Hrant Dink cinayeti davasında karar çıktı

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesine ilişkin, Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 76 sanığın yargılandığı davada karar çıktı.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi kapsamında yeniden görülen ve kamu görevlilerinin yargılandığı davada karar 131'inci duruşmada çıktı. Savcılığın ‘anayasayı ihlal’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istediği sanık gazeteci Ercan Gün'e silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 10 yıl hapis cezası verildi. Dönemin İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü'nde görevli Astsubay Bekir Yokuş için kasten öldürmeye yardım suçundan 10 yıl hapis cezası verildi. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve Sabri Uzunoğlu için suçlamalar zamanaşımı nedeniyle düşerken, Ecevit Emir ve Emre Cingöz için de beraat kararı verildi.

Davada Gülen'in de aralarında bulunduğu 13 sanığın dosyası ayrıldı.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşma salonunda, tutuksuz yargılanan dönemin Trabzon Jandarma Komutanı Ali Öz, eski emniyet müdürleri Reşat Altay, Celalettin Cerrah'in aralarında bulunduğu çok sayıda sanık katıldı. Tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi ile duruşmaya katıldı.

Mütalaada 11 sanığa beraat, 51 sanığa ceza istenmişti
Duruşma savcısı 14 Aralık 2020 tarihinde verdiği 68 sayfalık mütalaasında, toplam 11 sanığın beraatini, bir sanığın dava dosyanın düşmesini talep etmişti. Mütalaada, aralarında FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, Ekrem Dumanlı, Adem Yavuz Arslan'ın da bulunduğu 13 firari sanığın dosyasının ayrılmasını ve 51 sanığın ise değişik oranlarda cezalandırılmasını talep edilmişti.


Sanıklar mahkemede ne dedi?
10.23’te başlayan duruşmada hakim Akın Gürlek yargılanan sanıklara son sözlerini sordu. Ali Fuat Yılmazer, “Benim açımdan bu mahkeme son söz söylenecek raddeye gelmemiştir. Mahkemenizin bağımsız ve adil olduğuna inanmıyorum” dedi.

Ercan Gün, cinayetin perde arkasını aralamaya çalıştığını söyleyerek, “Bu haberi yapmasaydım beş yıl tutuklu kalır mıydım? Nasıl Hrant Dink o yazı dizisini yaptığı için pişman değilse ben de değilim. Ben de Hrant Dink gibi bedel ödedim. Galileonun dediği gibi dünya yine de dönüyor. Gazetecilik suç değil” diye konuştu.

Ramazan Akyürek “2015 Şubat’ında tutuklandım ve Silivri’ye getirildim. 38 yıllık meslek hayatımda son buldu. Hayatım boyunca terörle mücadelede görev aldım. Ailece terörün ne demek olduğunu biliyoruz, geçmişte terör örgütlerinin hedefi oldum. Bu nedenle cinayeti nefretle kınıyorum. Bu davayla kasten ya da ihmali nedeniyle yargılananlar çok net açıklanmıştır. Görevini yapmayan kamu görevlileri anlaşılmıştır. Masumiyetimi her insanın anlayacağı şekilde açık olmasına rağmen tutuklu yargılanmam çok yanlıştır. Ben görevimi yaptım” dedi.

Okan Şimşek “İddianamede belirtilen suçların hepsi yalandır. Mütalaada savcı lehimize olan delilleri değerlendirmemiştir. Hiçbir terör örgütüyle bağlantımız yoktur. Benim anayasal düzeni bozmakla ilgili hiçbir tasarrufum yoktur. Beraatımı istiyorum” ifadelerini kullandı.

Muharrem Demirkale, “Savcısı, polisi bana çok haksızlık etti. Yargısız infaz etti. Çok şükür masumun. Son sözümü sonra söyleyeceğim” diye konuştu.

Hamza Celepoğlu, üye hakime geçmiş olsun dileğiyle başladı “Talebim ve temennim hakkımdaki bu kumpas davasını beraatle sonuçlandırmanızdır. Adalet terazisinin ayarını bozmayınız. Sebep olanlarla hesaplaşmanın kısmet olmasını diliyorum” sözlerini kaydetti.

Mehmet Uçar, “Hrant Dink’in öldürüleceği bilgisine çalıştığım süre boyunca C Büroda şahit olmadım. Beraatımı istemiyorum” dedi.

Yavuz Karakaya, “Hrant Dink’in ölümüyle ilgisi olmayan bir kamu personeliyim. Darbeci olduğum iddiası üzerine hukuk ilkeleri yok sayılarak, iftirayla kirletildim. Adaletin er geç telakki edeceğine inanıyorum” ifadelerini kaydetti.

