Sayın Cumhurbaşkanı'na açık mektup...

Sayın Cumhurbaşkanım... Yumuşama ve sakinleşme sürecini; sizi seven, sayan ve samimiyetle size ve hükümetimize destek veren gazeteci/yazar kardeşlerimizi uyararak başlatın…

Sayın Cumhurbaşkanım…

İçinde bulunduğumuz duruma ne kadar üzüldüğünüzü…

Bu kaos ortamından el birliği ile çıkabilmemiz için nasıl da çalıştığınızı çok iyi biliyorum…

Dün gece öldürülen Rus Büyükelçisi için Rusya Devlet Başkanı Putin’e taziyelerinizi sunarken yüreğinizin yangın yeri gibi olduğunu tüm milletimiz gördü…

Bu arada gözünüzden kaçmış olabilir…

Hatırlatmak istiyorum…

Dost ve müttefik Rusya’nın büyükelçisi Andrei Karlov’un öldürüldüğü gecenin gündüzünde de İstanbul ve Ankara'da İran temsilcilikleri önünde protestolar düzenlendi…

Ve Sayın Cumhurbaşkanım…

Aynı gün…

Ulusal sol ve milliyetçi sağ gazete ve televizyonlarda Rusya ile İran’ın, Halep’te “Sünni Müslüman katliamı” yaptığını yazıyor, anlatıyorlardı…

*

Sayın Cumhurbaşkanım

Vaktiniz olmadığı için okuyamamışsınızdır…

Belki basın danışmanlarınızın da gözlerinden kaçmış olabilir…

Ben hatırlatayım:

Rus Büyükelçisinin öldürüldüğü gün…

Zatı âlinizin de saygı duyduğunu bildiğimiz milliyetçi sağcı yazarlardan biri şöyle diyordu köşesinde:

Gözler açılıp görülmeli, şuurlar uyanmalıdır. BİR KERE DAHA İMÂNLA KÜFRÜN, HAÇ İLE HİLÂL'N MÜCADELESİNDEYİZ. Haçlı koalisyonu, satın aldığı taşeron örgütleri de kullanarak Anadolu Yarımadası'nı Endülüsleştirmeye çalışmaktadır. Bu hırs, boynunda haç, yüreğinde İslâm kini olanların gözünden hiç eksik olmadı.”

*

Sayın Cumhurbaşkanım…

Size yakınlığıyla bilinen bir yazarın “Bir kere daha imanla küfrün, Haç ile Hilâl'in mücadelesindeyiz“ yazıldığı gün; bir Ortodoks Büyükelçi öldürüldü…

Hem de…

Yalancıktan da olsa “tekbir” getiren bir Türk polisi tarafından öldürüldü…

*

Sayın Cumhurbaşkanım…

Bizler ne dersek diyelim…

Nasıl haklı gerekçeler ileri sürersek sürelim…

Sizi samimiyetle sevdiklerinden şüphe etmediğimiz ama hamasette fazla ileri giden arkadaşlarımızı, “şiddeti tahrik ve teşvik edici” yazılar yazmamaları konusunda etkileyemeyiz…

Dinlemezler bizi…

Dinlemeyecekleri gibi bir de düşman belletirler belirli çevrelere…

Oysa…

Siz bunları toplasanız…

Ve…

Eleştirilerini değil ama üsluplarını değiştirmelerini söyleseniz…

Hiç kimseyi hedef göstermemeleri…

Hiçbir görüşü düşmanlaştırmamaları talimatını verseniz…

Eğer bu arkadaşlardan başlarsanız uyarılarınıza…

Hep birlikte göreceğiz ki…

Medyada düşen tansiyon, bütün toplumdaki gerginliği de düşürecektir…

*

Sayın Cumhurbaşkanım…

Siz, ikiyüzlülük yapıldığında AB ülkelerine haddini bildiriyorsunuz…

Ancak…

Hemen akabinde de…

AB tam üyeliği yolunda atılan adımlardan vazgeçmeyeceğimizi de samimiyetle açıklıyorsunuz…

Sayın Başbakan ve yardımcılarından Mehmet Şimşek de AB üyeliği konularında sizin gibi düşündüklerini bütün dünya kamuoyuna ilân ediyorlar…

Ve fakat…

Sizin ve Ak Parti hükümetlerinin en samimi destekçilerinden olduğundan şüphe etmediğimiz saygın yazarlarımız…

Sizlerin o “yatıştırıcı” ve “umutlandırıcı” açıklamalarınızın üzerine…

Halkları Müslüman olmayan müttefik ülkeleri düşmanlaştırmakta birbirleriyle yarışıyorlar…

*

Arz etmek isterim ki Sayın cumhurbaşkanım…

Bu tarz yazılar sizi ve Sayın Başbakanı siyaseten çok zor durumda bırakıyor…

Siyaseti ve devlet insanlarını iyi tanırım…

Bütün bu yazılanlar kapalı kapılar ardında önünüze konur…

Ve…

Müzakere halinde olduğunuz müttefiklerimize karşı elinizi zayıflatır…

Siz o anda gazetecileri, yazarları savunamazsınız…

Çünkü…

Önünüze konan argümanlar sağlamdır…

Lütfen Sayın Cumhurbaşkanım…

Lütfen…

Yumuşama ve sakinleşme sürecini; sizi seven, sayan ve samimiyetle size ve hükümetimize destek veren gazeteci/yazar kardeşlerimizi uyararak başlatın…

Muhalifleriniz mi?..

İnanın ateş olsalar cürümleri kadar bile yer yakamazlar…

Kaldı ki ciddiye alındıkları bile yok…

Ama…

Ulusalcı Sol ve Milliyetçi Sağcı yazarların etkilediği milyonlarca aktif genç, bir kıvılcıma bakıyorlar…

O kıvılcımı yakmalarına fırsat vermeyin lütfen…

Yakup MURAT

yakupmurat@gazeteciler.com