ANALİZ

Bu programa daha ne kadar tahammül edeceksiniz?

Arabanın en kötü, bozuk veya bozulmaya yakın olan tekerleği en çok ses çıkaranıdır…

Bu programa daha ne kadar tahammül edeceksiniz?

ADNAN BERK OKAN

Sayın Aydın Doğan;

İki gün önce gurubunuz adına Başbakan’a hitaben yayımlanan açıklamanın altına imzamı atmaktan onur duyacağımı belirtmeliyim…
Çünkü…
Tarih, gerçek liderlerin korkularıyla yüzleşmekten korkmayanlar arasından çıktığının örnekleriyle dolu…
Ve yaşlarımız müsait olduğu için bizzat yaşayarak öğrendik ki…
En büyük korkuları ancak, o korkuların üzerine giderek yenebiliyoruz…
Tıpkı…
Siyasal iktidardan korkmanın; “ben güçsüzüm, bana istediğinizi yaptırabilirsiniz” demek olduğunu yaşayarak öğrendiğimiz gibi…
Tıpkı…
Siyasal tehditlere aldırmamanın, onları duymazdan gelmenin, “ben senden daha güçlüyüm ey iktidar sahibi!” mesajı vermek olduğunu öğrendiğimiz gibi…


Ve Aydın Bey…

Siz geçen gün yaptığınız o açıklamayla işte bunu başardınız:
“Kendimize güveniyoruz… (Başbakan’ın deyişiyle) abdestimizden şüphemiz yok… Gazeteciyiz, gazetecilik yapmaya devam edeceğiz… Hiçbir siyasi partiye, bir diğerine olduğundan daha yakın ya da daha uzak değiliz… İlkemiz; doğru habercilik yapmak; siyasi manipülasyonlara sapmamak, siyasi manipülasyonların oyuncağı olmamaktır” mesajı verdiniz…
En azından açıklamanızdan çıkardığım anlam bu…
Darısı merkez medya gurubunda gazetecilik yapmak isteyen bütün medya patronlarının başına inşallah…


Ancak…

Aydın Bey…

Dün gece Dört Bir Taraf’ı izlediniz mi bilmiyorum...
İzlediyseniz; “siyasi görüşler/partiler/guruplar” arasında denge kurmak amacıyla tartışmacı sayısını beşe çıkarmanın ne kadar zararlı olduğunu artık (İlle de dün gece) fark ettiğinize inanmak istiyorum…
Yıllarca meslektaş olarak rekabet ettiğiniz Kemal Ilıcak merhum sizden ve yazar kadronuzdan bile görmediği, görmeyeceği hakaretlerin muhatabı oldu dün gece…
Kabrinde mutlaka kemikleri sızlamıştır…
Kim bilir?..
Belki de rüyanıza girip; “yakıştı mı Aydın?.. Yıllarca karşılıklı olarak ne kavgalarımız oldu seninle… Ama bir kere bile olsa bana ‘hırsız’ demedin… Sen demedin ama sahibi olduğun kanalda muazzep edilmeme, hakaretlerle anılmama izin ve imkân verdin” bile demiştir Kemal Ağabey merhum…


Sayın Doğan;


Dört Bir Taraf
dün geceden sonra, sadık izleyicilerinin gözünde bitmiştir…
Çünkü…
Dün gece görüldü ki…
Dört Bir Taraf gazetecilerin değil…
(Altan Ağabeyi tenzih ederim) siyasi amigoların karşılıklı olarak birbirlerine, “terbiyesiz, edepsiz, hırsız” diye hitap ettikleri bir köy kahvesine (Köy kahvesi sakinlerinden özür dilerim zira onlar ne kadar öfkelenseler de seviyeyi dün geceki Dört Bir Taraf tartışmacıları kadar düşürmezler) dönüştürüldü…


Aydın Bey;

Bir kavgada herkes birbirine “Hırsız, edepsiz, terbiyesiz” diye hitap ediyorsa…
Ve…
Bu suçlamaları yapanlar doğru söylüyorlarsa eğer…
Bilin ki mülkiyeti size ait olan CNNTÜRK’ün kapısından içeri adım bile atmaması gereken kişiler sizde program yapıyorlar…
“Kanaat Önderi” olarak ahkâm kesiyorlar…
Yok…
Eğer…
O tartışmacılar karşılıklı olarak birbirlerine “terbiyesiz, edepsiz, hırsız” derken yalan söylüyorsalar…
O halde CNNTÜRK “terbiyesiz, edepsiz, hırsız” olmasalar bile “Yalancılıkları” tescil edilmiş kişilere iş veriyor…
“Yalan söyleyen kanaat önderi” sıfatlı kişilere ekranınızı teslim etmek size yakışır mı?..


Bir ara yandı yüreğim yandı…

Neden mi?..
Sevdiğim, değer verdiğim bir hanımefendi, karşındaki erkek tartışmacıya; “mastürbasyon yapıyorsun” dedi de ondan…
Ve…
Sizi bilmem ama ben o anda deliye döndüm…
Omuriliğimden aşağı bir kazan kaynar cıva dökülmüş gibi oldum Aydın Bey...
Eğer siz de duyduysanız o tiksinti verici örneklemeyi…
Eminim çok fena olmuşsunuzdur…


Aydın Bey;


Siz sadece medyanın değil otomobil sektörünün de duayenlerindensiniz…
Bilirsiniz ki…
Arabanın en kötü, bozuk veya bozulmaya yakın olan tekerleği en çok ses çıkaranıdır…
Eğer bir tekerlek çok ses çıkarıyorsa biliriz ki ya çıkmak üzeredir…
Ya da az sonra çıkacak; başımıza iş açacaktır…
Dün gece Dört Bir Taraf’ı izlerken Altan Ağabey hariç diğerleri bana bozuk tekerleği hatırlattılar…
Her kafadan çıkan gürültüler beynimi allak bullak etti…
Karşılıklı hakaretler…
Küfürleşmeler…

En fenası ise…
Ölmüş bir insana…
Ve…
Onun...
Halen piyasada iş yapmaya çalışan…
Yaptığı iş mutlak itibar gerektiren oğluna atılan iftiralar midemi bulandırdı…
Sizin mideniz bulanmadıysa eğer buyurun…
Devam etsinler…
Şurada seçime kadar edebilecekleri tek gecelik kavga var…


Ama…

Umuyorum ki seçimden sonra bu düzeysiz kavgalara izin vermeyeceksiniz…
Ummak istiyorum…
Zira Aydın Bey…
Eğer o program o meslektaşlarımızla devam ederse…
Genç kuşaklar gazeteciliğin artık bir “meslek” değil, “bir aidiyet” olduğunu zannedecekler…
Ve…
Mesleklerinin, sizin defalarca ve sık sık hatırlatmak istediğiniz gazetecilik ilke ve ahlâkına uyarak değil; bir siyasi gücün koltuk altında yapıldığında para kazandırdığına inanacaklar…

Saygılar Beyefendi…
Adnan…

[email protected]

ÇOK OKUNANLAR