Ömer Ekinci: Kitap daha değerli ve pahalı olmalı

Star gazetesi yazarı Ömer Ekinci "Senin Yolun" isimli kitabını Gazeteciler.com'a anlattı.

GAZETECİLER.COM
H.KÜBRA KOCAOĞLU- Televizyon, radyo programlarından ve Star gazetesindeki köşe yazılarından tanıdığımız Ömer Ekinci bir de kitap yazdı. Aynı zamanda genç bir girişimci de olan Ömer Ekinci'nin kitabının adı Senin Yolun...

Senin Yolun üzerine konuştuğumuz Ömer Ekinci, Türkiye'de kitap kültürü ve yayınevleri ile ilgili çarpıcı açıklamalarda da bulundu. Ekinci'ye göre Türkiye'de kitap daha değerli olmalı, daha pahalı olmalı, yazarın itibarı, yayınevinin kazancı artmalı. Ekinci bunun gerekçesini ise şöyle açıklıyor: "Bunlar olursa yazarlar ve yayınevleri absürt şeyler üretip de patlama yapmanın değil, kaliteli içerik üretmenin peşinde koşar."

GÜÇLÜ BİR MOTİVASYON KİTABI

"Senin Yolun" insanlara ne anlatıyor?

Sokakta yüzbinlerce mutsuz insanla karşılaşıyoruz. Kendinden, hayallerinden vazgeçmiş, sadece günü yaşayan çalışanlar, öğrenciler, ev hanımları… Bu insanlara hayallerinin peşine düşmenin, onları gerçekleştirip hayal ettikleri hayatı yaşamanın imkansız olmadığını yine bu topraklardan, taze hikayelerle anlatıyor Senin Yolun. İşini kurmak isteyenlere işini kurmak, sevmediği işini bırakıp sevdiği alana geçiş yapmak, istemediği okulu bırakıp gerçekten istediği okula girmek için güçlü bir motivasyon kitabı aynı zamanda.

Bir önemli iddiası da gerçekçi bir kişisel gelişim kitabı oluşu. Çünkü bugünkü kişisel gelişim kavramı gerçekçi gelmiyor insanlara, çok havada, uçuk ve ütopik geliyor. Çünkü çoğu Amerikan kültürüne dayalı, yerelleşemiyor. Bu kitapta okuyucuların gerçekten kullanabilecekleri, denenmiş ve başarılı olmuş gerçekçi bir kişisel gelişim yolculuğu var.

Bütün bunların yanında kitap 92 Erzincan depreminden çıkıp İstanbul’a taşınan ve sıfırdan bir varoluş mücadelesi veren bir çocuğun, kendi hayallerinin peşine düşüp onları yaşadığı hayatına dönüştürme öyküsüyle başlıyor, yani benim hikayemle. Roman gibi başlıyor, sonrasında kişisel gelişim, motivasyon ve girişimcilikle devam ediyor.

Kitapla ilgili geri dönüşler nasıl?

Beni hemen ikinci kitabın başına oturtacak kadar iyi, büyüleyici geri dönüşler oldu. Benim ilk baskının biteceğini öngördüğüm tarihe kadar üçüncü baskıya girdi kitap. Ve bu sayılara hiç reklam yapmadan, hiç PR çalışması yapmadan, sadece okuyucusu ve okuyucusunun tavsiyesiyle ulaştı. Anne-babalardan çok geri dönüş aldım. Çocuklarını girişimci, yüksek motivasyonlu bir birey yapabilmek için okuyorlarmış. Öğretmenlerden çok ciddi ilgi var. Öğrencilerine imzalı hediye etmek isteyen çok öğretmenimiz ulaştı.

Bu ilginin nedenini de şuna bağlıyorum; 30 yaş altı 30 milyon nüfusu olan bir ülkede gençler için yeterince televizyon programı yapılmıyor, kitap yazılmıyor. Oysa gençler en önemli hedef kitle, çünkü onlar aynı zamanda sonraki nesli yetiştirecek olanlar. 

TÜYAP fuarını yazdığınız bir yazıda "kitap iyi yerde değil" demiştiniz. Kitap neden iyi yerde değil?

Kitap bu kadar ucuz olduğu halde, tüketicideki algısı çok pahalı olan ilginç bir ürün. Ortalama bir kitap 15 lira, okuyucuya çok yüksek gibi geliyor oysa bu bir paket sigara parası. Kitap ucuz olunca haliyle kimse para kazanamıyor, ne yayınevi, ne yazar. Böyle olunca kaliteli içerikler değil, reklamı çok yapılan, en çok satanlar’a bir şekilde sokulan, cinselliğin, dinin ya da mizahın dozunu çokça arttıran kitaplar satıyor, gösterişsiz ama çok iyi kitaplar okuyucuya ulaşamıyor bile. Kitap daha değerli olmalı, daha pahalı olmalı, yazarın itibarı, yayınevinin kazancı artmalı. Bunlar olursa yazarlar ve yayınevleri absürt şeyler üretip de patlama yapmanın değil, kaliteli içerik üretmenin peşinde koşar.

Allah ve din konulu kitaplar çok satıyor. Fakat aynı zamanda bunun işgüzarlığına kaçan yazarların da olması sizce neyi ifade ediyor?

