GÜNDEM

15 Temmuz gecesi televizyon binasında olup da yayına çıkmayan yazar kim?

Star gazetesi yazarı Ersoy Dede, isim vermeden bir yazarın o akşam bir televizyon binasında olmasına rağmen canlı yayına çıkmayı reddettiğini yazdı... O yazarı Gazeteciler.Com buldu...

15 Temmuz gecesi televizyon binasında olup da yayına çıkmayan yazar kim?

15 Temmuz'un yıldönümüne üç gün kala darbe gecesi hangi gazeteci o gece ne yaptı konusunda ilginç bilgiler gelmeye başladı...

Star gazetesi yazarı Ersoy Dede, isim vermeden bir yazarın o akşam bir televizyon binasında olmasına rağmen canlı yayına çıkmayı reddettiğini yazdı...

"Hayatını darbelerin ne fena bir şey olduğunu anlatmaya adayan bu genç ve sivil kardeşimiz ortadan kayboldu birdenbire" diyerek o yazarın kim olduğunun ipuçlarını veren Ersoy Dede, canlı yayına çıkmama nedeni olarak da “İngilizce tweet’ler atmam lazım, çıkmayacağım..” bahanesine sığındığını yazdı...

KANEPEDE KIVRILIP SABAHA KADAR UYUDU!

Darbe girişiminin bastırılmaya başlamasının ardından o yazarın televizyon binasında bir kanepeye kıvrılıp uyuduğunu anlatan Ersoy Dede, o yazarın sabah olunca da canlı yayına çıkmayıp televizyonun aracıyla evine gittiğini yazdı...

O İSİM TÜRKİYE GAZETESİ YAZARI CEREN KENAR

Ersoy Dede isim vermedi ancak tarif ettiği gazetecinin "Genç Siviller" kökenli Türkiye gazetesi yazarı Ceren Kenar olduğu öğrenildi...

Ceren Kenar'ın o gece Fadime Özkan ve Halime Kökçe ile birlikte yaptıkları program için 24 TV'de olduğu, ancak televizyon yöneticilerinin taleplerine rağmen ekrana çıkmayı reddettiği için o günden sonra 24 TV ekranlarının Ceren Kenar'a kapatıldığı ifade edildi...

İşte Ersoy Dede'nin o yazısı:

DARBE NE FENA BİR ŞEY!

Darbe ne fena bir şey!

Bir yazarın 15 Temmuz gecesi, televizyon binasında olduğu halde inatla ekrana çıkmadığı yazıldı o günlerde.. Kanalı biliyorum.. Yazarı da.. Türkiye’de sivil siyasetin tahkim edilmesi, darbeler döneminin bir daha açılmamak üzerine kapanması misyonuyla ortaya çıkan bir STK’nın en etkili ismiydi.. Bütün yazı hayatı bunun üzerine bina edilmişti.. Ülkeyi ‘Asker’ değil ‘sivil’ yönetsin diyorlardı arkadaşlarıyla birlikte... Haftalık düzenli yayınına çıktı.. Yorumlarını yaptı.. Temiz bir İstanbul akşamından hamasi nutuklarını attı her zamanki gibi.. Havanın puslanmaya başladığı, artık gerçek hikayenin yazıldığı söylendiği anda ise kendini stüdyonun dışına attı.. Artık olmayan bir tehdit ve tehlike üzerine havanda su dövülmeyecek, gerçek  bir durum karşısında sahici sözler söylenecekti.. Televizyonda pozisyonlar belirlendi.. O saatte orada kalan yorumcular millete gerçekleri anlatmak üzere mikrofonlarını takıp kamera önüne geçtiler.. Ama hayatını darbelerin ne fena bir şey olduğunu anlatmaya adayan bu genç ve sivil kardeşimiz ortadan kayboldu birdenbire... Programın yapımcısı kendisini bulup da; “Yayına çıkmayacak mısınız” dediğinde, “İngilizce tweet’ler atmam lazım, çıkmayacağım..” dedi.. Bir saat sonra yani artık işgal girişimi ve sivil direniş iyiden iyiye görülmeye başlandığında yapımcı bir kez daha gitti yanına.. Bir kez daha rica etti yayına katılmasını.. Bir mesaj vermesini.. Ama o bir kanepeye kıvrılıp uyumayı tercih etti.. Sabah olup da darbe püskürtüldüğünde kanalın arabasına atladı ve evine doğru yola koyuldu.. Sonra köşesinden darbenin ne fena bir şey olduğunu anlatmaya devam etti, ediyor..

Yorumlar