Meryem Göka'dan New York Times'a sert eleştiri

Geçen ay New York Times’da Türkiye aleyhine çıkan bir yazıya AK Parti Kadın Kolları Dış İlişkiler Başkanı Meryem Göka'dan tepki geldi. Göka, Star gazetesinde kaleme aldığı bir yazıyla New York Times'ı eleştirdi.

New York Times gazetesinde Türkiye aleyhüne pek çok yazı ve haber görmek mümkün. Fakat bu defa konu “Türkiye’deki baskı Kürtler tarafından inşa edilen bir cinsiyet eşitliği ortamını tehdit ediyor” şeklinde ele alınınca ve "PKK'nın cinsiyet eşitliği sağladığı" iddia edilince cevap AK Parti Kadın Kolları'ndan geldi. 

AK Parti Kadın Kolları Dış İlişkiler Başkanı Meryem Göka, New York Times'a hayli sert ve alaycı bir dille cevap verdi. Star Açık Görüş köşesinde bugün yayınlanan yazısında Göka, "Bunun gibi popüler bir gazetenin PKK terör örgütünü kahramanlaştırması, şirin göstermeye çalışması ilk kez olmuyor. AB ve ABD’nin PKK’ya, bir suç örgütü olmasına ve ortaya koyduğu vahşete rağmen gerek sözlü, gerekse maddi olarak destek olduğunu zaten hepimiz biliyoruz" dedi.

Meryem Göka daha önce de Alman ZDF kanalında Türkiye'ye karşı yapılan manipülasyonlara canlı yayında cevap vermişti.

İŞTE MERYEM GÖKA'NIN O YAZISI

Aralık ayında New York Times’da “Türkiye’deki baskı Kürtler tarafından inşa edilen bir cinsiyet eşitliği ortamını tehdit ediyor” başlıklı bir makale kaleme alındı.

ABD’nin en popüler gazetelerinden birinde böyle küstah ve anlamsız bir makalenin yayınlanma amacı ne olabilir? (http://www.nytimes.com/2016/12/07/world/middleeast/turkey-kurds- womens-rights.html?_r=0)

Şaşkın mıyız, hayır tabii ki değiliz! Medya’nın insanların düşüncelerini nasıl manipüle ettiğinin bir örneği olmuş. Bunun gibi popüler bir gazetenin PKK terör örgütünü kahramanlaştırması, şirin göstermeye çalışması ilk kez olmuyor. AB ve ABD’nin PKK’ya, bir suç örgütü olmasına ve ortaya koyduğu vahşete rağmen gerek sözlü, gerekse maddi olarak destek olduğunu zaten hepimiz biliyoruz. Şu ana kadar, Belçika’daki Avrupa Konseyi binası önünde PKK propagandası yapmak için bir çadır kurmak, Avrupa Parlamentosu binasında PKK ve PYD liderleri ve üyelerinin fotoğraflarından oluşan bir sergi açmaktan tutun da birçok Avrupa başkentinde mitingler düzenlemeye kadar pek çok konuda Avrupa’dan destek aldıklarını gördük. Ayrıca, son terörle mücadele operasyonlarında PKK’nın el konan silahlarının bile çoğunlukla Batı tarafından üretildiği ortada.

Bu olaylar Türk halkının gerçekten gözünü açmış, dostunu düşmanını iyi tanıması için bir fırsat olmuştur. ABD ve AB, yalnızca Türk devletine ve vatandaşlarına yönelik terör saldırılarına göz yummakla kalmayıp, aynı zamanda PKK ve PYD’yi de açıkça destekliyor.

Bu terör örgütü ki;

l Son 40 yılda 40 bin masum insanın ölümüne neden olmuş,

l Yasa dışı uyuşturucu ağı vasıtasıyla gençleri zehirlemiş,

l İnsan ticaretine bulaşmış,

l Zorla çocukları örgüte dahil etmiş ve ayrılmak isteyenleri istismar etmiş.

Tüm bunlara rağmen, bakıyorsunuz en çok okunan ABD gazetelerinden biri, bu terör örgütünü öve öve bitiremiyor, PKK ya da PYD kadın teröristlerini “Kadın özgürlük savaşçıları” ve “Toplumsal cinsiyet eşitliğinin kahraman şampiyonları” olarak nitelendiriyor. Bu gerçekten çok fazla!

Zavallı bir girişim!

Erkeklerle eşit olarak nitelendirilen bu kadın teröristler, masum insanları öldürmekte ve erkek teröristlerin yaptığı gibi bu iğrenç suçları işlemektedir. Tabii ki intihar saldırılarının yarısından fazlasının bu kadın militanlar tarafından gerçekleştirildiğini söylemeye gerek yok. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin harika bir örneği!

