Yakup Murat kaybetti...

“Kendi kakasından bile korkar hale gelen, ödlek, pısırık, ezik Yakup Murat kaybetti”…

Mehmet Ali Erbil’in erkeklik gücünü öven Cengiz Semercioğlu ve Seren Serengil’i kaybettirsem…
Olmaz…
İkisinin düşmanlığını kazanmaktansa “Barzani haklı” demek daha kolay…

*

Siyaset yazan köşe yazarlarının en kavgacılarından, en klavyesi kokuşmuşlarından biri için “kaybetti” desem, yine olmaz…
Çünkü çok güçlüler…

Sinek gibi eziverirler beni…
*

Baksanıza…
Ülkenin en güçlü liderinin 35 yıllık dava arkadaşlarını bile medya haritasından bir kalemde siliyor, ya da sildiriyorlar…

*

Zaten ne zaman bunlardan biri için “kaybetti” demeyi düşünsem, geçmişte yaşadığım dersler geliyor aklıma ve hemen vazgeçiyorum…

Zira...

Eleştirildiklerinde veya “kaybetti” denildiğinde fıkradaki adam gibi, ya dayak atıyor, dayak attırıyorlar (Yumrukla değil manen tabii ki…).

*

Güçlü oldukları halde eleştirilince veya “günün kaybedeni” seçilince olgunlukla karşılayanlar var bir de…

Ama…
Onlar da öyle düzeyli yazıyorlar ki arkadaş, “kaybetti” desem büyük saygısızlık olacak.

*

En iyisi mi?.

Kendi kendime kızamayacağıma…

Patrona telefon edip, “ya, bu Yakup mudur murat mıdır ne karın ağrısıdır da çok edepsiz yani ama... Ya haddini bildir, ya kov, ya da ben yapacağımı bilirim” diye kendimi şikâyet de edemeyeceğime göre…

*

Tamam…

Seçimimi yaptım:

“Kendi kakasından bile korkar hale gelen, ödlek, pısırık, ezik Yakup Murat kaybetti”…

*

Oh be…

Rahatladım…

(İnşallah) Bir “kaybetti” köşesini daha kazasız belâsız kurtardım.