"İmamoğlu, afiş için kaynakları kullanırsa yol olur"

Gazeteci Hadi Özışık, İBB başkanı Ekrem İmamoğlu'nun "Ya Kanal Ya İstanbul afişlerinin toplatılmasına ilişkin "İmamoğlu'nun tavrı belli. Afiş için kaynakları kullanırsa, terörle mücadele ederken başka belediyeler de bunu kullanmaya çalışır. Bu yolu da Ekrem bey açmış olur" sözleriyle değerlendirmeler bulundu.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Fatih Altaylı’nın Habertürk’te yayınlanan Teke Tek programına telefonla bağlanarak Ekrem İmamoğlu hakkında başlatılan Kanal İstanbul incelemesiyle ilgili açıklama yaptı. Altaylı, Soylu'nun "Kanunlar var, kurallar var. Kanunlarımızda idarenin bütünlüğü ilkesi var. Devlet proje ile çıkmış…” sözleri üzerine “Hükümetin getirdiği bir proje ‘devlet projesi’ mi demektir? Kanal İstanbul niye devlet projesi? Devlet projesi ne manaya geliyor?” diye sordu. Soylu, ''Sadece düşünce değil bunlarla ilgili eyleme de geçildi. Karar verici mekanizma kararını verir, devlet yatırımına döner. Buradaki karar verilmiş." yanıtını verdi. 

KÜBRA PAR'IN PROGRAMINDA SOYLU'NUN AÇIKLAMALARI KONUŞULDU

Programın hemen ardından aynı kanalda yayınlanan Kübra Par moderatörlüğündeki Açık ve Net programında Soylu'nun açıklamaları değerlendirildi. Programın konuklarından biri olan gazetesi Hadi Özışık, şu anda İmamoğlu'na yönelik yapılan incelemede "kamu kaynaklarının kullanılması" konusu ele alınsa da Kanal İstanbul karşıtı "Ya Kanal Ya İstanbul" afişlerinin toplatıldığı ilk dönemi hatırlatarak, o dönemde Bakan Soylu ile konuştuğunu söyledi. Özışık, devletin konuyla ilgili hassasiyetini "İmamoğlu'nun tavrı belli. Afiş için kaynakları kullanırsa, terörle mücadele ederken başka belediyeler de bunu kullanmaya çalışır. Bu yolu da Ekrem bey açmış olur" sözleriyle değerlendirdi:

"Kanal İstanbul devlet yatırımıdır. Hükümetler yapar, projeyi tamamlar. O devlet yatırımı haline gelir. Kanal İstanbul ile ilgili Sayın İmamoğlu'nun tavrı zaten ilk günden beri belli. Buradaki hassasiyet şu: Kamu kaynakları tamam, harcamaları iktidara muhalefet için kullanamazsın. Bunlar tartışılır konuşulur.

Fakat İçişleri Bakanlığı nezdinde devletin şöyle bir endişesi var. Bugün İstanbul'da böyle bir karşı çıkışi yarın başka belediyelerde, başka paritlere ait belediyelerde.... Atıyorum Diyarbakır Belediyesi de kalkıp başka bir şey asar oraya. Deprem konuşuyorsunuz. Türkiye'de farklı bir şey gündemdeyken bri sabah kalktık baktık ki İstanbul'un her tarafı "Ya Kanal ya İstanbul" pankartlarıyla donatılmış. İçişleri Bakanı'nın talimatıyla o bilboardların tamamı toplandı. "Kamu kaynaklarını harcıyorsunuz" o dönemde gündeme getirilmedi. Ben kendisiyle de konuşmuştum. Hassasiyetin sebebi şuydu: "Doğu ve Güneydoğu'da terörle mücadele ediyoruz. Yarın öbür gün bu tarz şeyler olduğunda bu bir yol olur. Ekrem Bey bunun yolunu açmaya çalıştığı için biz engelledik."

Bugün bir incelemeden bahsediyoruz. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği, 09.11.2020 tarihinde bu tebligatı yapmış Büyükşehir Başkanlığı'na. Burada bölücülük yapıyor vs gibi bir ifade yok. Burada kamu kaynaklarıyla muhalefet yapılması üzerinde durulmuş ve sayın Ekrem İmamoğlu'nun bu konuda görüşleri alınmak istenmiş. Müfettiş yazılı savunma istemiş."

