GÜNÜN TELEVİZYONCUSU

Cüneyt Özdemir

Kanal D

Cüneyt Özdemir
"Ankara'da CHP Gençlik Kolları TBMM önünde yeni adalet paketini protesto etmek istedi. İstanbul'da da Kobane eylemi vardı. Polis yine kimsenin yürümesine izin vermedi ve yine her zamanki gibi müdahale etti." 

Dün Kanal D Ana Haber'de o haberi sunmaya işte bu sözlerle başladı Cüneyt Özdemir. Haber VTR'lerinin bitmesinden sonra ise ilginç bir şey yaptı. 

Yasalar gereğince de belirli şartlar altında vatandaşın gösteri yapma hakkına sahip olduğunu anımsatıp, polisin ağır müdahalesine eleştiride bulundu. Ama bunu o kadar güzel bir şekilde yaptı ki, içinde yetiştiği 32. Gün ekolünü, ustası Mehmet Ali Birand'ı, yıllarca CNN Türk ekranlarında hazırlayıp sunduğu 5N1K'yı, "gazeteciliğin kamuyu bilgilendirme ve bu yolla da demokrasiye katkı sunma olduğu gerçeğini" yeniden ortaya koydu.

İşte o haber ve sonrasında Cüneyt Özdemir'in söyledikleri:

"Evet hergün olduğu gibi polisin müdahalesini izlediniz. İsterseniz bir sonraki habere geçelim... Ya da durun bir saniye...

Geçmeyelim, çünkü izlediğiniz polis son yıllarda neredeyse her eyleme bu şekilde müdahale ediyor. Ana haber bültenlerinde ben ve diğer meslektaşlarım bu vurdulu kırdılı görüntüleri ekrana getiriyoruz ve üzerinde hiç durmadan bir sonraki habere geçiyoruz. Oysa, bir dakika... Gerçekten bu ne şiddet ne celal!.. Bu müdahaleler normal mi? Mesela anayasa ne diyor? Kanunlar yürüyüş hakkını nasıl düzenliyor? Evrensel ilkeler neler getiriyor? Hem size, hem de önüne gelen her türlü eyleme otomatiğe bağlayıp müdahale eden güvenlik güçlerine bunu bir daha hatırlatmakta fayda var.

Bakın Anayasa'nın 34. maddesi, herkesin izin almadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemesi hakkına sahip olduğunu söylüyor. Bu hakkın kamu düzeni, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi gerekçelerle kanunla sınırlanması gerektiğini de ekliyor. Yani, her koşulda müdahale edin demiyor. Bu nedenle madde tamamen yorumlanmaya açık. Hatta tamamen günün siyasi iklimine göre değerlendirilebileceği bir içeriğe sahip.

Anayasanın atıf yaptığı, kanunlar da sabit değil. Sürekli değişiyor. Mevcut kanunda elbette gösteri ve yürüyüş hakkı var. Ama bazı maddeler o hakkı sınırlıyor. Örneğin 6. madde yeri, 7. madde ise zamanı sınırlıyor.

Bir diğer karmaşa da müdahale gerekçesinde yaşanıyor. Eylemler, gidiş gelişi bozmayacak, hava kararmadan yapılacak gibi düzenlemelerle, yetki kimde tam olarak belli olmasa da kaymakamlara, valilere verilmiş bir şekilde engelleniyor. Yani...

Yanisi şu, kanunda bir maddeye göre yasal olan bir başkasına göre yasa dışı olabiliyor. Artık alıştığınız bu görüntüler, inanın normal değil. Tüm bunlar gösteriyor ki, gazla, suyla dağıtılan gösterilere tanık olmamak için gerekli olan şey, yasalardan çok, demokrasi kültürü ve o kültürün gelişmesi. Bunun özümsenmiş bir yönetim anlayışına dönüşmesi. Ya da en iyi çözüm belki uluslararası standartları hatırlamak. Unutmayalım, gelişmiş ülkelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü bir insan hakkıdır ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de bu yönde verdiği pek çok karar mevcut.

İşte kanunlar böyle diyor. Bundan sonra her gösteriye copla, gazla girişen güvenlik güçlerinin de kulağına küpe olur diyelim ve şimdi gönül rahatlığı ile bir sonraki haberimize geçelim."

 

Cüneyt Özdemir, dün akşam, Kanal D ekranlarında sergilediği bilgilendirici habercilik yaklaşımı ile günün televizyoncusu oldu.