Haşmet Babaoğlu'ndan Sözcü yazarına çok ağır yazı...

Sabah yazarı Haşmet Babaoğlu, Sözcü gazetesi yazarını "Doğru haber yerine seksi haber anlayışının medyada yerleşmesinde büyük payı sahibi adam..." ilan etti...

Sabah gazetesi yazarı Haşmet Babaoğlu, 30 yıldan fazla genel yayın yönetmenliği yapan Sözcü gazetesi yazarına fena yüklendi...

Haşmet Babaoğlu, "Neymiş, Hollanda bir caddesine Atatürk'e adını vermiş ama Erdoğan'ın Dışişleri Bakanı'nı almamış..." yazısı üzerine Sözcü yazarı Rahmi Turan'ın geçmişiyle ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı...

Tabii ki Haşmet Babaoğlu isim vermedi ancak yazıyı okuyanlar kimi kastettiğini anlamakta zorlanmadı...

Rahmi Turan'ın yayı yönetmenliği yaptığı her dönemde "okurun en alçak seviyedeki duygularını gıdıklamış ve bunda da başarılı olmuş..." bir isil olduğunu ifade eden Haşmet Babaoğlu, Rahmi Turan tipi gözeteciliği şöyle özetledi:

"Doğru haber yerine seksi haber anlayışının medyada yerleşmesinde büyük payı sahibi bir adam..."

Haşmet Babaoğlu, Rahmi Turan için ayrıca şu tespiti de yaptı: "Ve yayın yönetmenliği boyunca bütün darbeleri manşetten davet etmiş, her darbeciye koltuk çıkmış, resmi bürokrasiyi alkışlamaktan elleri patlamıştır."

İşte Haşmet Babaoğlu'nun o yazısı:

ÇOK MİLLİ, ÇOK ATATÜRKÇÜLER... HOLLANDA SAĞ OLSUN!..

1969 yılından iki binlere kadar çeşitli gazetelerde genel yayın yönetmenliği yapmış...
Her seferinde okurun en alçak seviyedeki duygularını gıdıklamış ve bunda da başarılı olmuş...
"Doğru haber" yerine "seksi haber" anlayışının medyada yerleşmesinde büyük payı sahibi bir adam...
Tabii kendi köşesinde "ahlak, erdem, örf" nutukları atmayı asla ihmal etmemiştir.
Sorarsan...
Kimse ondan daha milliyetçi olamaz.
Sorarsan...
Atatürkçülüğünü tartışanın alnını karışlar.
Ve yayın yönetmenliği boyunca bütün darbeleri manşetten davet etmiş, her darbeciye koltuk çıkmış, resmi bürokrasiyi alkışlamaktan elleri patlamıştır.

***

Eh, Anadolu'nun küçücük bir şehrinde doğup İstanbul sermaye baronlarının eline düşen kimi çocuklar gibi onun da gözleri Avrupa'nın pisliğinde bile boncuk aramaya ayarlanmıştır.
Geçen baktım...
Atatürk'ü överken bugünkü Türkiye'yi de yermek istemiş.
Bunu da Hollanda üzerinden yapmış.
Neymiş, Hollanda bir caddesine Atatürk'e adını vermiş ama Erdoğan'ın Dışişleri Bakanı'nı almamış...
Liderlik farkıymış!
Mustafa Kemal'in ruhu bu referansa, bu aşağılık kritere bakıp da muazzep olmuştur, hiç şüphem yok! Ama adamın umurunda mı?
O bunu fıkra gibi yazıp kendi okurları da "keh keh" gülsünler istemiş.

***

Zaten sermaye oligarşisinden ve eski bürokrasiden beslenmeli sahte Atatürkçülerin kara cehaletine aşinayız.
Peki bu zata Hollanda'daki cadde ve park adlarının övünme kriteri olamayacağını; hemen hepsinin ırkçı ve zalim sömürgeci kahramanların(!) adlarıyla donatıldığını anlatsak şimdi...
Umursayacak mı? Hayır!
Mesela Jan Van Riebeek parkında oturup bu ad nereden geliyor diye sormuş mudur? Hayır!
Güney Afrika veya Endonezya'ya gittiğinde Hollandalı sömürgecilerin izlerini sorgular mı? Ne gezer!

***

Şu notu eklemeden yazıyı kapatmayayım...
Bu tayfa mesela Amsterdam'daki o güzelim Van Gogh müzesinde saatler geçirir sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
Onlardan biriyle gitmiştim bir seferinde...
Beş dakika zor kaldı içerde ama tv'de uzun uzun ballandırarak anlattı.
Hieronymus Bosch, Johannes Vermeer falan demeyin şimdi...
Hele Spinoza'nın felsefesi...
Geçin, geçin!
"İzmir Marşı"nı söylüyorlar ya, her şeylerine yetiyor!