"BU ENDİŞE ANLAŞILIR"

Programın bir diğer konuğu olan Hilmi Daşdemir de Ödışık'ın değindiği noktaya vurgu yaparak "Devletin, terör nedeniyle belediyelerin kaynaklarını kullanmasıyla ilgili endişesi anlaşılabilir" dedi:

"HDP'li belediyelerin yaptıkları icraatlara bakıldığında dağdaki teröristlere lojistik hizmet sağlayan bir aygıta dönüşmüşlerdi. Bu şekilde bakıldığında bu anlaşılabilir bir endişe. 

Ama diyorsak ki 'belediyeler siyasi partilere kaynak aktarıyor.' Bunu yapmayan bir parti var mıymış? Ahat beye (İYİ Parti İstanbul milletveliki Prof. Fr. Ahat Andican) sormak lazım. İyi Partililer yapmıyor mu, sormak lazım. Onlar da diğerleri de yapıyor... Bu durumda bu sınırlar nerede başlıyor, nerede bitiyor. Bunlar göz önünde bulundurulmalı. Diğer taraftan belediyeleirn kaynaklarını nasıl kullandıkları. Kent için harcnaması gereken bütçeler hangi yatırımla ne şekilde kullanılıyor değerlendirilmeli. Bazı yatırımlarda milyonlarca lira para harcanıyor. Bir süre sonra etkin olarak hizmete dönüşemiyor."

NELER YAŞANDI?


İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in katıldığı bir televizyon kanalında Kanal İstanbul Projesi’ne karşı çıktığı için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma açıldığı, kendisinin bölücülükle suçlandığı şeklinde beyanlarının olduğu, bazı basın yayın organlarında da benzer değerlendirmelerde bulunulduğunun anlaşılması üzerine kamuoyunu bilgilendirmek için yazılı bir açıklama yayımladı.

İŞTE O AÇIKLAMA

İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’in 16 Kasım 2020 tarihinde katıldığı bir televizyon kanalında Kanal İstanbul Projesi'ne karşı çıktığı için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında soruşturma açıldığı, kendisinin bölücülükle suçlandığı şeklinde beyanlarının olduğu, bazı basın yayın organlarında da benzer değerlendirmelerde bulunulduğunun anlaşılması üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek görülmüştür.

MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRİLDİ

Devlet Projesi olarak uygulamaya konulan Kanal İstanbul Projesi aleyhine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal kimliği kullanılarak afişler bastırılması ve şehrin değişik yerlerine astırılması üzerine 17.08.2020 tarihli onay ile konunun araştırılması, gerekiyorsa sorumlular hakkında ön inceleme yapılması amacıyla Mülkiye Müfettişi görevlendirilmiştir. Onaya tabi konular incelendiğinde; Belediyelerin, Anayasa’da ifadesini bulan "İdarenin Bütünlüğü İlkesi" çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ve bu çerçevede idari vesayet denetimine tabi oldukları, Belediye Kanunu gereğince Belediye başkanının görevleri arasında bulunan "Beldenin ve Belediyenin Hak ve Menfaatlerini Koruma" görevinin belediyeye verilen görevlerle sınırlı olduğu, "Ya Kanal Ya İstanbul" şeklinde bir afişle uluslararası hukuk boyutu bulunan, siyasi alana taalluk eden ve "Devletin Egemenlik Yetkisi"ne ilişkin bulunan bir konuya kamu kaynağı kullanılarak karşı çıkmanın idarenin bütünlüğü ilkesine ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek sorumlular hakkında araştırma, gerek görülmesi halinde ön inceleme yapılması hususlarının yer aldığı görülmektedir.

HİÇBİR YERİNDE BÖLÜCÜLÜK SUÇLAMASI YOK

Onayın hiçbir yerinde Kanal İstanbul Projesi'ne, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın kişisel olarak karşı çıkması sorgulanmamış, kurumsal olarak ve kamu kaynağı kullanılarak bu afişlerin bastırılmış olması araştırma/ön incelemeye dahil edilmiştir. İddia edildiği gibi onayın hiçbir yerinde bölücülük suçlaması da bulunmamaktadır.