Makalede deniyor ki: “HDP felsefesi, Öcalan’ın PKK’nın kuruluşundan bu yana, her alanda ve hatta savaş ortamında dahi kadınların erkeklerle eşit olduklarını savunan ideolojisinden ilham almıştır”.

Öcalan, yaklaşık 40 yıldır Türkiye’nin güneydoğusunu en az 40 bin can kaybına neden olan şiddet olayları ile karıştıran bu terörist çetenin lideridir. Milletvekilleri açık bir şekilde PKK’yı desteklediğini, sırtını örgüte dayadığını belirten HDP, Türkiye’de siyasi sistemin önemli bir parçası haline gelmesine rağmen, Kürt kardeşlerimizin demokratikleşmesi adına bir amaca hizmet etmiyor.

Öte yandan, hepimiz PKK’dan kaçan kadın teröristlerin itiraflarını biliyoruz. Hatta PKK’dan kaçan kadın militanlardan biri “Özgürlüğe Kaçış” adlı bir kitap yazdı. Kitapta anlatılan korkunç hikayeler, acımasız tecavüz vakalarından tutun da, gruptan kaçmak isteyen genç kadınların infazına kadar uzanır. Bu nedenle PKK’nın örgüt içindeki kadınlar için özgürlük ve güç sağladığını ileri süren tüm argümanlar tamamen saçmalıktan ibarettir. Algı operasyonlarıyla cani bir terör örgütünü masum gösterme çabalarından sonra, bu sefer de toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın üzerinden PKK’yı şirin gösterme çabaları gerçekten çok zavallı bir girişimdi.

Ne ironi! Bu ne küstahlık!

19 Temmuz’da The New York Times World’ün ileri sürdüğü gibi koyun değil bu millet! Ülkemin kadınlarına büyük acılar yaşatan bu kanlı terör örgütünün kadın militanlarının “özgürlük vizyonunu” (vision of freedom) dünya kamuoyuna servis etmeleri yeni değil.

Sessiz devrim

31 Temmuz 2015’te Middle East Eye’da “PKK’nın savaşan kadın gerillaları” başlıklı bir röportaj yayınlanmıştı. 20 Ağustos 2015’te BBC News’ta halay çeken, makyaj yapan kadın militanlarla röportaj yapılarak yine kadın imgesi üzerinden PKK’ya bir imaj çalışması yapılmıştı. Bu ve buna benzer yazılarla, ”kadınlara özgürlük ve eşitlik sağlamayan Türk toplumundan dağlara kaçmak zorunda kalan çaresiz kadınlar ” mesajı verilerek terör propagandası yapılıyor. “Bu sistemde kadınlar sadece ev işlerine bakmak ve çocuk büyütmek için eve hapsediliyor” deniliyor ve “bedenimize bile hükmediliyor” ifadesiyle üç çocuk tavsiyesine atıf yapılarak, kadına yönelik sözde ‘baskılar’ üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘diktatör’ ve ‘otokrat’ olarak göstermeyi de ihmal etmiyorlar.

Bu seferki yazıda da benzer bir algı işleniyor. Aslında NYT’ın bu hadsiz ve yanlı yazısına tepki vermeye bile değmez ama herkesin gerçek hikayeyi bilmesi gerektiğine inanıyorum.

Türkiye son 10 yılda ve hatta daha uzun bir zamandır kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda kesinlikle olumsuz bir eleştiriyi hak etmeyen, çok güçlü ve demokratik bir ülkedir. Kadın ve cinsiyet eşitliği konularında yasadışı bir terör örgütünün şirin gösterilmesi kabul edilemez. Türkiye’ye karşı bu türden karalama kampanyaları yerine Türkiye’yi jeo-stratejik açıdan önemli bir ortak olarak görmek ve ‘Yeni Türkiye’nin bölgede önemli bir rolü olduğunu kabul etmek çok daha akılcı bir yaklaşım olacaktır. Türkiye, son 15 yılda demokratikleşti ve siyasette kadınların kimliğini güçlü oyunculara dönüştüren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cesur adımları sayesinde “sessiz bir devrim” geçirdi.

AK Parti hükümetinde kadınların seslerini dünyaya duyurmaları sağlandı ve kadınlar Türk siyasetinde belirleyici bir faktör haline geldi.

Ve biz, bu ve bunun gibi çeşitli oyun, tuzak ve algılarla yapılmak istenenin, gösterilmek istenen resmin farkındayız.

Ve biz, doğru bildiğimiz yolda, milli mücadele yolunda emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz, edeceğiz.