Medya mahallesinin kötü sokak çocukları

Emin Çölaşan'ın Türkiye medyasına getirdiği çok kötü bir gazetecilik ahlâkı var… Yazarlığı entelektüel birikimlerin okurlarla paylaşıldığı köşeler olmaktan çıkardı.

Emin Çölaşan'ın Türkiye medyasına getirdiği çok kötü bir gazetecilik ahlâkı var 

Yazarlığı entelektüel birikimlerin okurlarla paylaşıldığı köşeler olmaktan çıkardı. 

Kişisel kin ve nefretin, tetikçiliğin, müfteriliğin “kutsandığı” bir küfür, hakaret, aşağılama ve iftira mecrasına çevirdi. 

* 

Çölaşan gazetecilik ahlâkına göre; sizin gibi düşünmeyen, sizin gibi inanmayan, sizin gibi yaşamayan birisini sürekli kötülemek, aşağılamak, onu itibarsızlaştırmak kuraldır. 

Çünkü… 

Çölaşan ahlâkında sizin gibi düşünmeyen, sizin gibi inanmayan, sizin gibi yaşamayan birisi her ne yaparsa yapsın mutlaka yanlış”tır  

* 

Zannetmeyin ki Çölaşan ahlâkı sadece muhalif gazetelerde… 

Keşke o kadar olsa… 

İktidar gazetelerinde de çok sayıda Emin Çölaşan mukallidi var… 

Onlar da kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi inanmayan, kendileri gibi yaşamayan birisini (İsterse hükümete destek olsun.) köpeğin işte orasına sokup çıkarıyorlar… 

* 

Bunlar medya mahallesinin kötü sokak çocukları… 

Ama bir de medya mahallesinin demokrat, özgürlükçü, hukukun üstünlüğü ilkesinden asla vazgeçmeyen iyi çocukları var… 

* 

Meselâ Nagehan Alçı bunlardan biri… 

Siyasi düşünceleri ve konumu belli… 

Ama… 

En çok eleştirdiği kişi ve kurumlar için bile eğer hakları yenmişse karşı durabiliyor… 

Bir saat önce haddini bildirdiği birisi yargı karşısında haksızlığa uğramışsa hakkını teslim ediyor… 

* 

Ve Ersoy Dede meselâ… 

Birisinin yaptığı yanlışları (Genel yanlış.) hiç çekinmeden, karşı tarafın ya da sevenlerinin üzüleceklerini düşünmeden yazıyor söylüyor… 

Ama… 

Aynı kişi ya da kurum haksızlığa uğramışsa da hakkını veriyor… 

Haksız saldırılara karşı o kişiye kalkan olabiliyor… 

* 

İnşallah biz de bir gün, haddini bilmeyen birine haddini bildirirken aynı kişi haksızlığa uğramışsa hakkını teslim eden yazarların etkin ve çoğunlukta olduğu bir medyaya sahip oluruz… 

* 

Böyle hayal bir medya mahallesinin oluşması kolay mı?.. 

Tabii ki değil… 

Aksine çok zor… 

Ama… 

Asıl değerli olan da zoru başarmak değil mi?..