Muhittin Zenit, “Hrant Dink’in öldürüleceğini haber veren istihbaratçıyım. Trabzon’dan tayin edildiğim halde Cinayetin çözülmesine de yardımcı oldum. Neden yargılandığımı anlamış değilim. Beraatımı istiyorum” derken; Veysel Şahin de, “Trabzon İstihbarat Şubede görev yapıyordum. Cinayetiyle ilgili yaşadıklarını adli makamlara kendi isteğiyle anlatan ilk kişiyim. Biz bu cinayet bilgisini cinayet sonrasında değil haberi ilk aldığımız anda amirlerimize bildirdik. Uzman çavuş olarak yapabileceğim her şeyi yaptım. Ben üstlerime bildirmekten başka bir şey yapamam. İddia makamının hakkımda gerçek olmayan suçlamalarından beraat talep ediyorum” diye konuştu.

Celalettin Cerrah ise “Bu dava ilk açıldığı zaman valiydim. Valiliğim göz önüne alınmadan yargılandım. Yargıtay’da yargılanmalıydım. Ben görevimi laikiyle yaptım. 47 yıl bu devlete hizmet ettim. Beraatımı talep ediyorum” dedi.

Ceza istemleri şöyleydi
Mütalaada, tutuklu sanık dönemin İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü Sanık Ali Fuat Yılmazer'in FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün amaçları doğrultusunda önceden öldürüleceğini bildiği Hrant Dink'in hayatını korumak için görevini yerine getirmediği belirtilerek "Tasarlayarak kasten öldürmeye iştirak", "FETÖ terör örgütü yöneticiliği", "Görevi kötüye kullanmak" ve "Resmi belgede sahtecilik" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve toplam 18 yıl 3 aydan 31 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti. Tutuklu sanık dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'in "Tasarlayarak kasten öldürmeye iştirak", "FETÖ terör örgütü yöneticiliği", "Resmi belgede sahtecilik", "Resmi belgenin yok edilmesi ve gizlenmesi" ve "Görevi kötüye kullanma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 21 yıl 6 aydan 40 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Eski yüzbaşı tutuklu sanık Muharrem Demirkale ve MİT tırlarının durdurulması davasında hapis cezasına çarptırılan eski Adana Jandarma Bölge Komutanı sanık Hamza Celepoğlu hakkında ise "Anayasayı ihlal" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet , "Kasten öldürme" suçundan da ayrı ayrı müebbet ve "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti. Dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz hakkında da "Anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, "Kasten öldürme" suçundan müebbet, "Resmi belgede sahtecilik", "Görevi kötüye kullanmak", "Örgüte üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım" suçlarından da 5 yıl 10 aydan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti. Mütalaada, tutuklu sanık Ercan Gün hakkında "Anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti. Cinayetten önce dönemin Trabzon İstihbarat Daire Başkanı olan Eskişehir İl Emniyet Müdürü Engin Dinç, İstanbul eski İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında "Görevi kötüye kullanmak" suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapis istenmişti. Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü sanık Reşat Altay'ın "Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapsi, "Resmi belgeyi bozmak, yok etmek, gizlemek" suçundan 3 yıldan 7 yıl 6 aya kadar, "Görevi kötüye kullanma" suçundan da 6 aydan 2 yıla olmak üzere toplam 23 yıl aydan 35 yıl 6 aya kadar hapsi istenerek Altay'ın hükümle birlikte tutuklanması da talep edilmişti. Dönemin İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un "görevi kötüye kullanma" suçundan 3 aydan 1 yıla kadar hapsi istenmişti.

Hrant'ın arkadaşları duruşma öncesine açıklama yaptı
Hrant Dink cinayetinde dava öncesinde Hrant'ın Arkadaşları İnsiyatifi İstanbul Adalet Sarayı önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı yapan insiyatif üyelerinden Bülent Aydın, "Hukuk mücadeleleri sonucu kamuoyunun bu cinayetin aydınlanması yönündeki talebinin baskısıyla süreç içerisinde gelişti ve bugünlere gelindi. Evet önemli bir davadır. Türkiye tarihinde ilk defa bir siyasi cinayet davasında bu kadar resmi kişi yargılandı. En son mütalaada da bunların önemli bir kısmı hakkında önemli cezalar istendi. Belki bu cinayet  tam olarak aydınlatılabilseydi bu ülkede daha öncede yaşanmış başka siyasi cinayetlerde de benzer süreçlerde işleyen mekanizma ortaya çıkmış olabilirdi. Bugün bu noktada değiliz dolayısıyla bir kez daha biz bitti demeden bu dava bitmez diyerek karar duruşmasına giriyoruz" şeklinde sonlandırdı.