soluna ilişkin eleştirilerde bulundu:

Oğuz'un Amin Maalouf'un bir değerlendirmesine atıfla sorduğu "40 yıl sonra nasıl bir dünya oldu?" sorusuna verdiği "sol'un ölümü" sözleri dikkat çekti: Vassaf'ı dinlerken Türkiye'deki solun son zamanlardaki durumunu düşündüm. Gerçekten de uzun yıllardır ana akım siyasette solun hiçbir sınıfsal zemini olmamıştı, kalmamıştı. Solun asıl oy alması gereken olan aydınlar, yoksullar, emekçiler sola küsmüştü. İstanbul'da lüks bir semtte, Tayyip Erdoğan'ın son Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına çok üzülen ve balkonda içki içen ev sahibiyle, aynı evde asgari ücretle çalışan kadının yaşadığı büyük sevinci anımsadım. Gündüz Vassaf gerçekten haklıydı.

Mesela, CHP artık en büyük oyunu kentlerden, özellikle de Çankaya, Kadıköy, Konak, Muratpaşa gibi orta ve üst gelir grubunun yaşadığı yerlerden, sahillerden alıyor. Mesela kendini daha çok solda tanımlayan HDP'nin oyları en fazla Kürtlerin okumuşlarından, orta sınıfından ve Türklerin Şişli, Mecidiyeköy, Cihangir gibi semtlerde oturanlarından geliyor. Mesela CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarı belirleyen en büyük kesimi, “yoksullar ve emekçiler” diye değil de “muhafazakarlar” olarak  tanımlıyor. “Muhafazakarlardan oy almadan iktidar olamayız” yaklaşımıyla partisini sürekli sağa çekiyor...

Türkiye'deki sendikaların son durumunu bir düşünsenize!

En büyük işçi ve memur sendikaları sırtlarını iktidara dayamış vaziyette. Sendika yöneticiliği,  çalışma alanının yöneticilerini belirlemek, iktidar partilerinde milletvekilliğine geçmek için bir basamak haline gelmiş. İşçiler, o kadar yoksullaşmış, o kadar sömürülmüş ki sendika aidatları dahi onlara büyük yük oluyor...

Yazının tamamı için tıklayınız

Yorumlar