Suçlu üretim merkezinin şehvet düşkünleri...

Funda Özkalyoncu ilk defa o sabah mı çıktı ekrana?.. Yooo… Yıllardır radyoda ve ekranda… Bugüne kadar başarılarını takdir ettiğinizi hatırlamıyorum... Çünkü siz, suçlu üretme şehvetiyle dolusunuz...

Merak ediyorum…

Eğer “Kürklü Madonna” kitabının varlığından haberi olmayan bir meslektaşımız Acun Ilıcalı’nın değil de bir başka büyük patronun kanalından çıksaydı…

Funda Özkalyoncu kadar eleştirilir miydi acaba?..

Hiç sanmıyorum…

Kaldı ki…

Bu ülkede herkes her yayınlanmış kitaptan haberdar olmak zorunda değil…

Yazarı kim olursa olsun…

* * *

İtiraf ediyorum…

Nobel ödülü sahibi Orhan Pamuk’un çok sayıda romanı var kütüphanemde (Ki yakın dostlarım bilir salon ve çalışma odam dâhil duvarlar kitaplıkla kaplıdır.)…

Kaç tanesini okuduğumu ve adlarının neler olduğunu sorsanız hatırlamam…

Ve..

Orhan Pamuk’un kaç kitabı olduğunu ve isimlerini de bilmiyorum…

Çünkü…

Çocukluğumdan beri hiperaktif olduğum (Yani hasta…) için midir nedir, Orhan Pamuk’un romanlarını okumaya tahammül edemiyorum…

Yaşar Kemal’in “Yer demir gök bakır” isimli romanını okumak için derslerimi ihmal ettiğimde (Orta mektep 3. Sınıf olmalı.), buna değmeyeceğini anlayıp elimden atmıştım…

Çünkü…

Kitap okumak bir “ceza” olsaydı eğer, ders kitaplarını okumayı, Yaşar Kemal’i okumaya tercih ederdim…

Çünkü kimileri nefret etse de Emin Oktay tarihini okumak, Yaşar Kemal okumaktan daha kolay ve cazip gelirdi bana…

* * *

Kürk Mantolu Madonna’ya gelince…

Bir yıl kadar önce aldım kitabı elime…

Daha başlar başlamaz; Rauf muydu Raif miydi ne; o heriften soğuyuverdim…

Çünkü…

Uyuşukluğun, sünepeliğin, ezilmişliğin, istismara açık olmanın bulaşıcı olduğuna inananlardanım…

Rauf amcanın uyuşukluğu, sünepeliği, ezilmişliği, istismara açık zavallılığı bana da bulaşmasın diye kitaplığımda asla göremeyeceğim bir yere tıkıştırdım…

Kimileriniz, “sonuna kadar okusaydın çok şey öğrenirdin”…

Belki de haklısınızdır…

Ama…

Sonuna kadar gelebilseydim de yüksek tansiyonum kalıcılaşır, şekerim sürekli zirve yapardı…

* * *

Demek istemem o ki…

Lütfen insanların hatalarından, kusurlarından veya dalgınlıklarından “suç” üretmeyin…

Kusurlu insanlara “Suçlu” insan muamelesi yapmayın…

Kabahatle icraatın kardeş olduğunu unutmayın…

Eğer bir icraat varsa kabahat/kusur/hata da olacaktır…

Olmaması mümkün değildir…

Çünkü…

Hiç kimse “mükemmel” değildir…

Zaten dünyada “mükemmel” insan olsa mükemmeli aramanın anlamı kalmaz…

Ve dünya statikleşir…

Kabul edin ki, dünya “yap – boz” üzerine gerçekleştirdi gelişimini…

* * *

Hem arkadaş…

Funda Özkalyoncu ilk defa o sabah mı çıktı ekrana?..

Yooo…

Yıllardır radyoda ve ekranda…

Bugüne kadar kim bilir ne çok başarılı işe imza atmıştır…

Ama ben onları takdir ettiğinizi hatırlamıyorum…

Çünkü sizler suçlu üretme şehvetiyle dolup taşıyorsunuz…

Çünkü hasetsiniz…

Çünkü ulaşmak isteyip de ulaşamadığınız yere çıkanları kıskanıyorsunuz…

* * *

Hâsılı ey Funda Hanım’a saldıran Kürk Mantolu Madonna hayranları…

Çok fazla ukalâsınız…

Haddinden fazla…

Ve işin garibi…

Pek çoğunuz da Kürk Mantolu Madonna’ın fiziki kitap baskısını görmemişsinizdir bile…

Yakup MURAT