POLEMİK

Ahmet Kekeç'ten Taha Akyol'a çarpıcı 15 Temmuz ve FETÖ göndermesi!

Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç, bugünkü köşesinde Fethullah Gülen'in ABD'nin kucağındaki bir canlı bomba olduğunu yazdı. Kekeç, yazısında Taha Akyol'a göndermede bulunarak "15 Temmuz darbesi başarılı olsaydı, FETÖ “Türkiye’nin en prestijli dini cemaati” muamelesi görecekti. Bu işin bayraktarlığını liberaller yapacaktı. Mesela, FETÖ’nün yargıda oluşturduğu haramî düzenini, Taha Akyol gibi muhteremler “hukukun üstünlüğü” tesmiye edecekti." ifadelerini kullandı.

Ahmet Kekeç'ten Taha Akyol'a çarpıcı 15 Temmuz ve FETÖ göndermesi!

Ahmet Kekeç'in hedefinde yine bir Karar gazetesi yazarı olan Taha Akyol var. Daha önce birçok defa Ahmet Taşgetiren ile polemiğe giren ve köşesinde ara ara Taşgetiren'e yüklenen Kekeç, bu kez oklarını Taha Akyol'a çevirdi. 

FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'in ABD'nin elinde bir canlı bomba oldupunu ve iade edilmesi yönünde bir umudunun olmadığını ifade eden Kekeç, Taha Akyol'a da ağır ithamlarla yüklendi. 

Kekeç, Taha Akyol hakkında "15 Temmuz darbesi başarılı olsaydı, FETÖ “Türkiye’nin en prestijli dini cemaati” muamelesi görecekti. Bu işin bayraktarlığını liberaller yapacaktı. Mesela, FETÖ’nün yargıda oluşturduğu haramî düzenini, Taha Akyol gibi muhteremler “hukukun üstünlüğü” tesmiye edecekti." ifadelerini kullandı.

İşte Kekeç'in yazısı:

Dünkü yazımda da değinmiştim: Fetullah CIA aparatıdır ve bir darbe için Amerika’da mahfuz tutulmuştur. Yani, “tedavi için gitti” işin bahanesi... İstikbaldeki darbeyi kotarmak için ABD’ye uçmuştur... 

Dolayısıyla, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından korunup kollanmasından (“Sürgündeki din adamı” ilan etmişlerdi) daha doğal bir şey olamaz. 

Buradan şu çıkarımı yapmak yanlış olmaz: 

Mevcut haliyle Amerika'nın FETÖ'den vazgeçmesi ve örgütün lideri Fetullah Gülen'i iade etmesi pek mümkün görünmüyor. (FETÖ liderini Türkiye’ye getirtip yargılamak için Adalet ve Dışişleri Bakanlığımız yoğun bir faaliyet yürütüyor. ABD yetkilileri, ilk başlarda, “Fetullah Gülen’in darbeci olduğuna ilişkin elinizde inandırıcı belge var mı?” diyorlardı. Kaç yıldır ABD’ye “inandırıcı belge” sunuluyor. Bugüne kadar ABD’ye gönderilen mahkeme kaydı ve belgenin miktarı 90 koliyi geçti. Ama müttefiklerimiz kulaklarının üstüne yatmaya devam ediyor.) 

Peki, ABD niçin FETÖ’den ve Fetullah’tan vazgeçmek istemiyor? 

Bunun cevabı çok basit: 

FETÖ, 170 ülkedeki örgütlenmesiyle, Amerika'nın üzerinde titrediği en ciddi (belki de en “pahalı”) yatırımlardan biridir; dolayısıyla bu yatırımını hemen gözden çıkarması beklenmemelidir. 

Hatırlayalım: 

Benzer bir durum, Irak, Pakistan ve Güney Kore’de cariydi. 

Ki, hâlâ caridir. 

Bu üç ülke, FETÖ benzeri örgütlenmeler eliyle ABD’nin kontrolüne geçti ve mahut örgütlenmeler bu üç ülkede de “en prestijli oluşumlar” muamelesi görüyor. (15 Temmuz darbesi başarılı olsaydı, FETÖ “Türkiye’nin en prestijli dini cemaati” muamelesi görecekti. Bu işin bayraktarlığını liberaller yapacaktı. Mesela, FETÖ’nün yargıda oluşturduğu haramî düzenini, Taha Akyol gibi muhteremler “hukukun üstünlüğü” tesmiye edecekti.) 

Peki, Fetullah’ın iadesi hiç mi mümkün olmaz? 

Olabilir. 

Kâr- zarar durumuna bakılır. 

Örgütün işlevselliğini koruyup korumadığı test edilir. 

Ona göre bir tasarrufa gidilir. 

Sırf Türkiye istedi diye, Amerika yatırımından vazgeçmez. 

Mutlaka “maliyet” hesabı yapar. 

Daha doğrusu, Türkiye'nin Fetullah Gülen'e karşı ne önerdiğine, iadesi durumunda doğabilecek zararın nasıl telafi edileceğine (edilip edilmeyeceğine) bakar. 

Fetullah Gülen meselesi, “hukuki bir mesele” değildir çünkü. 

Siyasi bir meseledir. 

Yorumlar