MEDYA KÖŞESİ

Cengiz Semercioğlu Ombudsmanı Faruk Bildirici'yi yanlış mı anladı?

Hürriyet Ombudsmanı Faruk Bildirici gazetecinin kişisel çıkarını yazdı... Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu, Bildirici'yi açığa düşürmek istercesine sorular sordu...

Cengiz Semercioğlu Ombudsmanı Faruk Bildirici'yi yanlış mı anladı?

Hürriyet gazetesi Ombudsmanı Faruk Bildirici dünkü köşesinde "Gazetecinin kişisel çıkarı" başlıklı bir yazı yazıp, gazetecinin kişisel çıkar çatışmasıyla karşı karşıya kalacağı işler yapmaması gerektiğini anlatmıştı..

Bunu yaparken de bazı örnekler vermişti...

Faruk Bildirici'nin yazısına Hürriyet yazarı Cengiz Semercioğlu cevap verdi. Daha doğrusu destek verir gibi yapıp, Ombudsman Bildirici'nin yazısını açığa düşürmeye çalıştı...

FARUK BİLDİRİCİ NE DEMİŞTİ?

Faruk Bildirici yazısında gazeteci resim yapmamalı ve bu resmini satmamalı, şarkıcılık yapmamalı, ücretli DJ'lik yapmamalı, bestecilik yapmamalı, yapım şirketi kurup iş yapmamalı gibi kesin yasaklar koymuyordu...

Gazetecilerin yaptıkları ikinci işle ilgili konularda haber yapmaması, köşe yazmaması gerektiğini söylüyor ve "gazetecilik, ikincil işlerin fiyakalı etiketi haline gelmemeli..." uyarısı yapıyordu...

CENGİZ SEMERCİOĞLU NE ANLADI?

Ancak Cengiz Semercioğlu, Faruk Bildirici'nin yazısında söylemediği şeyleri söylemiş gibi anlatarak Ombudsmanı köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu. 

Semercioğlu diyor ki, "Beste yapmak meslekte ‘çıkar çatışmasına’ girerse, kitap yazmak da girer mi? Köşe yazarının ressamlığı varsa ve tablosu satılırsa ne olacak? Bir dizinin senaryosunu yazmak ‘çıkar çakışmasına’ girer mi? Senaryosunu yazdığı dizide haber değeri taşıyan bir unsur varsa, gazeteci bunu yazamaz mı?"

Peki Faruk Bildirici, kitap konusunda ne diyordu?..

"Anglosakson gazeteciliğinde bir gazetecinin yazdığı kitabın eleştirisini yakın arkadaşının yazmasına bile çıkar çatışması yaratacağı endişesiyle izin verilmediğini söylersem sanırım daha iyi anlaşılır anlatmak istediğim."

İşte Cengiz Semercioğlu'nun o yazısı:

FARUK BİLDİRİCİ'YE BİR SORU...

Okur temsilcimiz Faruk Bildirici, bir süredir gazetecilikte çıkar çatışması üzerine yazıyor.
Çok da güzel yapıyor. İşin bir sisteme oturması için mutlaka hepimizin tartışması gereken bir konu bu...
Ücretli DJ’lik yapmak... Beste yapmak...
Sanat yazarının alanında ticari işlere girmesi...
Moda yazarlarının giyim danışmanlığı yapması gibi faaliyetleri gazetecilerin yapmaması gerektiğini söylüyor Bildirici.
Çoğuna katılsam da tartışmayı açmak ve gerçekten merak ettiğim için sormak istiyorum:
Beste yapmak meslekte ‘çıkar çatışmasına’ girerse, kitap yazmak da girer mi? Köşe yazarının ressamlığı varsa ve tablosu satılırsa ne olacak?
Bir dizinin senaryosunu yazmak ‘çıkar çakışmasına’ girer mi?
Senaryosunu yazdığı dizide haber değeri taşıyan bir unsur varsa, gazeteci bunu yazamaz mı?
Mesela biz bir sosyal medya fenomenine gazetede yazı yazdırmak istesek, ona “Sosyal medyada reklam paylaşma” deme hakkımız doğar mı?
İnternetle yazılı basının, markalarla medyanın, farklı alanlarda yaratmak-üretmekle gazeteciliğin bu kadar iç içe geçtiği dönemde çıkar çatışması sınırlarını nasıl ve ne şekilde koyacağız, çok merak ediyorum...
Bu arada ben mutlaka konulması gerektiğinden yanayım ama nasıl?

Yorumlar