Mehmet Metiner, Necati Doğru'ya aynı dilden cevap verdi...

Sözcü yazarı Cumhurbaşkanı Erdoğan için "Kravatlı Firavun" dedi... Star yazarı hem o yazara hem gazetesine "Müpteselliğin Sözcüleri" karşılığı verdi...

Sözcü gazetesi yazarı Necati Doğru dün Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ağır hakaretler içeren bir yazı yazdı ve aynı yazının içinde "ülkede basın özgürlüğü olmadığını iddia etti..

Buna cevap Star gazetesi yazarı ve AK Parti milletvekili Mehmet Metiner'den geldi...

Sözcü gazetesinin "müptezelliğin sözcüsü" durumuna geldiğini belirten Metiner,  Necati Doğru'yu da "Eski itibarlı gücünü yitirdiği için Erdoğan düşmanlığı üzerinden kendine rant devşirmeye çalışan müptezel" olarak niteledi..

Necati Doğru'nun "halkın yüzde elli ikisinin hür ve helal oylarıyla seçilmişErdoğan için 'Kravatlı Firavun' benzetmesi yaptığını" belirten Mehmet Metiner, "Firavun zihniyetlilerin, Firavun benzetmesine gülerek geçeriz elbet." dedi...

İşte Mehmet Metiner'in o yazısı:

SİZ Kİ MÜPTEZELLİĞİN SÖZCÜLERİ: ANLAYAMAZSINIZ!..

Erdoğan düşmanlığıyla maruf bir müptezel yazar, Sözcü gazetesindeki köşesinde haddini aşan suçlamalarda bulunmuş.

Tahkir ve tezyifi meslek edinmiş bu türden yazarlar bir de memlekette “demokrasi” olmadığını söylerler.

“Diktatör” ve “tek adam” diye başlayıp, “medya özgürlüğü” yok diye devam eden o beylik lafların arkasından sıraladıkları hakaretlerin artık bini bir para.

Bu müptezel yazarların “demokrasi”den de, “ifade özgürlüğü”nden de anladığı tek şey var: Ağız dolusu küfür ve hakaret edebilme özgürlüğü!

Küfürlerinden ve hakaretlerinden dolayı hukuk yakalarına yapıştığında ise başlarlar yalan sözlere sarılmaya.

Dahası, kendi ülkelerini dışarıdaki malum çevrelere gammazlamaya.

“Demokrasi yok” diyerek…

Kendilerine aynı sözlerle cevap verildiğinde de mahkemeye koşarlar.

Başkalarının da tıpkı kendileri gibi ifade özgürlüğü olabileceğine inanmazlar.

Bir tek kendilerininki ifade özgürlüğü…

Küfür ve hakaretleri boca ederken ifade özgürlüğünün arkasına sığınan bu müptezel yazarlar, kendilerine yönelik aynı üslupla cevap verildiğinde soluğu mahkemede alırlar hemen.

Adamlarda çelişki diz boyu…

Hadsizliğin ve edepsizliğin de sınırı yok…

Sahiden tahammül sınırlarını zorluyorlar…

***

Sözcü’nün bu tür yanlışlıkta dip yapmış yazarı, halkın yüzde elli ikisinin hür ve helal oylarıyla seçilmiş siyasi hareketimizin lideri Erdoğan için “Kravatlı Firavun” benzetmesinde bulunmuş…

Firavun zihniyetlilerin, Firavun benzetmesine gülerek geçeriz elbet.

Bu ülkede, milleti boyunduruk altına alan Firavun zihniyeti tarihe uğurlayan bir lidere “Firavun” benzetmesinde bulunan o müptezel yazarın belli ki başka acıları da var.

Eski itibarlı gücünü yitirdiği için Erdoğan düşmanlığı üzerinden kendine rant devşirmeye çalışan bu müptezel yazar;  Erdoğan’ı, kendi hocası Erbakan’ı arkadan vurmakla, kendine biat etmeyenleri tek tek silmekle suçluyor.

“Güç zehirlenmesi” iddiası, artık bayat bir retorik olarak duruyor karşımızda.

“Devrilecek” temennisine gelince, buna da millet karar verecek…

Demokratik yollarla işbaşına gelen 

Cumhurbaşkanını millet istemezse elbette gönderir.

Lakin, millete rağmen ve demokratik olmayan yöntemlerle milletin adamını göndermeye hiç kimsenin gücünün yetmeyeceğini de o müptezel yazar aklına iyice koysun artık.

15 Temmuz’dan keşke ders alabilseydi…

O “diktatör” diye suçladığı yiğit adam için milyonların kefenlerini giyerek sokağa döküldüklerini belli ki üzüntüyle izlemiş.

Bu gönülden sevgi ve bağlılığın tarifini de, karşılığını da o müptezel yazar anlamaz.

***

Bak ey müptezel yazar! Erdoğan, Erbakan hocamızı arkadan vurmadı.

Erdoğan hiç kimseyi arkadan vurmayacak kadar yiğit bir adamdır.

Sevgisinde de, öfkesinde de, yandaşlığında da, karşıtlığında da mert bir adamdır.

Biz, o süreçlerin içinden gelen insanlarız.

Erbakan’la yeni bir siyaset anlayışı temelinde yolunu ayıran Erdoğan, asla Erbakan’ın misyonunu inkâr etmedi.

Ve hâlâ Erbakan’ı kendi davasının, yeniden büyük Türkiye davasının önemli liderlerinden biri olarak görür.

Siyaset yaptığı partide, farklı bir anlayışla parti yönetimine sahip olmak niye yanlış olsun?

Erbakan ve bazı arkadaşlarından farklı düşünüp parti yönetimine talip olmayı demokrasinin bir gereği olarak sayacağına, kalkıp bunu “arkadan vurmak” veya “ihanet etmek” biçiminde yorumlayan bu müptezel yazarın demokrasi anlayışında sorun var besbelli.

Fazilet Partisi kapandıktan sonra Erdoğan’ın kendi partisini kurmasından daha doğal ne olabilir?

Fazilet Partisi’ni kapatan dönemin Firavunlarıyla aynı zihniyeti paylaşan o müptezel yazarın bugün Erbakan üzerinden Erdoğan’ı vurmaya kalkışması tam da kendisine yakışan bir tutumdur.

Erdoğan’ın kendisine biat etmeyenleri temizlediği iddiası, kocaman bir yalandan ibarettir.

Kastettiği, o kendisi gibi Erdoğan’a düşmanlık eden eski artıklarımız ise bundan hepimiz büyük bir memnuniyet duyuyoruz.

Yok, terör örgütlerinin ağzıyla bu ülkeye düşmanlık edenler ise ondan da milletimiz büyük bir memnuniyet duyuyor, biline…