GÜNDEM

Binali Yıldırım'dan ortak yayın CHP'de olsun teklifi!

Cumhur İttifakı'nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Binali Yıldırım evinin kapılarını Habertürk TV'den Kübra Para açtı.

Binali Yıldırım'dan ortak yayın CHP'de olsun teklifi!

Habertürk TV'den Kübra Par İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım ile çok özel bir röportaja imza attı.

İki güne yayılan röportajda Yıldırım, çocukluğunu geçirdiği İstanbul'daki adaylık sürecinden özel hayatına kadar hakkında merak edilenleri anlattı. Sohbete katılan Binali Yıldırım'ın eşi Semiha Yıldırım da kendisi ile ilgili sosyal medyadaki çirkin paylaşımlara ne kadar üzüldüğünü açıkladı. 

Kübra Par'ın röportajı sırasında yaşanan ve tanık olduğu moderatör belirleme sürecinde yaşananları da anlattığı özel söyleşinin detayları şöyle:

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Binali Yıldırım ile iki gün süren uzun bir röportaj yaptık. Hem sürecin en tartışmalı konuları ve İstanbul için vaatlerine hem de İstanbul ile ilgili şahsi hikâyesine dair sorular sordum. Türkiye’nin birkaç gündür çok konuştuğu ortak yayının planlanma dakikalarına da tesadüfen şahit oldum. Röportajımız esnasında CHP’den Engin Altay aradı. İkisinin de izni olmadan konuşmanın detayları anlatmam doğru olmaz ama şu kadarını söyleyebilirim; Binali Bey gazeteci İsmail Küçükkaya ismini önerirken son derece rahattı, moderatör konusunda nihai kararı Ekrem Bey’e bıraktığını, isterlerse yayının CHP Genel Merkezi’nde dahi yapılabileceğini söyledi... Biz röportajı bitirdiğimizde durum henüz kesinleşmemişti ama Uğur Dündar teklifinin perde arkasını da anlattı Binali Bey...

‘UĞUR DÜNDAR’A TEKLİFİ İLETİŞİMDE YENİ BİR SÜREÇ BAŞLATMAK İÇİN YAPMIŞTIM’

Ekrem İmamoğlu ile çıkacağınız canlı yayın için Uğur Dündar’a bir çağrınız oldu ama o programı modere etmekten vazgeçti. Alındınız mı? Neden Uğur Dündar’ı istemiştiniz?

Alınmadım ama keşke vazgeçmeseydi. Yılların tecrübeli gazetecisi. Böyle ufak tefek dayatmalara, baskılara boyun eğmemesi lazımdı. Tam da kendi ifadesi gibi kutuplaşmanın, ayrışmanın olduğu bir dönemde ben Uğur Dündar’ın olmasını çok arzu ettim. Bu teklifi iletişimde yeni bir süreç başlatmak için yapmıştım ama maalesef yarım kaldı.

Az önce CHP Genel Başkan Yardımcısı Engin Altay ile konuşmanıza şahit oldum. “Kim olursa olsun benim için önemli değil” dediniz. Türkiye’de muhalif olarak bilinen gazetecilere de konuşmak konusunda bir tereddüdünüzün olmadığını fark ettim. Bu Binali Yıldırım’ın kendisine olan özgüveninden mi kaynaklanıyor, yoksa size oy vermeyen kitleyi böyle bir yayının daha çok ikna edeceğini mi düşünüyorsunuz?

Ben bu bahanelere sığınmayı arzu etmiyorum. “Şununla çıkacaktık da bununla çıktık, şöyle oldu”... Bu konu bir algı aracı olarak kullanılsın istemiyorum. Onun için bütün mecralara açığım dedim. Kimi seçerseniz seçin varım dedim. Bir teklifte bulundum, bence iyi de bir teklifti, ancak nedenini bilemediğim bir şekilde Uğur Dündar önce kabul edip memnuniyetini dile getirdi. Sonra birdenbire vazgeçti. Buna anlam veremedim. Ama kendi kararı.

