Mesut Yılmaz'ın kovdurduğu gazetecilerin gazetesi: Yeni Asya

Yeni Asya gazetesi 27 yıl evvel bugün, Mesut Yılmaz'ın talimatıyla Yeni Nesil'den kovulan gazetecilerce kurulmuştu...

Yeni Asya'nın kuruluş yıldönümü yaklaşırken, 1990 yılında Mesut Yılmaz'ın 90 gazeteciyi apar topar nasıl kapının önüne koydurduğu da bir kez daha gündeme geldi...

Yeni Asya yazarı Latif Salihoğlu, 90 gazetecinin Mesut Yılmaz'ın talimatıyla polislerce özel eşyalarını bile almalarına fırsat verilmeden zorla Yeni Nesil binasından kapı dışarı atıldıkları günü ve Yeni Asya gazetesinin kuruluş hikayesini anlattı.

"27 yıl evvel yoğun kar yağışı ve dondurucu soğuk altında, yaklaşık 90 meslektaşım ve dâvâ arkadaşım ile birlikte, o gün kapı dışarı edildik." diyen Latif Salihoğlu, şöyle devam etti:

"Sonradan tahkik edip kat’î sûrette öğrendim ki, o tarihte “Hükümet sözcüsü” olan ANAP Rize milletvekili Mesut Yılmaz’ın devreye girmesi sonucu, emniyet kuvvetleri—özel eşyamızı almamıza dahi izin vermeksizin—hepimizi kapı dışarı etti. Üstelik “Gidin haklarınızı mahkemelerde arayın” diye de bizi azarlama cihetine gitti."

İşte M. Latif Salihoğlu'nun o yazısı:

YENİ ASYA'NIN YENİDEN DOĞUŞU

Yeni Asya ailesi, camiası ve neşriyatı ile—tamamen bir sevk-i İlâhî neticesi olarak—1973 yılı sonlarında tanıştım.

Fiilen Yeni Asya’da çalışmaya başlamam, 1979 yılı başlarında tahakkuk etti. Ve, 11 sene aralıksız şekilde çalıştığım Yeni Asya’dan atılmam ise, 27 yıl evvel bugün, yani 3 Ocak 1990’da vuku buldu. (O tarihte, sadece gazetenin ismi Yeni Nesil olarak devam etmekteydi.)

Yoğun kar yağışı ve dondurucu soğuk altında, yaklaşık 90 meslektaşım ve dâvâ arkadaşım ile birlikte, o gün kapı dışarı edildik.

Tam da “zamlı maaş” alma günüydü, o gün. Ki, ne maaş ödendi, ne de 11 yıllık tazminatımız.

Sonradan tahkik edip kat’î sûrette öğrendim ki, o tarihte “Hükümet sözcüsü” olan ANAP Rize milletvekili Mesut Yılmaz’ın devreye girmesi sonucu, emniyet kuvvetleri—özel eşyamızı almamıza dahi izin vermeksizin—hepimizi kapı dışarı etti. Üstelik “Gidin haklarınızı mahkemelerde arayın” diye de bizi azarlama cihetine gitti.

Bünyedeki resmî şirket isimleri değiştirildiği için, arkadaşlarımızın çoğu ne maaşını alabildi, ne de tazminatını... Asıl hesaplaşma “Hesap Günü”ne kaldı.

YENİDEN YENİ ASYA

Personel arkadaşlarımız ve Türkiye’nin her yerindeki binlerce dâvâ arkadaşlarımızın da iştirakı ve destek vermesiyle, hemen kolları sıvadık ve Yeni Asya’yı bütün hizmet üniteleriyle birlikte yeniden yayına hazırlamaya koyulduk.

Cenâb-ı Hakk’ın inayetiyle, bunda da muvaffak olduk. 

Nitekim, Yeni Asya, 15 Ocak (1990) günü Bâbıâli’de yeniden aynı isimle yayın hayatına başladı.

Çok şükür, o gün bugündür—türlü zorluklara ve engelleme çabalarına rağmen—hizmetini aralıksız şekilde devam ettiriyor.

NİCE BADİRE ATLATILDI

Haftalık İttihad gazetesinin kardeşi olarak 21 Şubat 1970’te Bâbıâli’de ilk sayısı çıkan Yeni Asya gazetesi, 12 Eylül (1980) Darbe Cuntası tarafından, kısa bir süre sonra tamamen keyfî bir sûrette kapatıldı. Hemen ardından, Yeni Nesil ismiyle neşriyat hizmeti devam etti. Ne var ki, o da kapatıldı. Bu kez Tasvir gazetesi çıktı.

Darbe ufunetinin dağılıp demokrasi havasının kısmen teneffüs edilmeye başlanmasıyla birlikte, hem Yeni Asya, hem de Yeni Nesil’in üzerindeki keyfi yasak büyük ölçüde bertaraf edilmiş oldu.

1990’a kadar Yeni Nesil ismiyle çıkan gazetenin personeli, aynı yılın 3 Ocak günü, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, hükûmet destekli bir iç darbe sonucu, maaş ve tazminatları ödenmeksizin işten çıkartıldı.

İşten atılan matbaa, kitap, dergi, gazete vs. ünitelerdeki kadrolar, okuyucu kitlesinin de tam sahip çıkmasıyla, 15 Ocak 1990’da Yeni Asya’yı yeniden çıkarmayı başardı.

KISSADAN HİSSE...

Şimdi, 48. senesine hazırlanan Yeni Asya’nın mâceralı serencamından alınacak bazı dersleri kısa notlar halinde takdim edelim

* * *

Cuntacıların gölgesinde 12 Mart 1971’de başlayan ara ve kara rejim döneminde, jakobenlerin çok rahatsız olduğu Yeni Asya gazetesi, o zaman da  birtakım baskı ve tehditlere maruz kaldı. Ancak, “tavizsiz istikrar çizgi”sini sürdürmekten yine de geri durmadı.

* * *

Esasen, asıl gaye için bir vasıta ve bir ilânat vesilesi olarak Risâle-i Nur’un nâşir-i efkârı olabilmeyi en büyük şeref addeden Yeni Asya’nın yayın çizgisi, 1960’ların tâ ilk yıllarından itibaren neşredilmeye başlanan haftalık Zülfikâr, Uhuvvet ve İttihad gazetesinin devamı mahiyetinde, çok şükür bugün de  devam edip gidiyor.

Dolayısıyla, zamanın seyri içinde gazete ve neşriyat ismi değişse de, misyon çizgisi ve ilânât hizmeti aynı fikir ve mânâ istikametinde devam ediyor denilebilir.

* * *

Evet, vesilenin ismine, cismine, şekline, mahiyetine değil, neticesine bakılır. Neticesi rızâ-yı İlâhi ise, onun aleyhinde bulunulmaz, bulunulmamalı.

Şu sebep ve hikmet dünyasında, acaba hiç vesilesiz-vâsıtasız bir hizmet düşünülebilir mi? Var mı böyle bir hizmet şekli? Yoktur, olamaz.

Bilinmeli ki, yapılan her hizmetin, şüphesiz bir sebebi, bir vesilesi vardır. Dolayısıyla, hizmete götüren bir vesileye, bir vasıtaya düşman olmak, bilerek-bilmeyerek asıl hizmete de düşmanlık hesabına geçer.

Hülâsa: Bir vesilenin, yahut bir vâsıtanın çalışanı, elemanı, okuyanı, taşıyanı, yansıtanı; gaye ve dâvânın ise, rütbesiz neferi, hademesi, talebesi, nihayet gönüllü efrâdı olunur, vesselâm.