Yeni Şafak AKP'den önce de vardı ya sonra...

Kendisi bile farkında değil ama Yeni Şafak, AKP'den önce de vardı. Peki sonra da olacak mı?

GAZETECİLER.COM
Uludere tartışması önce hükümeti sallasa da süreç giderek medyada da onarılmaz bir hasara yol açıyor... Ali Akel'in kovulması resmin en çok konuşulan kesiti olsa da olan bitenler çok daha fazlasını ifade ediyor...

Muhafazakar geleneğin AKP'den önce yarattığı değerler arasında Zaman ve Yeni Şafak gibi gazeteler özel bir yer tutar. Star ve Bugün parası neyse verilip alınmış konjüktürel yayınlarken Yeni Şafak ve Zaman çok daha köklü bir kimliğe sahiptir. Çünkü kendilerine ait güçlü hikayeleri var. Sayısız eşikten geçtikleri gibi 28 Şubat gibi zorlu dönemleri göğüslemek zorunda kaldılar. Muhafazakar düşünce geleneğinin kendini en çok ürettiği ve ifade ettiği platformlar haline geldiler. Yer geldiğinde Ali Bayramoğlu gibi muhaliflere alan açtılar, Kemalist aydın kuşağının dışında bir geleneği temsil ettiler. Yani sadece birer gazete olmaktan çok daha fazlasını ifade ettiler.

Şimdi ise bambaşka bir resimle karşı karşıyayız. Yeni Şafak hükümetin konjüktürel ihtiyaçlarına göre dizayn edilen bir yayıncılığa mahkum olup kendi kimliğini yok sayarken Zaman ise özel yetkili mahkemelerin yayın organı olmayı tercih etti. Yeni Şafak Uludere üzerinden yürüyen tartışmalarda hükümeti siper siper savunurken Zaman ise özel yetkili mahkemelere gelen eleştirileri savuşturmak için ses kayıtlarıyla bir yeni bir kampanyaya daha başladı.

Siyaset güncel gelişmelerle sallanır, sağa sola sapar, yine toparlar ya da kaybeder. Ama düşünce alanı olarak medya çok daha kalıcı bir yapıyı ifade eder. Siyasetin günlük ihtiyaçlarını değil gelecek perspektifini besler. Bir gazetenin itibarı günlük çıkarlar uğruna çöpe atılmaz. Atılıyorsa o siyasi geleneğin kendi aydınına verdiği değer de o kadardır. Uçaktan ilk atılacaklar listesinde Uludere'yi bombalayanlar değil Ali Akel olur...

Akel'in kovulmasını sadece bir gazetecinin ifade özgürlüğünün çiğnenmesi olarak okumak eksik olur. Bu karar Yeni Şafak'ın kendi hikayesine, kimliğine ve geçmişi boyunca emek vermiş onca insana sırtını dönmesi anlamına geliyor. Muhafazakar aydın kendi siyasi geleneği karşısında hiçleşiyor...

Kendisi bile farkında değil ama Yeni Şafak, AKP'den önce de vardı. Peki sonra da olacak mı? Muhafazakar düşünce alanı yıllar içinde yarattığı birikimi muhafazakar siyasetin kıyıcılığı karşısında parça parça kaybederken geriye ne kalacak? Ne kadarı kalacak?