Hem geçen seçim sürecinde hem de bu seçimde Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı bazı televizyon programlarında moderatörlerin ona karşı tavırları gündem konusu oldu. Siz bu sürecin Ekrem İmamoğlu’na yaradığını düşünüyor musunuz?

Acaba sadece moderatörden mi kaynaklı? Benimle de pek çok insan program yaptı, ben böyle bir serzenişte bulunmadım. İki taraflıdır bu, tek taraflı olmaz. Benim de canım sıkıldıkça onu bunu şikâyet edeyim… Sanki Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılıyormuş gibi bir havaya soktular. Böyle bir şey yok. İstanbul’a belediye başkanı seçilecek. Bunları İBB başkanlığı üzerinden AK Parti iktidarıyla hesaplaşma arayışı olarak görüyorum. Bu da İstanbul’u gölgede bırakıyor. Benim canımı sıkan bu. Ön planda İstanbul olmalı, İstanbul konuşulmalı. Gündemi ağırlıklı olarak İstanbul Belediyesi’nin projeleri, İstanbul adayının vizyonu oluşturmalı. Gördüğüm kadarıyla burada işi sürekli genel siyasete doğru evirme gayretleri var.

Ekrem İmamoğlu yarışa ilk girdiğinde pek tanınmıyordu. İkinizin arasındaki oy farkının bu kadar düşük olacağını, onun bu kadar kısa sürede bu kadar yüksek oy alacağını bekliyor muydunuz? Bu anlamda Ekrem İmamoğlu’nun performansını rakibiniz gözüyle değil de bir siyasetçi olarak nasıl buldunuz?

Bu soruya verecek çok cevabım var ama şu an objektif bir cevap vermem. Çünkü hâlâ yarışıyoruz.

Seçimin iptal edilmesi gerçekten içinize sindi mi? İkinci bir seçime gidiliyor olması sizin açınızdan bir dezavantaj oldu mu?

31 Mart seçimi tamamlanmamış bir seçimdir. Neden bunu söylüyorum; bakıyoruz daha oyların sayımına itirazlar devam ediyor, Anıtkabir’e gidip daha başkanlığı ilan edilmeden “Başkan” diye imza atıyor. Sonra mazbatası iptal ediliyor, Kıbrıs’a gidip “Belediye Başkanı” yazıyor. Bugün bile onun yandaş gazeteleri her gün onun için “seçilmiş belediye başkanı”, benim için “aday” diye yazıyor. Nasıl basın bizim taraftaymış da o mağdur oluyormuş? Ne alakası var? Bakın bu seçim tamamlanmadı. Sebebi şu; seçimden bir gün sonra gördük ki muazzam bir şaibe var, yolsuzluk var, oy kaydırma var. Bizim aleyhimize sandık kapandıktan sonra sayımda müthiş bir manipülasyon yapılmış. Biz bunları tespit ettik, oyların tamamının sayılmasını istedik. Mücadele ettik, ancak yüzde 10’unu saydırabildik. Yüzde onunu saydırdığımızda 29 bin oy farkı 13 bine düştü. Tamamı sayılsaydı, yüzde doksanını da saysaydık bu seçimin sonucu ayan beyan değişecekti. İkincisi, bir daha milyonlarca İstanbulluyu bütün planlarını alt üst ederek sandığa gelmek mecburiyetinde bırakmayacaktık. Bu işten asıl mağdur olanlar oy veren 8 buçuk milyon İstanbulludur. Bunu ben ısrarla söylüyorum. Yine de tekrar ediyorum. Biz sürekli, “Yeniden sayılsın, kim olursa olsun bu dosyayı kapatalım” dedik. Ama CHP yeniden saydırmaya ısrarla itiraz etti ve reddettirdi. Elimizde başka da opsiyon kalmadı.

Yorumlar