Cinselliğin, dinin, mizahın bu kadar fazla tüketilmesi aslında toplumun psikolojik ve ruhsal durumunun da göstergesi. Mesela son yıllarda dijital mizah patlama yaptı, caps’ler, vine videoları v.s. Neden bu kadar patladı bunlar? Çünkü gençler mutsuz, böyle unutuyor mutsuzluğunu.

Aynı şekilde Allah ile ilgili kitapların Allah’ın kelâmı olan Kur’an-ı Kerim’den yüzlerce kat fazla alınması da bir başka psikolojik durumun tezahürü. İnsanlar bu kitaplarla manevi eksikliklerini, Allah ile bağlarını arttırmaya çalışıyor. Bu kitapların ürettiği bir de din var çünkü, “Romantik ve Light bir İslam”. Esas İslam’ın kuralları zor geliyor olmalı ki bu kitapların ürettiği İslam daha çok rağbet görüyor.

Sadece yazarlara, yayınevlerine kızmak da sorunu çözmek olmaz, resmi eksik görmek olur. Aile içi eğitimle başlayan, okulda devam eden, sosyal hayatla süren bir süreç bu. Toplum bireylerden oluşur ve bu bireylerin her birinin rehabilite edilmesi gerekir.

Bir de Türkiye’nin son 15 yıldaki gelişiminin yan etkileri de diyebiliriz buna. Mesela geçmişte 25 saatte otobüsle gittiğimiz memleketimize 1 saatte uçakla gitmeye bir anda alışıverdik. Öyle alıştık ki yarım saat rötara tahammül edemiyoruz. O kadar çabuk unuttuk ki geçmişi, Türkiye mutluluk sıralamasında Somali’nin bile altına düştü. Bu da birçok sağlıksız sonucu besleyen bir unsur.

Yeni bir kitap gelecek mi?

Yeni bir değil, 12 kitap gelecek. Bir sonraki kitap, beyaz yakalılara, yani çalışan kesime, daha mutlu, daha verimli, daha başarılı bireyler olmanın kariyer delisi olmadan sağlıklı yükselmenin yollarını anlatan bir kitap olacak. O kadar güzel bir duygu ki kitap yazmak, bir kitap üretip de insanların evlerinde, en sessiz anlarında yanlarında olabilmek, bu duygu ne TV programı yapmaya, ne köşe yazmaya benziyor.

Genç bir girişimci olarak gençlere tavsiyeleriniz neler?

2016 yılı zor bir yıldı, 2017 daha da zor olacak. 2017’de bu zorluklara dayanamayan firmalar olacak, batışlar göreceğiz maalesef. Batmayanlar bile çok zorlanacaklar. Ama bu zorlanma şirketleri daha inovatif bakmaya, daha özgün işler yapmaya, farklılaşmaya itecek. Artık eskisi gibi rahat rahat satmak, kolay iş yapmak yok. Bu kriz bu anlamda çok şey öğretecek. Yeni iş kurmayı düşünenlere acele etmemelerini, kurmuş olanlara temkinli adım atmalarını öneriyorum.

Sizce gençler ve girişimciler medyada yeteri kadar yer alıyor mu?

Maalesef medya şu anda siyaset eksenli ilerliyor. Ama bu bir süreç, Türkiye bu süreçleri atlatacak, güzel günleri gördüğümüz zaman da çok iyi girişimciler çıkarmaya başlayacağız. Bu korelasyonu da şöyle açıklayayım, KOSGEB, TÜBİTAK gibi genç girişimcilere maddi destek sağlayan kurumlar bile düne kadar devlet içine sızmış olan malûm yapının elindeydi, bankalar, patent enstitüsü gibi kurmlar da öyle. Paranın olduğu her yerdelerdi dolayısıyla çokça gencin hayalleri heba oldu gitti. Birçok başarılı patent ve faydalı modele onay vermeyip süründürdüler.

Hevesler kaçtı. Şimdi o yapı temizlendi, temizleniyor. Türkiye’de gençler için yepyeni bir dönem başlıyor. Ama yeter ki şu süreçleri ülkemiz bir an önce atlatsın, pirincin içindeki beyaz taşlar ayıklansın. Sonrasında bu sorunuza gönül rahatlığıyla “evet” diyebileceğim günler göreceğiz.

24 Tv'de yeni bir programa başlayacaksınız? Bize biraz bu programdan bahseder misiniz? İçeriği, formatı nasıl olacak?

Gençler için daha önce TRT Okul’da ve 360 TV’de “Gençler Uçuyor” talkshow programını yaptım toplam 50 bölüm. Ama Türkiye’nin bu zorlu sürecinde ülkemin bir talkshow’dan daha stratejik, yük alan bir programla yanında olmak istedim. Zaten Star Gazetesi’nde yazdığım için Kanal 24’deki yöneticilerimle de sürekli görüşüyorduk. Onların da Kanal 24’de gençlerle konuları tartışan, onların fikirlerini ve sorularını konuların uzmanları ve en üst düzey yetkilileriyle birebir iletebilecekleri bir program iki tarafın da istediği bir programdı. Bu programa hazırlanıyoruz şimdi.