RÖPORTAJ

'Çıktı yine Allahın belası topsakallı'

“Kelime Oyunu” programıyla gönüllerde taht kuran Ali İhsan Varol şimdi de “Kardeş Payı” dizisiyle karşımızda.

'Çıktı yine Allahın belası topsakallı'
Kısa bir süre öncesine kadar hazırlayıp sunduğu "Kelime Oyunu" programında sergilediği tavırla, kendisinin pek anlam veremediği bir şekilde kahraman ilan edildi Ali İhsan Varol. Her ne kadar kendisi kabul etmese de, bütün olan bitene seyirci kalınmasına çok alıştığımızdan belki de, Gezi Parkı eylemlerinin kahramanlarından biri oldu.

Son olarak da yolsuzluk operasyonuyla ilgili tavrını "kelimelerine" yansıtınca genci, yaşlısı, Cem Yılmaz'ı herkesin sevdiği, Varol'un yıllardır emek verdiği program yayından bir anda kaldırıldı.

Sonra öğrendik ki Varol Star TV'deki "Kardeş Payı" dizisinde çıkıyor bu kez de karşımıza.

Milliyet muhabiri Aylin Durgun, bu vesileyle bir araya geldi Varol ile. Bu kadar sevilmekten mutlu olsa da bu konuda da tevazu gösteriyor ve temkinli yaklaşıyor, "Televizyondan gördükleri adamı seviyorlar, onun dışındakini görseler severler mi o bir soru işareti" diyor.

"ÇIKTI YİNE ALLAHIN BELASI TOPSAKALLI"

Peki bu kadar çok kişinin böyle düşünmesine sebep olan ne sizce?

Ben bir şey yapmadım ki, bir tek işimi yaptım. Öncesinde de yaptığım buydu aslında ama o zaman kamera önünde değildim. Bu sefer daha görünür oldum. Bir süre sonra da samimi gördüler herhalde, aileden biri gibi. Yan yana gelsek de anlaşırız bu adamla diye düşündüler.
O da bir sıcaklık oluşturdu... Ama birisini seviyorsanız o sizin gözünüzün güzelliğidir. İçeride ne olduğunu bilemezsiniz.

(...)

Anneler de çok seviyor sizi, anneanneler de onların torunları da... Cem Yılmaz programınıza gönüllü olarak katılıyor. Bu kadar geniş bir kesime hitap etmeniz nasıl oldu?

Bulmaca çözmeyi çok seviyoruz biz. “Kelime Oyunu” da ayrıntısı olmadan, seyirciden çok fazla bir şey istemeden izlenebilecek, hızlı akışı olan bir oyun. Herkes bir kenarından tutundu. Önce yaşı biraz büyükçe insanlar izlemeye başladı, zorla torunlarına izlettiler. Bu hikayeyi çok duymuşumdur: “Anneannem-babaannem izliyordu, bize de zorla izlettiler. Ben o zaman size çok kızıyordum, Allah’ın belası top sakallı çıktı yine diyordum sonra ben de sevmeye başladım.”

(...)

"GEZİ OLURKEN BEN HARF VERİYORDUM MU DESEYDİM"

Yakın geçmişe dönüp baktığınızda Gezi ve yolsuzluk olayları sırasındaki tavrınız için iyi ki yapmışım diyor musunuz?

İyi ki yapmışım demiyorum, yapmazsam olmazdı diyorum. Başıma ne gelir diye hesaplamıştım az çok. Taksim'de çalışıyordum. Her gün o hengamenin içinden geçip işe gidiyordum. Göz önünde bir iş yapıyorum bir de... Oralardan geçip, döner kapıdan içeri girip, fondötenimi sürdürüp "3-2-1 çekim" dendiğinde kahkaha atıp programa başlayamazsın. Olacak gibi değildi, kendinden tiksinir insan! Başka türlüsü olmazdı. Yapıverdik. Ortalıkta böyle bir ateş var, hiçbir yerde buna dair bir şey yok! Bunlar mutlaka yazılacak. Şimdiki çocuklar büyüdüğü zaman "Memlekette böyle şeyler olmuş, sen o sırada ne yapıyordun?" dediğinde "Harf veriyordum" mu diyeceğim?

Ben bir insan olarak içimden geleni yaptım, yapmasam olmazdı diyorsunuz ama bu tavrınızla kahraman ilan edildiniz. Yine de siz büyük bir tevazu içindeydiniz hep.

Çünkü bunu bir kahramanlık olarak addetmemek lazım. Para kaybedebileceğiniz bir risk almak mı kahramanlıktır? Birisi suda boğuluyor, 40 kişi onu çıkarmaya çalışır. 40 kişi değil de bir kişi atlarsa sen kahramansın mı diyeceğiz ona. Kahraman başka bir şeydir, hayatından, sevdiklerinden vazgeçer. Biz ne yaptık ki kardeşim, 70 tane soru sorduk, cevabı gaz maskesiydi, tomaydı...