YAZILI İFADESİ İSTENDİ

Bütün soruşturmalarda olduğu gibi, 17.08.2020 tarihli onaya dayalı araştırma/ön incelemede de Mülkiye Müfettişimiz tarafından 09.11.2020 tarihli yazı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’ndan ifade talebinde bulunulmuş, talep yazısında onayda yer alan konular tekrarlanarak, kendisinden (7) gün içinde yazılı ifadesini vermesi istenmiştir. İfade talep yazısında Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Kanal İstanbul Projesi'ne kişisel olarak karşı çıkması sorgulanmadığı gibi bölücülük suçlaması da bulunmamaktadır.

SÜLEYMAN SOYLU'DAN AÇIKLAMA

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Fatih Altaylı’nın Habertürk’te yayınlanan Teke Tek programına telefonla bağlanarak İBB'nin Kanal İstanbul aleyhine bastırdığı afişlerle ilgili başlatılan inceleme hakkında açıklama yaptı:

“Bugün sabah, İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Akşener, bir televizyon programında söylemiş. Ben dinlemedim ama arkadaşlarım ilettiler. İşte Ya Kanal Ya İstanbul konusunda bölücülük diye kendisine ait böyle bir soruşturma açıldığı... Şimdi Siyasal stratejisitler, siyasal yorumcular farklı düşünebilirler. Şöyle mi olsaydı, böyle mi olsaydı. Bu siyaset alanında olur. Bu bir tercihtir çünkü… Ama biz devlet idare ediyoruz. Kurallarla idare ediyoruz. Bizim şöyle bir hakkımız yok; görmeme, savurma, sinme böyle bir hakka sahip değiliz. Kanunlar var, kurallar var. Kanunlarımızda idarenin bütünlüğü ilkesi var. Devlet proje ile çıkmış…”

Altaylı’nın “Hükümetin getirdiği bir proje ‘devlet projesi’ mi demektir? Kanal İstanbul niye devlet projesi? Devlet projesi ne manaya geliyor?” sorusu üzerine Soylu şunları kaydetti: ''Sadece düşünce değil bunlarla ilgili eyleme de geçildi. Karar verici mekanizma kararını verir, devlet yatırımına döner. Buradaki karar verilmiş.'' Altaylı bunun üzerine “Kamu yönetimi ile devlet yönetimi arasındaki farklı şeyler mi?” diye sordu. Soylu şöyle devam etti: ''Onu da anlatırım ama uzun tutmamak için… Buradaki mesele şu; elbette bir belediye başkanı kendi bulunduğu bir alanla ilgili, bu projeyi beğenmiyorsa bununla ilgili değerlendirmelerini ve eleştirilerini ortaya koyabilir. Ancak belediyenin kendi imkanlarını kullanarak, belki çizgi çekilmesi gereken alan burası. Buna kaynak ayıramaz. Bu benim kuralım değil. Biz demokratik bir ülkede yaşıyoruz. TBMM’den birçok kanun çıkıyor. Kamu kaynakları, siyasi tartışmaların ana konusu haline gelir ki bu bir tehlikedir. Benim yasama gücüm yok. Dersiniz ki; bütün belediyeler, başka kamu kaynaklı kuruluşlar bunlar ilgili devlet de yapabilir tersini. Bir belediyenin projesini billboardlara pankartlara... Bu devlet olmaktan çıkar, idarenin bütünlüğü olmaktan çıkar. Burada yapılan araştırma ve incelemedir, olay nedir diye. Soruşturma safhası yine bana gelecek, benden çıkacaktır. Ben oradaki arkadaşlarım kadar rahat değilim.''

Altaylı’nın “Eğer Ekrem İmamoğlu, bu kaynakları, “Kanal İstanbul mutlaka yapılmalı, Kanal İstanbul’u alkışlıyoruz, helal olsun” diye harcasaydı yine suçlama yöneltecek miydiniz?” sorusuna ise Soylu, “Aynen yöneltilirdi” yanıtını verdi.