ALKIŞ

Alkışlar Haşmet Babaoğlu için...

Yazısını “Kopkoyu bir acı iyiden iyiye sarıyor dünyayı” cümlesiyle bitirmesine rağmen “Siyaset dışı Babaoğlu” nasıl yazarmış gösterdiği için alkışlar Haşmet Babaoğlu'na…

Alkışlar Haşmet Babaoğlu için...

Gazete okuru, Haşmet Babaoğlu’nu (Haksız bir şekilde.) “yıldızını Hıncal Uluç’un parlattığı bir futbol yorumcusu” olarak tanıdı…

Ama…

Görüldü ki Haşmet Babaoğlu sadece bir “futbol yorumcusu” değildi…

Hayatı yaşayan ve yaşadığı hayatı sihirli kelimelerle oluşturduğu cümlelerde yaşatan bir meslektaşımızdı…

Ve…

SABAH okurları Babaoğlu’nun satılarında şu güzelim ülkede siyaset dışında da hayat olduğunu gördüler…

Ve…

Sevdiler onu…

Ve…

Yazılarını…

Sonra VATAN’a gitti…

Olmadı…

Yeniden döndü SABAH’a…

Ve fakat…

Son iki yıldır tanıdık, bildik, “güzelliklerin efendisi Babaoğlu” gitti…

Yerine…

Meslektaşlarına laf yetiştiren, gırtlağına kadar siyasete batmış Babaoğlu geldi…

Çık şu siyasi yazı girdabından” diyen sevdiklerine küstü…

Onlarla arkadaşlığını kesti…

Telefonlarına bile çıkmadı…

Ve bugün…

İçinde zoraki olarak geçen “Musul, hüzün, gaddarlık, bomba” kelimelerine…

Ve…

Yazısını “Kopkoyu bir acı iyiden iyiye sarıyor dünyayı” cümlesiyle bitirmesine rağmen “Siyaset dışı Babaoğlu” nasıl yazarmış gösterdi…

Alkışı da hak etti…

DÜNYADA DA MEVSİM SONBAHAR

Haşmet BABAOĞLU / SABAH / 18.10.2016

Şimdi oturup Boğaz'ın Anadolu yakasında sonbahar yağmuruna uyanmanın ne güzel olduğunu yazmak vardı...

Hatta Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Yağmur" şiirindeki gibi başlamak yazıya bana ne iyi gelirdi...

"Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde/ Bir parça uzaklaş kederlerinden/ Bir ruh gülümsüyor derinden." Fakat tam böyle bir hevesin eşiğinde muazzam bir yersizlik duygusu kaplıyor insanın içini.

Bir milyona yakın nüfusuyla bomba yağmuruna tutulan Musul düşüyor aklına.

Böyle bir durumda rüzgârın hazan yapraklarını Kanlıca meydanından caddeye doğru sürükleyişindeki hüznü yazmak zorlaşıyor.

Çünkü kendi küçük hayatlarımızla fokur fokur kaynamaya başlayan dünyayı yan yana getirdiğimizde içine düştüğümüz sakil hal kelimelerle tarif edilir gibi değil.

***

Ne yalan söyleyeyim...

Az önce Çubuklu sahilinde yürürken yağmura tutulmuş sevimli bir sokak köpeğinin şemsiyemin altına sığınma çabasını yazmak istiyor canım.

Okuyunca benim gibi sizin de yüzünüzde bir gülümseme belirsin istiyorum.

Ben durunca benimle birlikte durup manzarayı seyredişini...

Sonra tekrar yürümeye devam edişimizi...

Yazmayacağım tabii.

Beceremeyeceğim. Kendimi tutacağım.

Yazsam, bazılarınız "şu gündemde yazdığın şeylere bak!" diye çemkirecek, onu da biliyorum.

Zaten bir akşam önce uzmanlığı kendinden menkul bazı tv yorumcularının Musul sakinlerinin tamamını DAEŞ'li gibi anlatışlarındaki gaddarlığı da aklımdan çıkartamıyorum.

Ne hazanı, ne hüznü!

Kopkoyu bir acı iyiden iyiye sarıyor dünyayı.

Yorumlar 1 yorum