Süleyman Özışık'tan her AK Partili'nin okuması gereken bir kitap

Gazeteci yazar Süleyman Özışık'ın "7 Haziran / 1 Kasım- Kederden Zafere" isimli ilk kitabı kitabevi raflarında yerini aldı.

GAZETECİLER.COM -

Gazeteci yazar Süleyman Özışık'ın "7 Haziran / 1 Kasım- Kederden Zafere" isimli ilk kitabı kitabevi raflarında yerini aldı.

Kitapta, AK Parti'nin 7 Haziran seçimlerinde yaşadığı kederi, 1 Kasım'da nasıl zafere çevirdiği tüm ince teknik detaylarıyla anlatılıyor.

İki ay süren yoğun ve özverili çalışma sonucu hazırlanan kitapta AK Parti'nin 7 Haziran'dan önce yaptığı hatalar ile 7 Haziran sonrası yaptığı can alıcı doğru hamleler bir bir anlatılıyor.

AK PARTİLİLERE İTHAF ETTİ

Süleyman Özışık sürükleyici bir dille yazdığı roman tadındaki kitabını, 7 Haziran gecesi hıçkırıklar arasında ve hicran içinde ettikleri duanın karşılığını 1 Kasım gecesi alan AK Partililere ithaf ediyor.

Kahverengi Kitap Yayıncılık tarafından çıkartılan kitap 2013 yılındaki Gezi ayaklanmasıyla başlıyor. O döneme ve sonrasında yaşanan 17/25 Aralık darbesine dair bilinmeyen ayrıntılara ışık tutan kitapta Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı oluşundan sonra parti içinde yaşanan sıkıntılara da değiniliyor.

HER AK PARTİLİ KENDİNDEN BİR PARÇA BULACAK

Kitapta tarihler boyunca unutulmayacak bir süreci analiz ettiğini söyleyen Özışık, "AK Parti'ye oy ve gönül vermiş herkes bu kitapta kendinden bir parça bulacak. Çünkü bu kitap onların dualarını, kederlerini ve zafer sevinçlerini anlatıyor" diyor.

AK Partililerin geçtiğimiz dönemi unutmaması için bu kitabı yazmaya karar verdiğini söyleyen Özışık, "13 yıldır bir davaya inandığınız ve bir adamın peşinden gittiğiniz için duymadığınız küfür ve hakaret kalmadı. Son 5 ay içinde aşağılandınız, hakir görüldünüz ve neredeyse vebalı muamelesi gördünüz. Eğer zerre kadar onurunuz ve gururunuz varsa, bu yaşadıklarınızı asla unutmayın" diyor.

KİTAPTAN BİR BÖLÜM:

90 yıl boyunca ölümlere, ölümlere olmasa bile zulümlere maruz bırakılan halkın isteği gerçekleşmiş, Erdoğan bütün kara komplolara ve kirli oyunlara rağmen Çankaya'ya çıkmayı başarmıştı. Ancak bu başarı hiç kimsenin beklemediği bir tehlikeyi de beraberinde getirecekti.

O tehlikenin adı rehavetti...

Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkması, gerek parti teşkilatlarında, gerekse parti tabanında, tehlikenin henüz geçmediğine inananları tedirgin edici bir rehavete neden olmuştu.

Çünkü gözden kaçan bir ayrıntı vardı.

Ülkenin batısında uğursuz planlar yapılıyor, Doğu ve Güneydoğu'sunda beklenmedik bir ittifakın temelleri atılıyordu.

Oyun kurucuların tek hedefi vardı.

Erdoğan'sız yakaladıkları AK Parti'yi algı operasyonları ile yıpratmak ve iktidardan düşürmek. HDP'yi Meclis'e soktuklarında emellerine ulaşacak ve Erdoğan'ı savunmasız bırakacaklardı. AK Parti'yi iktidar koltuğundan düşürmeyi başardılar.

Ancak devirmeye çalıştıkları adam, celladın baltasının altında diz çökerek ölmektense, ayaklarının üstünde ve dövüşerek ölmeyi tercih ediyordu.

Onun destansı dönüşü, umudu yeniden alevlendirecek, "Kardeşim" dediği Ahmet Davutoğlu ile birlikte verdiği mücadele 7 Haziran'daki kederi 1 Kasım'da zafere döndürecekti.